Deneyiminizi iyileştirmek, site trafiğini analiz etmek ve reklamları kişiselleştirmek için çerezler kullanıyoruz.
Detaylar için Gizlilik Politikası'nı inceleyebilirsiniz.
Ekonomi: Sınırsız ihtiyaçların sınırlı kaynaklarla en iyi nasıl karşılanacağını inceleyen bilim dalı.
Kıtlık: Kaynakların ihtiyaçlar ölçüsünde sınırlı kalması durumu.
Normatif Ekonomi: Ekonomik problemin çözümüne yönelik fikirler sunar, 'ne olması gerektiğini' tartışır.
Pozitif Ekonomi: Sebep-sonuç ilişkileri doğrultusunda süreklilik arz eden çözümler arar, 'ne olduğunu' inceler.
Mikro Ekonomi: Bireylerin ve firmaların davranışlarını, fiyat mekanizması ve piyasa çeşitlerini inceler.
Makro Ekonomi: Toplumun genelini, milli gelir, istihdam, fiyat düzeyi gibi kavramları inceler.
Fırsat Maliyeti: Bir seçimin yapılmasıyla vazgeçilen en iyi alternatifin değeri.
Kardinal Fayda: Faydanın 'util' adı verilen bir ölçü birimiyle sayısal olarak hesaplanabildiğini ileri sürer.
Marjinal Fayda: Tüketilen her birim malın toplam faydaya yaptığı katkı.
Azalan Marjinal Fayda Kanunu: Tüketilen her birim maldan sonra sağlanan ilave faydanın düşmesi.
Ordinal Fayda: Faydanın sayısal olarak değil, sadece farklı mallar arasında tercih sırasının oluşturulabileceğini savunur (kayıtsızlık eğrileri).
Marjinal İkame Oranı (MRS): Bir maldan bir birim daha fazla tüketmek için diğer maldan ne kadar vazgeçilmesi gerektiğini gösterir (kayıtsızlık eğrisinin eğimi).
Üretim Olanakları Eğrisi (ÜOE): İki mal üreten bir ekonomi için üretilen malların miktarını ve üretim faktörlerinin etkin kullanımını gösterir.
Örnek: Eğer bir birim A malından elde edilen marjinal fayda 10 util ve fiyatı 2 TL ise, $10/2 = 5$ olmalıdır.
Ordinal Fayda Bütçe Fonksiyonu
$M= PA \times A + PB \times B$
M: Bireyin geliri/bütçesi
PA: A malının fiyatı
A: A malından satın alınan miktar
PB: B malının fiyatı
B: B malından satın alınan miktar
Örnek: Geliri 100 TL olan bir birey, A malının fiyatı 10 TL, B malının fiyatı 5 TL ise, $100 = 10A + 5B$ bütçe fonksiyonudur.
Marjinal İkame Oranı (MRS)
$MRS = - \Delta A/\Delta B$
$\Delta A$: A malındaki değişim
$\Delta B$: B malındaki değişim
Örnek: Eğer 1 birim A malından vazgeçilerek 2 birim B malı elde ediliyorsa, $MRS = -(-1)/2 = 0.5$.
Üretim Fonksiyonu
$Q=Af(K,L)$
Q: Üretim düzeyi
A: Teknoloji parametresi
K: Sermaye miktarı
L: Emek gücü miktarı
Örnek: Teknolojik gelişme (A'nın artması) veya K ve L'nin artması Q'yu artırır.
Marjinal Dönüşüm Oranı (MRT)
$MRT = - \Delta Y / \Delta X$
$\Delta Y$: Y malındaki değişim
$\Delta X$: X malındaki değişim
Örnek: 100 adet buğdaydan vazgeçilerek 50 adet bilgisayar üretiliyorsa, $MRT = -(-100)/50 = 2$.
Arz Fonksiyonu
$QS= a + bP$
QS: Malın arz edilen miktarı
a: Sabit
b: Fiyatın katsayısı (eğim)
P: Malın fiyat düzeyi
Örnek: Eğer $QS = 10 + 2P$ ise, fiyat 5 TL olduğunda $QS = 10 + 2(5) = 20$ birimdir.
Önemli Noktalar
Ekonomi sadece parasal değil, sosyolojik yönü de olan bir sosyal bilimdir; birey ve aile ekonominin temel noktasıdır.
Pozitif ekonomi 'ne olduğunu', normatif ekonomi ise 'ne olması gerektiğini' tartışır.
Kısmi denge analizi diğer faktörleri ihmal ederken, genel denge analizi tüm unsurları aynı anda inceler.
Statik analiz zaman boyutunu ihmal ederken, dinamik analiz zaman boyutunu öne çıkarır.
Malın kendi fiyatındaki değişiklik arz/talep eğrisi üzerinde harekete neden olurken, fiyat dışındaki faktörler eğrinin kaymasına neden olur.
Üretim olanakları eğrisi, kıt kaynaklarla üretilebilecek maksimum mal bileşimlerini gösterir; içindeki noktalar atıl kapasiteyi, dışındaki noktalar ulaşılamaz üretimi ifade eder.
Sık Yapılan Hatalar
Arz eğrisi üzerinde hareket ile arz eğrisinin kaymasını karıştırmak. Fiyat değişimi eğri üzerinde hareket ettirir, diğer faktörler eğriyi kaydırır.
Kardinal ve ordinal fayda yaklaşımlarının temel farklarını göz ardı etmek; faydanın ölçülebilir olup olmadığına dair varsayımları karıştırmak.
Fırsat maliyeti kavramını sadece parasal maliyet olarak düşünmek; vazgeçilen en iyi alternatifin gerçek değerini gözden kaçırmak.
Üretim olanakları eğrisinin içbükeyliğinin nedenlerini (artan fırsat maliyeti, azalan verimler yasası, faktörlerin farklı verimlilikleri) anlamamak.
Temel Kavramlar
Malın kendi fiyatındaki bir değişme, arz eğrisinin konumunu değiştirmeyip, eğri üzerinde bir noktadan başka bir noktaya harekete neden olur. Bu durum, arz edilen miktarın değişmesi olarak adlandırılır. Fiyat dışındaki faktörler ise arz eğrisinin tamamının kaymasına yol açar.
Eğer üretici gelecekte malın fiyatının düşeceği beklentisi içindeyse, mevcut durumda fiyat yüksekken daha fazla mal arz ederek karını maksimize etmeye çalışır. Bu durum, arz eğrisinin sağa kaymasına neden olur.
Arz eğrisi fonksiyonunda $Q_S = a + bP$ ifadesinde, 'b' katsayısı fiyatın katsayısı olup, aynı zamanda arz eğrisinin eğimini temsil eder. Arz edilen miktar ile malın fiyatı arasındaki pozitif yönlü ilişkiyi gösterir.
Tanıma göre, belirli bir zamanda belirli bir fiyat üzerinden tüketiciler tarafından malın piyasadan satın alınmaya razı olunması 'talep' olarak adlandırılır. Bu kavram, tüketici tarafını temsil eder.
Talep eğrisinin negatif eğimli olmasının temel nedeni, malın fiyatı ile talep edilen miktar arasında ters orantılı bir ilişki bulunmasıdır. Yani fiyat arttığında talep edilen miktar azalır, fiyat düştüğünde talep edilen miktar artar. Bu durum 'talep kanunu' olarak bilinir.
Tamamlayıcı malının fiyatının artması, söz konusu malın fiyatı değişmese bile talebini azaltır ve talep eğrisini sola kaydırır. Örneğin, benzin fiyatlarının artması araba talebini azaltır.
Talep eğrisi fonksiyonunda $Q_D = a - bP$ ifadesinde, 'P' malın fiyat düzeyini belirtmektedir.
Tanıma göre, gelir artışına bağlı olarak, talebi etkileyen diğer tüm faktörler sabitken, talebi azalan mallara 'Düşük Mal' denir.
Bir malın Giffen Mal olması için üç temel şart vardır: tüketicinin bütçesinde önemli yer teşkil etmesi, gerekli bir mal olması ve bir düşük mal olması. Lüks tüketim malı olması Giffen mal şartlarından biri değildir; aksine, Giffen mallar genellikle temel gıda maddeleri gibi zorunlu ve düşük kaliteli mallardır.
Giffen mallarda, pozitif gelir etkisi (gelir artışı talebi azaltır) negatif ikame etkisinden (fiyat düşüşü talebi artırır) mutlak değer olarak daha büyüktür. Bu durum, fiyat düşüşünün talep edilen miktarı da düşürmesine, fiyat artışının ise talep edilen miktarı artırmasına neden olur. Dolayısıyla, talep yasası geçerli olmaz ve talep eğrisi pozitif eğimlidir.
Piyasa arz ve piyasa talep eğrilerinin kesiştiği nokta, piyasadaki aktörlerin bulunmaya razı oldukları nihai karar noktası olan 'piyasa denge noktasını' ifade eder. Bu noktada denge fiyatı ve denge miktarı belirlenir.
Arz ve talebin aynı anda ve aynı oranda artması durumunda, her iki eğri de sağa kayar. Bu durumda, fiyat üzerindeki zıt etkiler (arz artışı fiyatı düşürme, talep artışı fiyatı yükseltme) birbirini götürdüğü için denge fiyat düzeyi değişmez. Ancak hem arzın hem de talebin artması nedeniyle daha yüksek bir denge miktarı seviyesine ulaşılır.
Önemli Formüller
Denge Fiyatını Hesaplama
$4 + 4P = 40 – 5P$
Açıklama: Piyasa dengesinde arz edilen miktar talep edilen miktara eşit olmalıdır ($Q_S = Q_D$). Bu eşitliği kullanarak denge fiyatını bulalım.
Açıklama: Talep miktarındaki yüzde değişimi ($(\Delta Q / Q_1)$) hesaplayalım.
Örnek: $((160 - 200) / 200) = (-40 / 200) = -0.2$
Fiyattaki Yüzde Değişimi Hesaplama
$(\Delta P / P_1) = ((P_2 - P_1) / P_1)$
Açıklama: Fiyattaki yüzde değişimi ($(\Delta P / P_1)$) hesaplayalım.
Örnek: $((15 - 10) / 10) = (5 / 10) = 0.5$
Fiyat Esnekliğini Hesaplama
$E_d = (\Delta Q / Q_1) / (\Delta P / P_1)$
Açıklama: Talep fiyat esnekliği formülünü ($E_d = (\Delta Q / Q_1) / (\Delta P / P_1)$) kullanarak sonucu bulalım.
Örnek: $E_d = -0.2 / 0.5 = -0.4$
Ortalama Ürünü (AP) Hesaplama
$AP = TP / L$
Açıklama: 3. işçi için ortalama ürün, toplam ürünün (120) emek miktarına (3) bölünmesiyle bulunur.
Örnek: $AP = 120 / 3 = 40$
Önemli Noktalar
Eğer üretici gelecekte malın fiyatının düşeceği beklentisi içindeyse, mevcut durumda fiyat yüksekken daha fazla mal arz ederek karını maksimize etmeye çalışır. Bu durum, arz eğrisinin sağa kaymasına neden olur.
Tamamlayıcı malının fiyatının artması, söz konusu malın fiyatı değişmese bile talebini azaltır ve talep eğrisini sola kaydırır. Örneğin, benzin fiyatlarının artması araba talebini azaltır.
Tanıma göre, gelir artışına bağlı olarak, talebi etkileyen diğer tüm faktörler sabitken, talebi azalan mallara 'Düşük Mal' denir.
Bir malın Giffen Mal olması için üç temel şart vardır: tüketicinin bütçesinde önemli yer teşkil etmesi, gerekli bir mal olması ve bir düşük mal olması. Lüks tüketim malı olması Giffen mal şartlarından biri değildir; aksine, Giffen mallar genellikle temel gıda maddeleri gibi zorunlu ve düşük kaliteli mallardır.
Giffen mallarda, pozitif gelir etkisi (gelir artışı talebi azaltır) negatif ikame etkisinden (fiyat düşüşü talebi artırır) mutlak değer olarak daha büyüktür. Bu durum, fiyat düşüşünün talep edilen miktarı da düşürmesine, fiyat artışının ise talep edilen miktarı artırmasına neden olur. Dolayısıyla, talep yasası geçerli olmaz ve talep eğrisi pozitif eğimlidir.
Arz ve talebin aynı anda ve aynı oranda artması durumunda, her iki eğri de sağa kayar. Bu durumda, fiyat üzerindeki zıt etkiler (arz artışı fiyatı düşürme, talep artışı fiyatı yükseltme) birbirini götürdüğü için denge fiyat düzeyi değişmez. Ancak hem arzın hem de talebin artması nedeniyle daha yüksek bir denge miktarı seviyesine ulaşılır.
Talebin fiyat esnekliği mutlak değer olarak 1'den büyükse ($|E_d| > 1$), talep 'esnek talep' olarak adlandırılır. Bu durumda, fiyattaki yüzdesel değişime kıyasla talep edilen miktarda daha büyük bir yüzdesel değişim görülür.
Sık Yapılan Hatalar
Üretim maliyetlerinin azalması arz eğrisini sağa kaydıran bir faktördür.
Üretici sayısının artması arz eğrisini sağa kaydıran bir faktördür.
Üretim maliyetlerinin artması, aynı fiyattan daha az kar elde etme isteği doğurur ve arz eğrisini sola kaydırır.
Üretici sayısının azalması, toplam arzı düşürür ve arz eğrisini sola kaydırır.
Temel Kavramlar
Tam rekabetçi bir firmada, karda olunan üretim aralığında toplam gelir (TR) ve toplam maliyet (TC) eğrileri arasındaki dikey mesafenin en fazla olduğu üretim seviyesinde maksimum kar elde edilir. Başabaş noktaları ise TR=TC seviyelerini ifade eder.
Eksik rekabet piyasalarında fiyat, tam rekabetin aksine, piyasa mekanizması içinde serbestçe belirlenmez. Alıcı ve satıcıların fiyat ve miktar üzerinde belirli bir kontrolü bulunur.
Monopol piyasasının en önemli özelliklerinden biri, monopolcü firmanın ürettiği malın yakın ikamesinin bulunmamasıdır. Bu durum, firmanın piyasa gücünü ve fiyat kontrolünü artırır.
Firmalar arası rekabeti artırıcı anlaşmalar monopolleşmeye değil, aksine rekabetin artmasına yol açar. Monopolleşmeye yol açan anlaşmalar genellikle rekabeti kısıtlayıcı, fiyatları veya üretimi kontrol edici niteliktedir (kartel, tröst gibi).
Monopolcü firma fiyat belirleyici olduğu için negatif eğimli bir talep eğrisi ile karşılaşır. Bu talep eğrisi aynı zamanda ortalama gelir (AR) eğrisidir. Marjinal hasıla (MR) eğrisi ise talep eğrisinin altında yer alır ve genellikle talep eğrisinin iki katı eğimlidir.
Lerner endeksi $L = (P-MC) / P$ formülü ile hesaplanır ve 0 ile 1 aralığında değer alır. Endeksin değerinin 1'e yaklaşması, firmanın marjinal maliyetin üzerinde fiyat belirleme gücünün, dolayısıyla monopol gücünün arttığı anlamına gelir.
Birinci dereceden fiyat farklılaştırması, 'tam fiyat farklılaştırması' olarak da bilinir. Bu durumda monopolcü, her bir malı ayrı bir fiyattan satarak tüketici rantının tamamını ele geçirmeye çalışır. Bu, monopole en fazla kar getiren ancak pratikte uygulanması en zor fiyat farklılaştırma türüdür.
İkinci dereceden fiyat farklılaştırmasında, mal kümeleri veya kullanım miktarlarına göre farklı fiyatlar uygulanır. Elektrik dağıtımcısı firmanın farklı kW değerleri için farklı fiyatlar talep etmesi, bu tür fiyat farklılaştırmasına tipik bir örnektir.
Üçüncü dereceden fiyat farklılaştırmasında, farklı talep esnekliklerine sahip piyasalar arasında arbitraj imkanının olmaması, yani düşük fiyatla edinilen malın talep esnekliği düşük diğer piyasada satılmamasının engellenmesi, uygulamanın başarısı için kritik bir koşuldur.
Monopolcü rekabet piyasasının tam rekabetten temel farkı ürün farklılaştırmasının olmasıdır. Tam rekabette ürünler homojendir, monopolcü rekabette ise firmalar farklılaştırılmış ürünler sunar.
Monopolcü rekabet piyasasında ürün farklılaştırması olduğu için firmanın talep eğrisi negatif eğimlidir. Ancak piyasada çok sayıda firma ve serbest giriş-çıkış olduğu için monopol piyasasına göre daha esnek, tam rekabet piyasasına göre ise daha inelastiktir.
Oligopol piyasasının en önemli özelliklerinden biri firmalar arasındaki bağımlılıktır. Firmalar karar alırken diğer firmaların tepkilerini göz önünde bulundurur, çünkü bir firmanın kararları diğer firmaları doğrudan etkiler.
Önemli Noktalar
Tam rekabetçi bir firmada, karda olunan üretim aralığında toplam gelir (TR) ve toplam maliyet (TC) eğrileri arasındaki dikey mesafenin en fazla olduğu üretim seviyesinde maksimum kar elde edilir. Başabaş noktaları ise TR=TC seviyelerini ifade eder.
Firmalar arası rekabeti artırıcı anlaşmalar monopolleşmeye değil, aksine rekabetin artmasına yol açar. Monopolleşmeye yol açan anlaşmalar genellikle rekabeti kısıtlayıcı, fiyatları veya üretimi kontrol edici niteliktedir (kartel, tröst gibi).
Monopolcü firma fiyat belirleyici olduğu için negatif eğimli bir talep eğrisi ile karşılaşır. Bu talep eğrisi aynı zamanda ortalama gelir (AR) eğrisidir. Marjinal hasıla (MR) eğrisi ise talep eğrisinin altında yer alır ve genellikle talep eğrisinin iki katı eğimlidir.
Lerner endeksi $L = (P-MC) / P$ formülü ile hesaplanır ve 0 ile 1 aralığında değer alır. Endeksin değerinin 1'e yaklaşması, firmanın marjinal maliyetin üzerinde fiyat belirleme gücünün, dolayısıyla monopol gücünün arttığı anlamına gelir.
Birinci dereceden fiyat farklılaştırması, 'tam fiyat farklılaştırması' olarak da bilinir. Bu durumda monopolcü, her bir malı ayrı bir fiyattan satarak tüketici rantının tamamını ele geçirmeye çalışır. Bu, monopole en fazla kar getiren ancak pratikte uygulanması en zor fiyat farklılaştırma türüdür.
Üçüncü dereceden fiyat farklılaştırmasında, farklı talep esnekliklerine sahip piyasalar arasında arbitraj imkanının olmaması, yani düşük fiyatla edinilen malın talep esnekliği düşük diğer piyasada satılmamasının engellenmesi, uygulamanın başarısı için kritik bir koşuldur.
Monopolcü rekabet piyasasında ürün farklılaştırması olduğu için firmanın talep eğrisi negatif eğimlidir. Ancak piyasada çok sayıda firma ve serbest giriş-çıkış olduğu için monopol piyasasına göre daha esnek, tam rekabet piyasasına göre ise daha inelastiktir.
Sık Yapılan Hatalar
Tam rekabetçi bir piyasada marjinal gelir, ortalama gelir ve fiyat birbirine eşittir.
Tam rekabetçi bir firmanın toplam gelir eğrisi, fiyat sabit olduğu için üretim miktarı arttıkça doğrusal ve artan bir seyir izler.
Başabaş noktaları toplam gelirin toplam maliyete eşit olduğu (TR=TC) noktalardır. Maksimum kar ise marjinal gelir ve marjinal maliyetin eşit olduğu noktada elde edilir.
Tam rekabetçi piyasalarda fiyat, piyasa mekanizması içinde alıcı ve satıcıların bireysel kontrolü olmaksızın belirlenir; firmalar fiyat alıcıdır.
Eksik rekabetin tanımı gereği, rekabet koşulları tam olarak gerçekleşmez.
4
Para Talebi Teorileri ve Finansal Piyasalar
Temel Kavramlar
Para Talebi: Hane halklarının, firmaların ve devletin kendilerinde bulundurmak istedikleri para miktarıdır. Nüfus, ödeme sistemleri, fiyatlar genel seviyesi, beklentiler ve faiz oranı gibi faktörlerden etkilenir.
Reel Para Talebi ($M_d/P$): Fiyat etkilerinden arındırılmış haliyle ekonomik birimlerin satın alma gücünü gösterir. Reel gelir ile pozitif, faiz oranı ile negatif ilişkilidir.
Fisher Miktar Teorisi ($M \\1 V = P \\1 Y$): Klasik yaklaşıma göre, belirli bir gelir düzeyinin ne kadarının para olarak elde tutulduğunu gösterir. Para talebinin faiz esnekliğinin sıfır olduğunu varsayar. Kısa dönemde V ve Y sabittir.
Cambridge Yaklaşımı ($M_d = k \\1 P \\1 Y$): Alfred Marshall ve Arthur Cecil Pigou tarafından geliştirilmiştir. Nominal gelirin para olarak tutulmak istenen kısmını ('k') açıklar. İşlem ve servet tutma güdüleri para talebini belirler.
Önemli Formüller
Reel Para Talebi Fonksiyonu: $M_d/P = L(Y,i)$
Fisher Miktar Teorisi: $M \\1 V = P \\1 Y$
Tüm ders notlarına erişmek için ücretsiz kayıt olun
Emisyon Hacmi: TCMB tarafından ihraç edilen (piyasaya sürülen) banknotların toplam tutarıdır, temel olarak bireylerin para talebi tarafından belirlenir.
Para Talebi Saikleri: İşlem (gelirin pozitif fonksiyonu), ihtiyat (gelirin pozitif fonksiyonu) ve spekülasyon (faiz oranlarının negatif fonksiyonu) saiklerinden oluşur.
Açık Piyasa İşlemleri (APİ): Merkez Bankası'nın piyasadaki likidite düzeyini istikrarlı hale getirmek için finansal araçların alım-satımını yaptığı temel para politikası aracıdır (Repo, Ters Repo, Doğrudan Alım/Satım, Likidite Senedi İhracı).
Sterilizasyon: Merkez bankalarının döviz kuruna müdahale etmeleri sonucunda piyasada oluşan likidite değişimini açık piyasa işlemleri yoluyla ayarlama işlemidir.
Önemli Formüller
LM Denklemi: $i = \frac{1}{h}(kY - \frac{M}{P})$
Tüm ders notlarına erişmek için ücretsiz kayıt olun
Kamu Gelirleri, Maliye Politikası ve Makroekonomik Etkileri
Temel Kavramlar
Ricardocu Denklik: Bugünkü vergi indirimlerinin gelecekteki vergi artırımlarıyla finanse edileceği beklentisiyle ekonomik birimlerin tüketim kararlarında değişikliğe gitmemesi.
Dışlama Etkisi (Crowding Out): Devletin borçlanma talebiyle piyasaya girmesi sonucu faiz oranlarının artması ve özel sektör yatırımlarının düşmesi.
Harç: Kamu hizmetlerinden faydalanan kişilerden alınan bedel.
Şerefiye: Kamu hizmetleri nedeniyle değeri artan gayrimenkullerden alınan değer artış bedeli (örn. Harcamalara Katılma Payı).
Önemli Formüller
Vergi Yükü: $Vergi \ Yükü = \frac{Ödenen \ Vergi}{Gelir}$
Kamu Harcamaları Çarpanı (Kapalı Ekonomi): $k_{kh} = \frac{1}{1-c}$
Tüm ders notlarına erişmek için ücretsiz kayıt olun
IS-LM Analizi, Milli Gelir Göstergeleri ve Ekonomik Görüşler
Temel Kavramlar
IS Eğrisi: Mal piyasasının dengede olduğu milli gelir (Y) ve faiz oranı (i) bileşimlerini gösteren negatif eğimli eğri. Tasarruf-yatırım eşitliğini ifade eder.
LM Eğrisi: Para piyasasının dengede olduğu milli gelir (Y) ve faiz oranı (i) bileşimlerini gösteren pozitif eğimli eğri. Para arzı ve talebi eşitliğini ifade eder.
Dışlama Etkisi (Crowding Out): Genişletici maliye politikası sonucu faiz oranlarının yükselmesiyle özel yatırımların azalması.
Likidite Tuzağı: Faiz oranlarının belli bir seviyenin altına düşemediği ve para politikasının etkisiz, maliye politikasının ise tam etkin olduğu durum (yatay LM eğrisi).
Önemli Formüller
Ekonomik Büyüme Oranı: $Ekonomik \ büyüme \ oranı = \frac{(Y_t - Y_{t-1})}{Y_{t-1}} \times 100$
Devlet politikaları olarak işsizlere sigorta yapılması, iş arama faaliyetlerini yavaşlatarak doğal işsizlik oranını etkileyen faktörlerden biridir. Bu durum, bireylerin iş arama motivasyonlarını azaltarak işsizlik süresini uzatabilir ve doğal işsizlik oranının yükselmesine katkıda bulunabilir.
Emek piyasasında, ücretler arttıkça firmaların emek talebi azalacağı için emek talep eğrisi negatif eğimlidir. Tersine, ücretler arttıkça bireyler daha fazla çalışmak isteyeceği için emek arz eğrisi pozitif eğimlidir.
Etkin regülasyon ve denetimin olması durumunda kayıtdışı istihdamın artması değil, aksine azalması beklenir. Kayıtdışı istihdam, genellikle asgari ücret gibi düzenlemelerden kaçınmak amacıyla ortaya çıkar.
Phillips, 1958'deki çalışmasında işsizlik oranı ile nominal ücretlerdeki değişim oranı arasında ters yönlü bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Yani işsizlik düşük olduğunda ücretler yüksek, işsizlik yüksek olduğunda ise ücretler düşük seviyelerde gerçekleşmektedir.
Konjonktürel Dalgalanmalar, Ekonomik Denge ve Büyüme
Temel Kavramlar
Talep Şoku: Toplam talepteki ani ve beklenmedik değişimler. Negatif şok (daralma), Pozitif şok (genişleme) olarak ikiye ayrılır.
Arz Şoku: Toplam arz miktarında görülen artış veya azalışlar. Negatif şok (daralma), Pozitif şok (genişleme) olarak ikiye ayrılır.
İç Denge: Ülke ekonomisinin tam istihdamda olduğu ve fiyat istikrarının sağlandığı durumu ifade eder. Tam istihdamda doğal işsizlik haddi ve düşük fiyat değişimleri kabul edilebilir.
Dış Denge: Ülke ekonomisinin diğer ülkelerle olan ekonomik ilişkilerinde (ödemeler dengesi) fazla veya açık olmaması durumudur.
Önemli Formüller
Cobb-Douglas Üretim Fonksiyonu: $Y = A imes K^\alpha imes L^{1-\alpha}$
Büyüme Muhasebesi (Çıktı Büyüme Oranı): $\%\Delta Y = \%\Delta A + \alpha \%\Delta K + (1-\alpha) \%\Delta L$
Tüm ders notlarına erişmek için ücretsiz kayıt olun
Durağan Büyüme Oranı (%∆Y): Nüfus artışı (%∆N) ve teknolojik ilerleme (%∆A) oranlarının toplamına eşittir: %∆Y=%∆N+%∆A.
Orta Gelir Tuzağı: Bir ekonominin orta gelir seviyesine ulaştıktan sonra büyüme performansının yavaşlaması ve yüksek gelir seviyesine ulaşamaması durumudur. En önemli faktörü beşeri sermaye eksikliğidir.
Merkantilizm: 16-17. yüzyıllarda ortaya çıkan, dış ticaret fazlası ve kıymetli maden birikimini savunan, dış ticareti sıfır toplamlı bir oyun olarak gören ekonomik doktrin.
Mutlak Üstünlükler Teorisi: Adam Smith tarafından geliştirilen, ülkelerin daha az kaynak kullanarak veya daha ucuza ürettikleri mallarda uzmanlaşmasını öngören teori.
Vadeli Döviz Piyasası ve Uluslararası Parite Koşulları
Temel Kavramlar
Dolaylı kotasyon, yerli para biriminin baz para birimi olarak kabul edildiği ve yabancı para biriminin bu yerli para birimi cinsinden ifade edildiği kotasyon türüdür. Örneğin, Alman vatandaşları için EUR/USD kotasyonu (1 EUR = X USD) dolaylı kotasyon olur, çünkü EUR onların yerli para birimidir.
Döviz kurları genellikle ondalık basamak üzerinden kote edilir. 'Pip' terimi, virgülden sonraki dördüncü basamağı ifade eder ve döviz kurundaki en küçük fiyat değişim birimi olarak kullanılır.
Alım/satım makası (bid/ask spread), satıcının bir para birimini almak istediği fiyat (bid) ile satmak istediği fiyat (ask/offer) arasındaki farkı ifade eder. Bu fark, piyasa yapıcılarının işlem maliyetlerini ve kar marjlarını temsil eder.
Likiditenin yüksek olduğu piyasa ortamlarında, alım/satım makası daralır. Yüksek likidite, daha fazla alıcı ve satıcının olduğu, işlemlerin kolayca ve düşük maliyetle yapılabildiği anlamına gelir, bu da piyasa yapıcılarının marjlarını düşürmesine olanak tanır.
Önemli Formüller
Çapraz Kur Formülünü Uygulama: $AUD/EUR = AUD/USD \times USD/EUR$
Uluslararası Makroekonomik Yaklaşımlar ve Politikalar
Temel Kavramlar
Göreceli Satınalma Gücü Paritesi: İki ülkenin enflasyon oranları farkının döviz kurundaki değişime eşit olduğunu savunan yaklaşım.
Parasalcı Yaklaşım: Para arzı ve talebinin döviz kurunu belirlediğini öne süren yaklaşım.
Portföy Denge Modeli: Döviz kurundaki dalgalanmalar ile yabancı menkul kıymetlerin arz ve talebi üzerinden analiz yapan, uzun dönemde kur değişimlerini inceleyen makroekonomik yaklaşım.
Mundell-Fleming Modeli: IS-LM modelinin açık ekonomiye uyarlanmış versiyonu olup, uluslararası sermaye hareketlerinin makroekonomik politikaların etkinliğini belirlemedeki rolünü değerlendirir.