Sesli Anlatım

MASAK Modül 2 — Uyum Yönetimi, Denetim ve Müşterinin Tanınması

Uyum birimi ve uyum görevlisi, uyum programı, yükümlülük denetimi ve idari para cezaları, bilgi verme ve muhafaza, müşterinin tanınması, sıkılaştırılmış tedbirler, uzaktan kimlik tespiti

231 dakika 18 bölüm 1238 cümle İlk 5 dk ücretsiz
231 dk 18 bölüm
MASAK Uyum Görevlisi ve Birimi Yasal Sorumlulukları

MASAK Uyum Görevlisi ve Birimi Yasal Sorumlulukları

Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, kısa adıyla MASAK Uyum Görevlisi Yetkilendirme Sınavına hazırlık amacıyla hazırlanan bu derste, uyum yönetiminde görev ve sorumluluklar çerçevesinde uyum birimi ve uyum görevlisi konuları tüm hukuki boyutlarıyla ele alınacaktır. Uyum programının en önemli ve temel parçasını, mevzuata uygun şekilde bir uyum görevlisinin atanması ve bu görevliye bağlı olarak çalışacak etkin bir uyum biriminin teşkil edilmesi oluşturmaktadır. Sınavda doğrudan soru olarak karşımıza çıkan bu yapının işleyişi, personelin görev sınırları, atama koşulları ve nihai sorumluluğun kime ait olduğu hususları büyük bir titizlikle öğrenilmelidir. Uyum Yönetmeliğinde yer alan tanıma göre uyum birimi, uyum görevlisine bağlı olarak çalışan ve uyum programının yürütülmesiyle görevlendirilen personelden oluşan birimdir. Uyum Yönetmeliğinin on sekizinci maddesi uyarınca yükümlünün yönetim kurulu, uyum görevlisinin mevzuatla getirilen görev ve sorumluluklarını etkin bir biçimde yerine getirebilmesini temin etmek zorundadır. Bu amaç doğrultusunda yönetim kurulu; yükümlünün işletme büyüklüğü, işlem hacmi, şube sayısı, personel sayısı ve karşılaşabileceği risklerin yüksekliği gibi unsurları dikkate alarak uyum biriminin kurulmasını sağlar. Ayrıca bu birime yeterli sayıda nitelikli personel ve gerekli mali kaynak tahsisini gerçekleştirmek yine yönetim kurulunun temel sorumlulukları arasında yer almaktadır. Uyum biriminde istihdam edilen personelin görev ve yetki sınırları sınav açısından kritik bir ayrıma dayanır. Uyum birimi personeli, şüpheli işlemlere konu teşkil edebilecek dahili bildirimlerin beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun, bu Kanun uyarınca çıkarılan yönetmelikler, tebliğler ve diğer bilgiler ışığında değerlendirilmesi sürecinde fiilen görev alabilir. Personel bu kapsamda gerekli araştırma ve incelemeleri yürütebilir. Ancak burada sınavda özellikle dikkat edilmesi gereken temel kural şudur: Uyum birimi personeli, bir işlemin şüpheli işlem olarak MASAK Başkanlığına bildirilip bildirilmemesine kesinlikle tek başına karar veremez. Aynı şekilde bu personelin doğrudan Başkanlığa şüpheli işlem bildiriminde bulunma yetkisi de bulunmamaktadır. Şüpheli işlem kapsamında uyum görevlisine yapılan dahili bildirimler yasal olarak gizlilik kapsamındadır. Bu nedenle personelin gizlilik yükümlülüğünü ihlal etmeyecek biçimde çalışması için gerekli tüm önlemler yönetim kurulu ve uyum görevlisi tarafından müştereken alınır. Uyum görevlisinin tanımına ve atanma usulüne geçecek olursak; uyum görevlisi, beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanun ve bu Kanuna dayanılarak yürürlüğe konulan mevzuatla getirilen yükümlülüklere uyumu sağlamak amacıyla istihdam edilen ve gerekli yasal yetkilerle donatılmış olan görevlidir. Uyum Yönetmeliğinin on altıncı maddesi hükmü gereğince yükümlüler, faaliyet izninin alınmasını müteakip otuz gün içinde uyum programının yürütülmesi amacıyla bir uyum görevlisi atamak zorundadır. Bu otuz günlük süre kanuni bir hak düşürücü süre niteliğinde olup atamanın zamanında yapılması zorunludur. Uyum görevlisi, doğrudan yönetim kuruluna veya yönetim kurulunun bu husustaki yetkisini devrettiği bir veya birden fazla üyeye bağlı olacak şekilde atanır. Ayrıca uyum görevlisinin münhasıran kurum personeli olarak istihdam edilmesi şarttır; yani kurum dışından dış kaynak kullanımı yoluyla uyum görevlisi istihdam edilemez. Uyum görevlisinin kurum içindeki rolü belirlenirken mevzuat çok kesin bir sınır çizmiştir. Uyum görevlisinin uhdesinde, satış ve pazarlamayla ilgili olmamak şartıyla, uyum programının yürütülmesini aksatmayacak nitelikteki diğer görevler bulunabilir. Bu ayrımı karıştırmamak önemlidir. Uyum görevlisine satış, pazarlama veya doğrudan gelir getirici ticari faaliyetlerle ilgili görevler kesinlikle verilemez. Satış ve pazarlama dışındaki idari görevlerin verilmesi ise ancak uyum programının yürütülmesini aksatmaması şartına bağlıdır. Uyum görevlisi yardımcısının atanması da yine Uyum Yönetmeliğinin on altıncı maddesinde düzenlenmiştir. Yükümlüler, uyum programının eksiksiz icrası amacıyla uyum görevlisi için aranan tüm şartları ve nitelikleri taşıyan en az bir uyum görevlisi yardımcısı atamak mecburiyetindedir. Birden fazla yardımcı atanması mümkün olmakla birlikte, mevzuat en az bir kişinin atanmasını zorunlu kılmıştır. Uyum görevlisi yardımcısı, doğrudan uyum görevlisine bağlı olarak çalışır ve tıpkı uyum görevlisi gibi münhasıran kurum personeli statüsünde atanır. Uyum görevlisi yardımcısı da uyum görevlisiyle aynı usul ve süre şartına tabi olup faaliyet izninin alınmasını müteakip otuz gün içinde atanmalıdır. Birden fazla uyum görevlisi yardımcısı atanacağı hallerde, bu otuz günlük süre şartı yalnızca ilk atanacak uyum görevlisi yardımcısı için aranır. Uyum görevlisi, sahip olduğu görev ve yetkilerin bir kısmını veya tamamını, açık bir şekilde ve yazılı olmak kaydıyla uyum görevlisi yardımcısına devredebilir. Ancak bu noktada unutulmamalıdır ki, söz konusu görev ve yetki devrinin yapılmış olması, uyum görevlisinin mevzuattan kaynaklanan nihai sorumluluğunu hiçbir şekilde ortadan kaldırmaz. Atama işlemlerinin resmiyet kazanması ve MASAK Başkanlığına bildirilmesi sürecinde Ek-iki Taahhüt Formu devreye girer. Uyum Yönetmeliğinin on altıncı maddesi gereğince, uyum görevlisi ve uyum görevlisi yardımcısına ilişkin olarak mevzuat ekinde yer alan Ek-iki Taahhüt Formu, yükümlünün yönetim kurulu veya yetkisini devrettiği yönetim kurulu üye ya da üyeleri tarafından usulüne uygun olarak imzalanır. İmzalanan bu form, atanma tarihinden itibaren en geç on gün içerisinde MASAK Başkanlığına gönderilmek zorundadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, on günlük bildirim süresidir. Başkanlık, söz konusu taahhüt formunun içeriğini değiştirmeye yetkili olup bu formlarda yapılan değişiklikler Başkanlığın resmi internet sitesi vasıtasıyla kamuoyuna duyurulmaktadır. Uyum görevlisi veya uyum görevlisi yardımcısı olarak atanacak kişilerde bulunması gereken nitelikler Uyum Yönetmeliğinin on yedinci maddesinde tek tek ve ayrıntılı bir biçimde sayılmıştır. Yönetmeliğin on altıncı maddesi uyarınca yardımcıların da asil görevliyle aynı şartları taşıması emredildiğinden, bu kriterler her iki pozisyon için de istisnasız aranır. İlk olarak kişinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması ve kamu haklarından mahrum bulunmaması şarttır. Adli sicil ve mahkûmiyet yönünden ise son derece katı sınırlamalar getirilmiştir. Adayların taksirli suçlar hariç olmak üzere, affa uğramış olsalar dahi yürürlükten kaldırılan yedi yüz altmış beş sayılı Türk Ceza Kanunu ve diğer kanunlar uyarınca ağır hapis veya beş yıldan fazla hapis cezası almamış olmaları gerekir. beş bin iki yüz otuz yedi sayılı Türk Ceza Kanunu ve diğer kanunlar uyarınca ise taksirli suçlar hariç olmak üzere üç yıldan fazla hapis cezasıyla cezalandırılmamış olmak yasal bir zorunluluktur. Ayrıca yürürlükten kaldırılan üç bin yüz seksen iki sayılı Bankalar Kanunu, dört bin üç yüz seksen dokuz sayılı Bankalar Kanunu, yürürlükteki beş bin dört yüz on bir sayılı Bankacılık Kanunu, yürürlükten kaldırılan iki bin dört yüz doksan dokuz sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, altı Aralık iki bin on iki tarihli ve altı bin üç yüz altmış iki sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile ödünç para verme işleri hakkındaki mevzuatın hapis cezası gerektiren hükümlerine muhalefet etmemiş olmak şarttır. Yine yürürlükten kaldırılan yedi yüz altmış beş sayılı Türk Ceza Kanunu, beş bin iki yüz otuz yedi sayılı Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunlar uyarınca; basit veya nitelikli zimmet, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlardan hüküm giyilmemiş olması aranır. İstimal ve istihlak kaçakçılığı haricinde kalan kaçakçılık suçları, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar, Devlet sırlarını açığa vurma, Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, casusluk, yabancı devletlerle olan ilişkilere karşı suçlar, vergi kaçakçılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve terörün finansmanı suçlarından hüküm giymemiş veya bu suçlara iştirak etmemiş olmak kesin bir gerekliliktir. Eğitim şartı bakımından, adayın Türkiye'de veya denkliği Yükseköğretim Kurulunca tanınmış yurt dışındaki en az dört yıllık eğitim veren yükseköğretim kurumlarından mezun olması gerekmektedir. Mesleki tecrübe şartı kapsamında ise adayın; Uyum Yönetmeliğinin dördüncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan finansal kuruluşlardan herhangi birisi nezdinde, ki bu kuruluşlara Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ile kalkınma ve yatırım bankaları da dahildir, idareci, uzman veya denetim görevlerinde en az beş yıl süreyle çalışmış olması aranır. Alternatif olarak, beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun ikinci maddesinin birinci fıkrasının e bendinde sayılan denetim elemanlığı görevlerinde ya da MASAK Başkanlığı nezdinde idareci veya Hazine ve Maliye Uzmanı kadrolarında en az beş yıl süreyle fiilen çalışmış olmak da bu tecrübe şartını karşılar. Bunların yanında adayın uyum görevlisi olarak yetkilendirilmiş olması ve MASAK Başkanlığınca tutulan uyum görevlisi siciline kayıtlı bulunması gerekir. Tarafsızlık ve çıkar çatışmasının önlenmesi amacıyla getirilen kurallar da son derece önemlidir. Adayın, görev yapacağı yükümlü nezdinde veya yükümlünün iştiraklerinde nitelikli pay sahibi olmaması ve buraların yönetiminde yer almaması zorunludur. Burada geçen nitelikli pay kavramının mevzuattaki tanımını bilmek sınav için şarttır. Nitelikli pay; bir ortaklığın sermayesinin veya oy hakkının doğrudan veya dolaylı olarak en az yüzde on'unu, yani yüzde on veya daha fazlasını teşkil eden paylar ile bu oranın altında kalsa dahi yönetim kurullarına üye belirleme imtiyazı veren payları ifade eder. Ayrıca adayın, yükümlünün nitelikli pay sahibi ortağının, yönetim kurulu üyelerinin veya genel müdürünün eşi ya da bu kişilerin ikinci dereceye kadar, bu derece dahil olmak üzere kan veya sıhri hısımı olmaması gerekmektedir. Uyum Yönetmeliğinin on dokuzuncu maddesinde düzenlenen uyum görevlisinin görev, yetki ve sorumlulukları kapsamlı bir çerçeveye sahiptir. Uyum görevlisi; yükümlünün mevzuata uyumunu sağlamak için gereken çalışmaları yürütür ve Başkanlıkla koordinasyonu sağlar. Kurum politikası ve prosedürlerini oluşturarak yönetim kurulunun onayına sunar. Risk yönetimi politikası ile izleme ve kontrol politikalarını oluşturur ve bu faaliyetleri fiilen yürütür. Suç gelirlerinin aklanmasının ve terörün finansmanının önlenmesine yönelik kurum içi eğitim programlarını hazırlayıp yönetim kurulunun onayına sunar ve uygulamasını takip eder. Kendisine intikal eden veya resen öğrendiği şüpheli işlemleri yetkisi dahilinde araştırarak Başkanlığa bildirir, bildirimlerin gizliliğini sağlar. İç denetim ve eğitim istatistiklerini tutarak mevzuatta öngörülen sürelerde Başkanlığa iletir. Yükümlülerin Başkanlığa bilgi ve belge verme yükümlülüğü uyum görevlisi vasıtasıyla yerine getirilir. Uyum görevlisi tüm bu görevlerini yerine getirirken tarafsız, bağımsız, iyi niyetli ve dürüst davranmak zorundadır. Görevlinin geçici ayrılığı halinde yerine yardımcısı vekalet eder. Görevden ayrılma süreçlerinde de kesin süreler belirlenmiştir. Uyum görevlisi veya yardımcısının şartları kaybetmesi, görevden alınması veya kendi isteğiyle ayrılması hallerinde durum, hem yükümlü tarafından hem de görevden ayrılan görevli veya yardımcı tarafından ayrı ayrı, nedenleriyle birlikte ayrılış tarihinden itibaren on gün içinde MASAK Başkanlığına yazılı olarak bildirilir. Ayrılan görevlinin yerine yeni atama en geç otuz gün içinde yapılmalıdır. Yapılan bu yeni atamaya ilişkin Ek-iki Taahhüt Formu da atanma tarihinden itibaren en geç on gün içinde yönetim kurulu veya yetkili üye imzasıyla Başkanlığa iletilir. Uyum programının yürütülmesinden kimin nihai olarak sorumlu olduğu konusu sınavda çok sık sorulur. Uyum Yönetmeliğinin altıncı maddesi uyarınca uyum programının bütününün, yükümlünün faaliyetlerinin kapsamı ve özelliklerine uygun, yeterli ve etkin bir şekilde yürütülmesinden nihai olarak yükümlünün yönetim kurulu sorumludur. Finansal grup seviyesinde ise gözetim sorumluluğu nihai olarak ana finansal kuruluşun yönetim kuruluna aittir. Yönetim kurulu yetkilerinin bir kısmını veya tamamını Türkiye'de mukim bir veya birden fazla yönetim kurulu üyesine yazılı olarak devredebilir. Fakat sınavda altı çizilmesi gereken en önemli kural şudur: Bu yetki devri, yönetim kurulunun mevzuattan kaynaklanan nihai sorumluluğunu kesinlikle ortadan kaldırmaz. Yönetmeliğin beşinci maddesi uyarınca risk yönetimi, izleme ve kontrol faaliyetleri ise yönetim kurulunun gözetim ve sorumluluğunda, uyum görevlisi tarafından fiilen icra edilir. Mevzuatımızda tam kapsamlı uyum programı oluşturma yükümlülüğü bulunmayan fakat idari düzeyde bir görevli ataması gereken kurumlar için münhasıran uyum görevlisi müessesesi düzenlenmiştir. Uyum Yönetmeliğinin yirmi dokuzuncu maddesine göre Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, İstanbul Takas ve Saklama Bankası Anonim Şirketi, bankalar dışında banka veya kredi kartı düzenleme yetkisini haiz kuruluşlar, B grubu yetkili müesseseler, reasürans şirketleri, varlık yönetim şirketleri, kargo şirketleri, tasarruf finansman şirketleri, takas ve saklama kuruluşları, orta, büyük veya çok büyük ölçekli elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılar, münhasıran ödeme emri başlatma, fatura ödemesi veya hesap bilgisi sunan ödeme kuruluşları ile fiziki iş yeri olmaksızın elektronik ortamda faaliyet gösteren şans ve bahis bayileri bu kapsamdadır. Bu yükümlüler faaliyet izninden itibaren otuz gün içinde kapsamlı program oluşturmaksızın idari düzeyde münhasıran uyum görevlisi atarlar. Bu kişilerin uhdesinde başka görevler de bulunabilir ve doğrudan yönetim kuruluna veya genel müdüre bağlı çalışırlar. Münhasıran uyum görevlisi olarak atanacaklarda da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak, kamu haklarından mahrum bulunmamak, ilgili suçlardan hüküm giymemiş olmak ve en az dört yıllık yükseköğretim mezunu olmak şartları aranır. Bu görevliler şüpheli işlemleri araştırıp bildirmek, bildirim gizliliğini korumak, birimlerden bilgi belge talep etmek ve uyum çalışmalarını yürütmekle yükümlüdür. Risk yönetimi ile izleme ve kontrol faaliyetleri kapsamında, altı bin dört yüz on beş sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun ile yedi bin iki yüz altmış iki sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine Dair Kanun çerçevesindeki malvarlığının dondurulması kararlarının ihlali veya uygulanmaması risklerine yönelik gelişmiş kontrolleri de yürütürler. Münhasıran uyum görevlisine izin veya hastalık gibi hallerde şartları taşıyan bir başkası vekalet edebilir. Bu vekalet yazılı kararla düzenlenir. Sınav açısından çok önemli bir süre sınırı olarak; münhasıran uyum görevlisine bir takvim yılında azami altmış günden fazla süreyle vekalet edilemez. Görevden kesin ayrılma halinde ise yeni görevlendirme en geç otuz gün içinde tamamlanmalıdır. Son olarak Uyum Yönetmeliğinin otuz ikinci maddesi kapsamında finansal olmayan belirli iş ve meslekler, yani kısa adıyla FOBİM'lerin uyum yönünden sorumlulukları bulunmaktadır. Bu yükümlüler mevzuata uyumu temin etmek üzere eğitim, gözetim, risklerin belirlenmesi ve takibi için gerekli izleme ve kontrol faaliyetlerini yürütürler. Bu kapsamda yürütülen risk yönetimi ile izleme faaliyetleri; altı bin dört yüz on beş sayılı Kanun ile yedi bin iki yüz altmış iki sayılı Kanun uyarınca alınan malvarlığının dondurulması kararlarının ihlali ve bu yaptırımlardan kaçınılması risklerine karşı gelişmiş kontrolleri, müşteri ve işlemlerin devamlı olarak izlenmesine ilişkin tedbirleri zorunlu olarak içerir. Bu ilk bölümde uyum görevlisi ve yardımcısının niteliklerini, otuz günlük atanma ve on günlük taahhüt formu bildirim sürelerini, nitelikli payın yüzde on eşiğini, yönetim kurulunun devredilemez nihai sorumluluğunu ve vekaletteki altmış günlük üst sınırı kapsamlı bir şekilde incelemiş olduk. Şimdi bir sonraki konumuz olan lisanslama esaslarına geçebiliriz.

MASAK Uyum Görevlisi Lisanslama ve Sınav Esasları Premium

Önceki dersimizde ele aldığımız uyum birimi ve uyum görevlisinin kurumsal yapı içerisindeki konumunun ardından, şimdi bu alandaki en temel mesleki yeterlilik basamağı olan lisanslama konusuna geçiyoruz. Suç gelirlerinin aklanması, terörizmin finansmanı ve kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanının önlenmesi mevzuatında yapılan düzenlemelerle birlikte, yükümlüler nezdinde görev yapacak personelin yetkinliği nesnel standartlara bağlanmıştır. Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği Sıra No otuz uyarınca, uyum görevlisi veya uyum görevlisi yardımcısı olarak çalışabilmek için aranan mesleki yeterlilik belgesi Uyum Görevlisi Lisansı olarak adlandırılır. Yetkilendirme sınavında başarılı olan ve mevzuatta öngörülen genel şartları taşıyan kişilere Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, kısa adıyla MASAK tarafından Uyum Görevlisi Lisansı verilir. Lisans alan bu kişiler, uyum görevlisi veya uyum görevlisi yardımcısı olarak yetkilendirilmiş sayılmakta ve doğrudan görev yapma hakkı kazanmaktadır. Yetkilendirme sınavına başvurabilmek için adayların belirli asgari şartları taşıması zorunludur. Adayların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması, kamu haklarından mahrum bulunmaması ve mevzuatta sayılan yüz kızartıcı, mali veya devlete karşı suçlardan hüküm giymemiş olması gerekmektedir. Öğrenim şartı bakımından ise kural olarak, Türkiye'de veya denkliği Yükseköğretim Kurulunca tanınmış olmak kaydıyla yurt dışında en az dört yıllık eğitim veren yükseköğretim kurumlarından mezun olma şartı aranır. Bu genel kurala geçici bir istisna getirilmiştir. Şöyle ki, yirmi beş Aralık iki bin yirmi beş tarihi itibarıyla en az altı ay süreyle mevzuat hükümlerine göre uyum görevlisi olarak çalışmakta olanlardan dört yıllık yükseköğretim mezuniyeti şartını taşımayanlar, çalışmalarını Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarıyla tevsik etmeleri şartıyla yirmi beş Aralık iki bin yirmi yedi tarihine kadar açılacak yetkilendirme sınavlarına katılabilmektedir. Yetkilendirme sınavı MASAK tarafından yapılabileceği gibi, Başkanlıkça belirlenen kurum ve kuruluşlar tarafından protokol dahilinde de yürütülebilir. Sınavın MASAK tarafından yapılması durumunda iş ve işlemler Sınav Komisyonu marifetiyle yürütülür. Sınav Komisyonu, MASAK Başkanlığı tarafından görevlendirilen bir başkan yardımcısının başkanlığında beş asıl ve üç yedek üyeden oluşur. Komisyon çalışmalarında gizlilik ilkesi esastır ve komisyon üye tam sayısı ile toplanıp oy çokluğuyla karar alır. Asıl üyelerin herhangi bir nedenle katılamaması halinde yerlerine sırasıyla yedek üyeler katılır ve bu üyeler katıldıkları çalışmalarda oy kullanma ile karar alma yetkisine sahiptir. Sınav güvenliği açısından mevzuatta önemli bir yasak hükmü bulunmaktadır. Sınav Komisyonu üyeleri ile sınav sorularını hazırlamakla görevli kişiler, bu görevleri süresince ve bu görevlerin sona erdiği tarihten itibaren iki yıl boyunca yetkilendirme sınavına katılamazlar. Ayrıca sınava başvuruda bulunanlar ile sınava katılanların tüm belgeleri, fiziki veya elektronik ortamda en az iki yıl süreyle saklanmak zorundadır. Sınav çoktan seçmeli olarak kağıt üzerinde veya elektronik ortamda yapılabilir ve sınav tek bir oturumda ya da konularına göre birden fazla modül halinde düzenlenebilir. Sınavın geçme notu yüz üzerinden en az altmış beş puandır. Bu puan tek modüllü sınavlarda doğrudan aranır. Eğer yetkilendirme sınavı konulara ayrılarak birden fazla modül halinde yapılırsa, adayın başarılı sayılabilmesi için her bir modülden en az elli puan alması ve tüm modüllerin aritmetik ortalamasının en az altmış beş olması gerekir. Herhangi bir modülden elli puanın altında kalan aday, modüllerin genel ortalaması altmış beş veya üzerinde olsa dahi sınavda başarısız sayılır. Bu kural sınav hazırlığında adayların en çok dikkat etmesi gereken teknik ayrıntılardan biridir. Sınav esnasında veya sonrasında dürüstlük kuralına aykırı hareket eden adaylar için ağır yaptırımlar düzenlenmiştir. Sınava girerken gerçek dışı beyanda bulunanlar, sınavda kopya çekmeye teşebbüs eden, kopya çeken, kopya veren veya kopya çekilmesine imkan sağlayanlar ile başkasının yerine sınava giren ya da kendisinin yerine başkasını sınava sokanların sınavları geçersiz sayılır. Bu fiilleri işleyen kişiler hakkında uygulanan en temel yaptırım, bu kişilerin sınav tarihinden itibaren üç yıl boyunca yetkilendirme sınavına katılamamalarıdır. Sınav kurallarına uymayanların da sınavları geçersiz sayılmakla birlikte, üç yıllık sınava girememe yasağı sayılan bu ağır ihlaller için geçerlidir. Sınav sonuçlarına ve sınavın iptaline itirazlar tebliğden itibaren yedi gün içinde yapılır ve en geç on beş gün içinde sonuçlandırılır. İtirazların tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde yapılması ve yetkili merci tarafından on beş gün içinde karara bağlanması sınav mevzuatının temel sürelerindendir. Mevzuat, belirli mesleki tecrübeye sahip kamu görevlileri için sınav muafiyeti tanımıştır. Buna göre Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığında idareci olarak fiilen dört yıl çalışmış olanlar veya yardımcılıkta geçen süre dahil Hazine ve Maliye Uzmanlığı görevlerinde fiilen on iki yıl çalışmış olanlar ya da denetim elemanlarından fiilen on iki yıl süreyle görev yapmış bulunanlara başkaca şart aranmaksızın Uyum Görevlisi Lisansı verilir. Lisans almaya hak kazanan adayların lisansı doğrudan sicile kaydedilir. Burada dikkat edilmesi gereken çok kritik bir kural bulunmaktadır. Uyum Görevlisi Lisansının geçerlilik süresi, sicil kayıt tarihi veya sınav sonuçlarının ilan edildiği tarih değil, adayın başarılı sayıldığı sınav tarihi itibarıyla başlar. Lisans sahiplerinin mesleki bilgilerini güncel tutabilmeleri amacıyla lisans yenileme eğitimi mekanizması kurulmuştur. Lisans sahipleri her üç yılda bir Başkanlık veya yetkilendirilen kurumlarca verilen lisans yenileme eğitimine katılmak ve lisans alma şartlarını taşımaya devam ettiklerini gösteren belgeleri MASAK Başkanlığına elektronik ortamda iletmek zorundadır. Üç yıllık sürenin hesabında, başarılı sayılan yetkilendirme sınav tarihi veya tamamlanan son yenileme eğitiminin bitiş tarihi esas alınır. Eğitimin başarıyla tamamlandığının kabulü için toplam eğitim süresinin en az yüzde doksan oranındaki kısmına fiilen katılım zorunludur. Yönetmelikte belirtilen muafiyet şartlarını taşıması nedeniyle sınav şartı aranmaksızın lisans alan kişiler ile sınav yoluyla lisans alan MASAK personeli, Başkanlık bünyesinde çalıştıkları sürece bu yenileme eğitimine katılmak zorunda değildir. Yenileme eğitimini zamanında tamamlamayanlar ile lisans şartlarını taşıdığını gösteren belgeleri Başkanlığa iletmeyenlerin lisansı askıya alınır ve bu durum sicile işlenir. Lisansı askıya alınanlar, askı süresince uyum görevlisi veya uyum görevlisi yardımcısı olarak görev yapamazlar. Askıya alma işleminin kaldırılması için eğitimin tamamlandığının belgelenmesi ve aranan şart belgelerinin Başkanlığa iletilmesi şarttır. Ancak askıya almanın kaldırılması için başvurulabilecek süre sınırsız değildir; bu süre başarılı sayılan sınav veya tamamlanan son eğitim tarihinden itibaren hiçbir şekilde beş yılı geçemez. Askı süresi olan beş yıl içinde başvuruda bulunmayanların, lisans için aranan şartları sonradan kaybedenlerin veya mesleğin gerektirdiği dürüstlük ve itibara aykırı fiil işlediği tespit edilenlerin lisansları MASAK Başkanlığınca tamamen iptal edilir ve bu kişiler Uyum Görevlisi Sicilinden çıkarılır. Lisansın iptaline ilişkin kararlar ilgilinin nezdinde çalıştığı yükümlü kuruluşa resmi yolla bildirilir. Yetkilendirme sürecinin kurumsal denetimini sağlayan temel yapı Uyum Görevlisi Sicilidir. Uyum Görevlisi Sicili, lisans sahiplerinin kimlik, sınav, lisans numarası ve eğitim kayıtlarının Başkanlıkça elektronik ortamda tutulduğu resmi veri tabanıdır. Sicil işlemleri Başkanlık tarafından görevlendirilen ilgili daire başkanlığı tarafından yürütülür. Yükümlüler, uyum görevlisi veya yardımcısı olarak istihdam edecekleri personelin sicile kayıtlı olduğunu ve lisansının askıda bulunmadığını, hem hizmet akdini imzalamadan önce hem de hizmet süresince Uyum Görevlisi Sicilinden kontrol etmek zorundadırlar. Süreçte yer alan tüm görevlilerin ilgililere ait kişisel verileri ve görevleri dolayısıyla öğrendikleri sırları saklama yükümlülüğü görevden ayrılsalar dahi kesintisiz biçimde devam eder. Özetlemek gerekirse lisanslama sistemi, asgari dört yıllık yükseköğrenim şartından başlayan, Sınav Komisyonunun denetiminde en az altmış beş başarı puanı ve modüllerde en az elli taban puanı arayan, her üç yılda bir yüzde doksan devam koşullu eğitimlerle güncellenen ve elektronik sicil ile denetlenen bir yeterlilik mekanizmasıdır. Uyum görevlilerinin yetkilendirilmesi ve lisanslanmasına ilişkin mevzuat çerçevesini bu şekilde tamamlamış bulunuyoruz. Bir sonraki dersimizde, uyum programının kapsamı, finansal grup yaklaşımı ile kurum politikası ve prosedürlerinin oluşturulması konularını detaylı biçimde ele alacağız.

Uyum Programı Yükümlülükleri ve Finansal Grup Yapısı Premium

Önceki dersimizde lisanslama süreçlerini, uyum görevlisi adaylarının taşıması gereken nitelikleri ve bu süreçteki temel yetkilendirme basamaklarını ayrıntılı biçimde ele almıştık. Bu dersimizde ise sınavda doğrudan beş soru ile karşımıza çıkan, mesleki uygulamanın ve mevzuatın belkemiğini teşkil eden onuncu modülün üçüncü ana konusu altındaki uyum yönetiminde görev ve sorumluluklar konusuna geçiyoruz. Bu çerçevede uyum programı, bu programın yasal kapsamı, finansal grup kavramı, kurum politikası ve kurum prosedürleri unsurlarını derinlemesine inceleyeceğiz. Konunun yasal zeminini beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun beşinci maddesi ile bu maddeye dayanılarak yürürlüğe konulan Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine İlişkin Yükümlülüklere Uyum Programı Hakkında Yönetmelik, yani kısa adıyla Uyum Yönetmeliği oluşturmaktadır. Kanunun beşinci maddesi, Hazine ve Maliye Bakanlığına risk temelli bir yaklaşımla eğitim, iç denetim, kontrol ve risk yönetim sistemleri oluşturulması ile finansal grup seviyesinde uyumu sağlamak üzere idari düzeyde görevli atanması dahil gerekli tedbirleri belirleme yetkisi vermiştir. Uluslararası alanda ise Mali Eylem Görev Gücü, kısa adıyla FATF tarafından yayımlanan on sekiz numaralı tavsiye kararı, finansal kuruluşların ve finansal grupların aklama ve terörizmin finansmanına karşı grup çapında programlar geliştirmesini ve grup içi güvenli bilgi paylaşımı mekanizmalarını hayata geçirmesini zorunlu kılmaktadır. Sınav hazırlığında ilk olarak hâkim olunması gereken alan, mevzuat gereğince uyum programı oluşturmakla yükümlü kılınan kuruluşların tam listesi ve bu listenin dışında bırakılan istisnalardır. Uyum Yönetmeliğinin dördüncü maddesi uyarınca, Tedbirler Yönetmeliğinde sayılan finansal kuruluşlardan belirli olanlar uyum programı oluşturmak zorundadır. Bu yükümlüler; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ile İstanbul Takas ve Saklama Bankası Anonim Şirketi hariç olmak üzere bankalar, sermaye piyasası aracı kurumları, sigorta ve emeklilik şirketleri, bankacılık faaliyetiyle sınırlı olmak kaydıyla Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi, kambiyo mevzuatında belirtilen A grubu yetkili müesseseler, finansman şirketleri, faktoring şirketleri, finansal kiralama şirketleri, portföy yönetim şirketleri, kıymetli madenler aracı kuruluşları, elektronik para kuruluşları, belirli istisnalar haricindeki ödeme kuruluşları ve kripto varlık hizmet sağlayıcılardır. Burada özellikle dikkat edilmesi gereken nokta istisnalardır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve Takasbank Anonim Şirketi uyum programı oluşturma yükümlülüğü dışındadır. Benzer şekilde ödeme kuruluşları kural olarak kapsama dahil edilmişken, münhasıran fatura ödemelerine aracılık hizmeti sunan, münhasıran ödeme emri başlatma hizmeti veren veya münhasıran ödeme hesabına ilişkin bilgilerin sunulması hizmetini sağlayan ödeme kuruluşları uyum programı oluşturma zorunluluğunun dışında tutulmuştur. Sayılan bu yükümlülerin tamamının mevzuat nezdinde finansal kuruluş vasfına sahip olduğunu bilmek sınav başarısı açısından vazgeçilmez bir ayrıntıdır. Uyum programının tanımı ve kapsamı incelendiğinde, bu kavramın suç gelirlerinin aklanmasının ve terörün finansmanının önlenmesine yönelik tedbirler bütününü ifade ettiği görülmektedir. FATF standartları ve ulusal düzenlemelerimiz, riskleri tamamen ortadan kaldırmayı veya müşterilerle olan iş ilişkilerini toptan kesmeyi amaçlamamakta, bunun yerine risk temelli bir yaklaşımın titizlikle uygulanmasını öngörmektedir. Bu nedenle risk temelli yaklaşım, uyum programının omurgasını ve varlık sebebini teşkil eder. Uyum Yönetmeliğinin beşinci maddesi gereğince, risk temelli bir yaklaşımla oluşturulacak uyum programı altı temel bileşenden meydana gelmektedir. Bu altı bileşen; kurum politikası ve prosedürlerinin oluşturulması, risk yönetimi faaliyetlerinin yürütülmesi, izleme ve kontrol faaliyetlerinin yürütülmesi, uyum görevlisi atanması ve uyum birimi oluşturulması, eğitim faaliyetlerinin yürütülmesi ile iç denetim faaliyetlerinin yürütülmesidir. Sınavda bu altı bileşenin eksiksiz bilinmesi gerekmektedir. Ayrıca çok önemli bir periyodik süre kuralı bulunmaktadır; uyum programı kapsamında yer alan tedbirler asgari iki yılda bir, yani iki yıl içinde gözden geçirilerek gerekli güncellemeler yapılmalıdır. Bu iki yıl kuralı, kurumun değişen risk ortamına, yeni ürünlerine ve güncellenen mevzuata uyum sağlaması adına emredici niteliktedir. Uyum programının ilk ve en temel bileşeni olan kurum politikası ve prosedürleri, yükümlülerin maruz kalabilecekleri riskleri yönetebilmeleri için kurumsal bir anayasa işlevi görmektedir. Yükümlüler, işletme büyüklüklerini, iş hacimlerini ve gerçekleştirdikleri işlemlerin niteliğini gözeterek yazılı bir kurum politikası oluştururlar. Kurum politikasının temel amacı, yükümlünün yasal yükümlülüklere tam uyumunu sağlamak, müşterilerini, ürünlerini ve işlemlerini risk temelli bir yaklaşımla değerlendirerek risk azaltıcı stratejileri, kurum içi kontrol mekanizmalarını ve işleyiş kurallarını belirlemektir. Kurum politikası asgari düzeyde; risk yönetimi politikalarını, izleme ve kontrol politikalarını, eğitim politikalarını ve iç denetim politikalarını kapsamak mecburiyetindedir; eğer bir finansal grup söz konusu ise bu başlıklara ilave olarak grup içi bilgi paylaşımına ilişkin politikalar da kurum politikasına dahil edilir. Politika oluşturulurken ulusal risk değerlendirmesi sonuçları mutlaka dikkate alınır. Bunun yanı sıra kurum politikası, altı bin dört yüz on beş sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun ile yedi bin iki yüz altmış iki sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun kapsamında alınan malvarlığının dondurulması kararlarının ihlali, uygulanmaması veya bu kararlardan kaçınılması risklerine yönelik kontrolleri de içermelidir. İzleme ve kontrol süreçlerinde potansiyel eşleşme kriterleri belirlenmeli, elektronik transfer mesajları ile kripto varlık transfer mesajlarında yer alan gönderici ve alıcı bilgileri kesintisiz şekilde takip edilmelidir. Kurum politikasının hazırlanması, onaylanması ve taahhüt süreçleri mevzuatta kesin takvim günlerine bağlanmıştır ve bu süreler sınavda doğrudan soru olarak karşımıza çıkmaktadır. Yükümlüler faaliyet izninin alınmasını müteakip, uyum görevlisinin atandığı tarihten itibaren en geç otuz gün içinde kurum politikasını oluşturur. Finansal grup da benzer şekilde uyum görevlisinin atandığı tarihten itibaren en geç otuz gün içinde kurum politikasını oluşturmakla mükelleftir. Oluşturulan bu kurum politikası yine aynı süre içinde, yani en geç otuz gün içinde yönetim kurulu tarafından onaylanmalıdır. Yönetim kurulunun onayını takip eden süreçte ise taahhüt aşaması devreye girer. Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek bir A ve Ek bir B taahhüt formları, yönetim kurulu veya yetkisini devrettiği yönetim kurulu üyeleri tarafından imzalanarak, kurum politikasının onay tarihinden itibaren otuz gün içinde Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına iletilir. Kurum politikasında herhangi bir değişiklik yapılması halinde de yine otuz gün içinde bahse konu taahhüt formları yenilenerek Başkanlığa gönderilmelidir. Kurum prosedürleri ise kurum politikasında belirlenen kuralların operasyonel iş akışlarına dökülmesidir. Prosedürlerde kimlerin hangi limitlerde işlem onaylayacağı, raporlamayı kimin yapacağı açıkça belirlenir. Burada sınav açısından kritik ilke görevler ayrılığı ilkesidir; yükümlünün işlemlerini izleyen, kontrol eden ve denetleyen personelin, aynı zamanda o işlemleri bizzat icra eden personel olmaması kuralı prosedürlerle güvence altına alınır. Dersimizin en kapsamlı ve sınavda en fazla soru üretilen başlığı olan finansal grup konusuna geçiyoruz. beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun ikinci maddesi ve Uyum Yönetmeliğinin üçüncü maddesi uyarınca finansal grup; merkezi Türkiye'de ya da yurt dışında bulunan bir ana kuruluşa bağlı veya bu kuruluşun kontrolünde bulunan, Türkiye'de yerleşik finansal kuruluşlar ile bunların şube, acente, temsilci ve ticari vekil ve benzeri bağlı birimlerinden oluşan yapıyı ifade eder. Bu yasal tanımdan yola çıktığımızda bir finansal grubun varlığından söz edebilmek için üç temel kurucu unsurun bir arada bulunması şarttır. Birincisi, bir ana kuruluşun mevcut olmasıdır. İkincisi, birden fazla finansal kuruluşun bulunmasıdır; tek bir finansal kuruluş ile finansal grup kurulamaz. Üçüncüsü ise bu finansal kuruluşların ana kuruluşa bağlı olması veya ana kuruluşun kontrolü altında bulunmasıdır. FATF tarafından getirilen on sekiz numaralı tavsiye, ana kuruluşa bağlı şube ve iştiraklerin grup seviyesinde tek bir aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele programına tabi kılınmasını ve grup genelinde tutarlı tedbirler uygulanmasını istemektedir. Bu noktada Türk hukuku ile uluslararası FATF standartları arasındaki çok önemli bir ayrımı vurgulamak gerekir ki bu ayrım sınav komisyonlarının sıklıkla yokladığı bir ayrıntıdır. FATF, iki bin yirmi bir yılında on sekiz ve yirmi üç numaralı tavsiyelerinde yaptığı değişikliklerle grup çapında uyum programı uygulama gerekliliğini yalnızca finansal kuruluşlar için değil, dikey bir kontrol yapısı altında faaliyet gösteren finansal olmayan belirli iş ve meslekler, yani FOBİM grupları için de geçerli kılmıştır. Ancak Türk hukukunda finansal grup sadece ve sadece finansal kuruluşlardan oluşabilir. FATF iki bin yirmi bir tavsiyelerindeki finansal olmayan belirli iş ve meslekler, yani FOBİM genişlemesi henüz Türk hukukuna yansıtılmamıştır. Dolayısıyla ülkemiz mevzuatında noterler, avukatlar, gayrimenkul danışmanları veya kuyumcular gibi finansal olmayan meslek grupları ne kadar büyük bir holding çatısı altında toplanırlarsa toplansınlar, beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanun anlamında bir finansal grup meydana getiremezler. Finansal grubun üyeleri mutlak surette Tedbirler Yönetmeliğinde sayılan finansal kuruluşlar olmak zorundadır. Finansal grup ilişkisinin merkezinde yer alan kontrol ve bağlılık şartının ne anlama geldiği Uyum Yönetmeliğinin üç A maddesinde son derece açık biçimde düzenlenmiştir. Yönetmeliğe göre, yönetim kurulu üyelerinin karara esas çoğunluğunu atayabilme ya da görevden alma gücünün elde bulundurulması, finansal kuruluşun ana kuruluşa bağlı veya ana kuruluşun kontrolünde olduğunu gösteren en temel ölçüttür. Yönetmelik bu gücün varlığını iki ana durum üzerinden açıklamıştır. İlk durum, ana kuruluşun finansal kuruluşun sermaye çoğunluğuna doğrudan veya dolaylı olarak sahip olmasıdır. İkinci durum ise sermaye çoğunluğuna sahip olunmasa dahi imtiyazlı hisselerin elde bulundurulması veya diğer hissedarlarla yapılan sözleşmelere dayanılarak oy hakkının çoğunluğu üzerinde tasarrufta bulunulmasıdır. Ayrıca herhangi bir suretle yönetim kurulu çoğunluğunu belirleme erki elde bulunuyorsa kontrol gerçekleşmiş sayılır. Burada sermaye çoğunluğu meselesine çok dikkat edilmelidir. Yönetmelik metninde açıkça ifade edildiği üzere, öncelikle sermaye çoğunluğu şartı, asgari yüzde elli birine sahip olma şartı anlamına gelmemektedir. Bir diğer ifadeyle sermaye çoğunluğu şartı, salt yüzde elli oranının üzerine kilitlenmiş katı bir asgari pay sahipliği koşulu demek değildir; sermaye içerisinde diğer ortaklara kıyasla en yüksek paya sahip olunması veya yönetim organının çoğunluğunu belirlemeye yetecek bir orana ulaşılması kontrolün varlığı için kâfidir. Finansal grubun mimarisine ilişkin bir diğer hayati kural ana kuruluşun hukuki kimliği ile ilgilidir. Ana kuruluş tüzel kişi olmak zorundadır ancak finansal kuruluş olması şart değildir. Eğer ana kuruluş finansal değilse, bağlı kuruluşlardan biri ana finansal kuruluş olarak belirlenir; MASAK bildirilen yerine başka bir kuruluşu re'sen ana finansal kuruluş tayin edebilir. Bu kuralı biraz açalım. Bir ticari holding veya sanayi şirketi gibi finansal olmayan bir tüzel kişi, bünyesindeki bir banka, bir faktoring şirketi ve bir aracı kurum ile finansal grup kurabilir. Ana kuruluş olan holding finansal kuruluş niteliği taşımadığı için, grup düzeyindeki koordinasyonu yürütmek üzere gruba dahil finansal kuruluşlardan biri, örneğin bünyedeki banka, ana finansal kuruluş olarak belirlenir. Ancak Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, grup tarafından seçilerek kendisine bildirilen bu ana finansal kuruluşla bağlı kalmak zorunda değildir. Başkanlık, bildirilen kuruluş yerine grupta yer alan bir başka finansal kuruluşu re'sen ana finansal kuruluş olarak belirleme konusunda tam yetkiye sahiptir. Bunun yanında mevzuatımız çok açık bir kamusal istisna getirmiştir. Türkiye Varlık Fonu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve Vakıflar Genel Müdürlüğü gibi kuruluşlar finansal grup oluşumu bakımından ana kuruluş olarak kabul edilmez. Bu kamusal nitelikli kurumların bünyesinde yer alan finansal kuruluşlar, finansal grup değerlendirmesinde ortak bir çatı altında tek bir grup olarak değil, bağlılık ve kontrol ilişkisi içinde oldukları diğer kuruluşlar bakımından ayrı ayrı değerlendirilir. Mevzuatta yer alan bildirim süreleri, dikkat edilmesi gereken teknik alanlardan biridir. Finansal grup bildirim süreleri konusunda iki farklı takvim günü bulunmaktadır ve bunların hangi olaylara bağlandığı çok iyi ayırt edilmelidir. Finansal grup bildirim süreleri kuralı şudur; grup koşulları gerçekleştiğinde on gün içinde; gruba yeni katılan veya çıkan kuruluşlar olduğunda ise değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren otuz gün içinde Başkanlığa bildirilir. Ayrıntıya inecek olursak, finansal grup oluşumuna ilişkin merkez unvanı, pay sahipliği ve iletişim bilgileri koşulların gerçekleştiği tarihten itibaren on gün içinde Başkanlığa bildirilir. Uyum Yönetmeliğinin üç A maddesine göre, finansal grubun ana kuruluşu ile finansal grubu oluşturan ana finansal kuruluşun ve diğer finansal kuruluşların merkezlerine ait unvan, pay sahipliği ve kontrol durumu ile iletişim bilgileri ana finansal kuruluş tarafından, finansal grubun oluşumuna ilişkin koşulların gerçekleştiği tarihten itibaren on gün içinde Başkanlığa iletilmelidir. Buna karşılık, kurulmuş olan finansal gruba sonradan katılan veya gruptan ayrılan finansal kuruluşlar söz konusu olduğunda bildirim süresi uzamakta ve bu değişikliklerin meydana geldiği tarihten itibaren otuz gün içinde Başkanlığa bildirilmesi zorunlu kılınmaktadır. Özetle, ilk kuruluş ve kontrol bildirimi on gün, sonraki üyelik değişiklikleri otuz gün kuralına tabidir. Finansal grup düzeyinde bir uyum programı oluşturulması zorunludur ancak bu durum gruba bağlı kuruluşların münferit sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Bu prensip sınavda kesinlikle karşınıza çıkacak temel bir kuraldır. Finansal grup düzeyinde uyum programı oluşturulması, gruba bağlı finansal kuruluşların münferit uyum programı hazırlama yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Gruba bağlı her bir finansal kuruluş, grup seviyesinde belirlenen ilke ve standartları esas almakla birlikte, kendi işletme büyüklüğüne ve risk yapısına uygun ayrı bir uyum programı hazırlamak ve yürütmek zorundadır. Finansal grup uyum programı; finansal grubun tamamında kurum politikası ve prosedürlerinin oluşturulması, risk yönetimi faaliyetlerinin icrası, izleme ve kontrol faaliyetlerinin yürütülmesi, grup uyum görevlisi ve biriminin belirlenmesi, eğitim faaliyetleri, iç denetim faaliyetleri ve grup içi güvenli bilgi paylaşımını içeren merkezi ve kapsamlı bir programdır. Uyum programının grup seviyesinde gözetiminden nihai olarak ana finansal kuruluşun yönetim kurulu sorumludur. Yönetim kurulu yetkilerinin bir kısmını veya tamamını devredebilir; ancak bu yetki devri yalnızca Türkiye'de mukim olan yönetim kurulu üyelerine ve mutlak surette yazılı olarak yapılabilir. Yetki devrinin yapılmış olması ana finansal kuruluş yönetim kurulunun mevzuattan kaynaklanan hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Finansal grupta uyum görevlisinin ve uyum biriminin teşekkülü de özel hükümlere bağlanmıştır. Finansal grup seviyesinde ayrı bir kişi arayışına girilmez; ana finansal kuruluşun uyum görevlisi ve yardımcısı aynı zamanda finansal grup uyum görevlisi ve yardımcısıdır. Ana finansal kuruluşun uyum birimi de tüm finansal grubun uyum birimi olarak faaliyet gösterir. Finansal grup uyum görevlisi, doğrudan ana finansal kuruluşun yönetim kuruluna veya yetki devredilen Türkiye'de mukim üyelerine bağlı olarak çalışır. Görevleri arasında; grubun mevzuata uyumunu sağlamak, MASAK ile iletişimi ve koordinasyonu yürütmek, grup politikalarını hazırlayıp yönetim kuruluna sunmak, grup risk yönetimi ve izleme kontrol politikalarını belirlemek, riskli hususları ilgili bağlı finansal kuruluşla paylaşmak, grup bilgi paylaşım politikasını oluşturmak ve eğitim programlarını koordine etmek yer alır. Finansal grubun iç denetim süreci de özellik arz eder; finansal grubun iç denetimi yıllık olarak, risk temelli bir yaklaşımla ve ana finansal kuruluşun ilgili iç denetim birimi tarafından yürütülür. İç denetim birimi, grubun uyum politikalarının ve izleme mekanizmalarının etkinliğini her yıl düzenli olarak denetler ve sonuçları ana finansal kuruluş yönetim kuruluna raporlar. Finansal gruplara tanınan en büyük kolaylık ve aynı zamanda getirilen en katı yasak, grup içi bilgi paylaşımı alanında kendini göstermektedir. beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun beşinci maddesi ve Uyum Yönetmeliğinin yirmi B maddesi gereğince, finansal gruba bağlı kuruluşlar, aklama ve terörün finansmanıyla mücadele tedbirlerinin grup seviyesinde etkin şekilde alınabilmesi amacıyla müşterinin tanınması, hesap ve işlem bilgilerini grup içerisinde güvenli bir şekilde paylaşabilirler. Bu paylaşımın yapılmasında bankacılık sırrı veya ticari sır gibi diğer özel kanunlarda yer alan gizlilik hükümleri ileri sürülemez ve bilgi paylaşımından kaçınılamaz. Bu kural, müşterinin tanınması ve risk değerlendirmesi açısından mevzuatın getirdiği devrim niteliğinde bir istisnadır. Elbette bu bilgileri edinen personelin bilgileri yetkisiz kişilere ifşa etmeme yükümlülüğü devam eder. Güvenli bilgi paylaşım ortamının sağlanmasından finansal grup uyum görevlisi ile birlikte ana finansal kuruluşun yönetim kurulu ve bağlı finansal kuruluşların yönetim kurulları müteselsilen sorumludur. Grup içi bilgi paylaşımında serbestinin bittiği ve mutlak bir yasağın başladığı sınır ise şüpheli işlem bildirimleridir. Uluslararası standartlarla Türk hukuku arasındaki en kritik farklardan birini teşkil eden bu yasak, literatürde açıklama yasağı veya tüyo verme yasağı olarak da bilinir. Gruba bağlı finansal kuruluşlar, grup içi de dahil olmak üzere şüpheli işlem bildiriminde, yani ŞİB bulunulduğuna dair hiçbir bilgi paylaşımında bulunamazlar. Bir diğer deyişle, gruptaki bir banka veya faktoring şirketi, bir müşteri hakkında MASAK Başkanlığına şüpheli işlem bildiriminde bulunmuşsa, bu bildirimi grubun ana finansal kuruluşuna veya gruptaki bir başka finansal kuruluşa kesinlikle iletemez, bildirimde bulunulduğunu ima dahi edemez. Grup içinde müşteri kimlik bilgileri, işlem geçmişi veya hesap hareketleri risk yönetimi amacıyla güvenle paylaşılabilirken, şüpheli işlem bildiriminin bizzat kendisi veya bildirimin yapıldığı olgusu mutlak bir gizlilik perdesi altındadır ve grup içinde dahi paylaşılamaz. Bu ayrım sınav sorularında her dönem karşımıza çıkmaktadır. Özetlemek gerekirse bu dersimizde; bankalardan kripto varlık hizmet sağlayıcılara kadar uyum programı oluşturmakla mükellef kılınan finansal kuruluşları, programın kurum politikası, risk yönetimi, izleme ve kontrol, uyum görevlisi, eğitim ve iç denetimden oluşan altı temel bileşenini ve asgari iki yıl olan gözden geçirme süresini inceledik. Kurum politikasının uyum görevlisinin atanmasından itibaren en geç otuz gün içinde onaylanması, onaydan itibaren yine otuz gün içinde taahhüt formlarının Başkanlığa iletilmesi gerektiğini belirttik. Finansal grubun ancak birden fazla finansal kuruluştan oluşabileceğini, FOBİM yapılarının Türk hukukunda finansal grup sayılamayacağını, sermaye çoğunluğu kuralının yüzde elli üzerinde katı bir paya kilitlenmediğini ve yönetim kurulu karara esas çoğunluğunu belirleme gücünü ifade ettiğini gördük. Ayrıca Türkiye Varlık Fonu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün ana kuruluş olamayacağı kamusal istisnasını, finansal grup koşulları gerçekleştiğinde on gün içinde, katılan ve ayrılan kuruluşlarda ise otuz gün içinde bildirim yapılması gerektiğini, grup programının münferit yükümlülüğü kaldırmadığını, nihai sorumluluğun ana finansal kuruluş yönetim kurulunda olduğunu ve grup içinde müşteri ve hesap bilgileri paylaşılabilirken şüpheli işlem bildirimlerinin kesinlikle paylaşılamayacağını netleştirdik. Böylece uyum programı ve finansal grup konusunu tüm ayrıntılarıyla tamamlamış olduk. Bir sonraki dersimizde, uyum programının sahadaki operasyonel işleyişini belirleyen risk yönetimi ile izleme ve kontrol faaliyetlerinin usul ve esaslarını inceleyeceğiz.

Uyum Programı Risk Yönetimi ve İç Denetim Premium

Önceki dersimizde suç gelirlerinin aklanması ve terörün finansmanının önlenmesine yönelik uyum programının kapsamını, finansal grup yaklaşımını ve kurum politikası ile prosedürlerin oluşturulma esaslarını ayrıntılı biçimde ele almıştık. Bu dersimizde ise uyum yönetiminin operasyonel omurgasını teşkil eden risk yönetimi, izleme ve kontrol mekanizmaları, eğitim faaliyetleri ile bağımsız iç denetim süreçlerini tüm yasal boyutlarıyla inceleyeceğiz. Uyum programının başarısı, kurumun maruz kalabileceği tehditleri doğru tanımlamasına, bu tehditleri sürekli izlemesine, personeline bu yönde yetkinlik kazandırmasına ve tüm yapıyı bağımsız bir denetim süzgecinden geçirmesine bağlıdır. Sınav hazırlığınız açısından bu başlıklar, mevzuattaki teknik detayları ve kurumsal sorumlulukları doğrudan ölçen soruların geldiği son derece kritik bir alanı oluşturmaktadır. Uyum Yönetmeliğinin on birinci maddesi uyarınca yükümlüler, kurum politikası kapsamında, işletme büyüklüklerini, iş hacimlerini ve gerçekleştirdikleri işlemlerin niteliğini gözeterek bir risk yönetim politikası oluşturmak zorundadırlar. Risk yönetim politikasının temel amacı; yükümlünün maruz kalabileceği risklerin tanımlanması, derecelendirilmesi, izlenmesi, değerlendirilmesi ve nihayetinde azaltılmasını sağlamaktır. Mevzuat çerçevesinde risk kavramı; yükümlülerin sundukları hizmetlerden, suç gelirlerinin aklanması veya terörün finansmanı amacıyla yararlanılması ya da yükümlülerin beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanun ve ilgili mevzuatla getirilen yükümlülüklere tam olarak uymamaları sebepleriyle yükümlülerin ya da yükümlü çalışanlarının maruz kalabilecekleri mali veya itibari zarar ihtimalini ifade etmektedir. Dolayısıyla risk yalnızca doğrudan bir mali kayıp değil, kurumun saygınlığını ve piyasadaki güvenilirliğini sarsacak olan itibari zararları da kapsamaktadır. Risk yönetimi politikasının asgari düzeyi, Tedbirler Yönetmeliğinin Müşterinin Tanınmasına İlişkin Esaslar başlıklı üçüncü bölümünde yer alan tedbirlere ilişkin kurum içi önlem ve işleyiş kurallarını kapsamak mecburiyetindedir. Risk yönetimine ilişkin faaliyetler, kurum bünyesinde çok boyutlu bir metodoloji geliştirilmesini zorunlu kılar. Bu faaliyetlerin başında müşteri riski, hizmet riski ve ülke riskini esas alan risk tanımlama, derecelendirme, sınıflandırma ve değerlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi gelir. Bu üç risk türünün mevzuattaki tanımları sınav sorularında ayırt edici nitelik taşır. Müşteri riski; müşterinin faaliyet gösterdiği iş kolunun yoğun nakit kullanımı, yüksek değerli malların alım satımı veya uluslararası fon transferlerinin kolayca gerçekleştirilmesine imkân vermesi ya da müşterinin veya müşteri adına hareket edenlerin aklama ve terörün finansmanı amacıyla yükümlüyü suiistimal etmesi riskidir. Hizmet riski; yüz yüze yapılmayan işlemler, özel bankacılık, muhabir bankacılık gibi yüksek dikkat gerektiren hizmetler veya gelişen teknolojiler kullanılarak sunulacak yeni ürünler kapsamında maruz kalınabilecek riskleri ifade eder. Ülke riski ise yükümlülerin; aklama ve terörün finansmanının önlenmesi konusunda yeterli düzenlemelere sahip olmayan, bu suçlarla mücadelede yeterli düzeyde işbirliği yapmayan veya yetkili uluslararası kuruluşlarca riskli kabul edilip Hazine ve Maliye Bakanlığınca duyurulan ülkelerin vatandaşları, şirketleri ve mali kuruluşları ile girecekleri iş ilişkileri ve işlemler sebebiyle karşılaşabilecekleri risktir. Risk yönetimi faaliyetleri ayrıca, hizmet ve işlemlerin bu risklere göre derecelendirilmesini, riskli alanların izlenip üst makam onayına bağlanmasını, kullanılan yöntemlerin geçmiş örnek olaylar üzerinden geriye dönük tutarlılık ve etkinlik testine tabi tutularak güncellenmesini, ulusal ve uluslararası mevzuat ile standartların takip edilmesini ve değerlendirme sonuçlarının düzenli aralıklarla yönetim kuruluna raporlanmasını kapsar. Uyum Yönetmeliğinin on üçüncü maddesi, risk derecelendirmesi sonucunda yüksek riskli olarak belirlenen gruplara yönelik uygulanacak sıkılaştırılmış tedbirleri düzenler. Yükümlüler, tespit edilen riskle orantılı olarak yönetmelikte sayılan tedbirlerin birini, birkaçını ya da tamamını uygulamakla mükelleftir. Bu sıkılaştırılmış tedbirler şunlardır: Müşteri hakkında ilave bilgi edinmek ve müşteri ile gerçek faydalanıcının kimlik bilgilerini daha sık güncellemek, iş ilişkisinin mahiyeti hakkında ilave bilgi edinmek, işleme konu malvarlığının ve müşteriye ait fonların kaynağı hakkında mümkün olduğu ölçüde bilgi edinmek, işlemin amacı hakkında bilgi edinmek, iş ilişkisine girilmesini, mevcut ilişkinin sürdürülmesini ya da işlemin yapılmasını üst seviyedeki görevlinin onayına bağlamak, uygulanan kontrollerin sayı ve sıklığını artırarak iş ilişkisini sıkı gözetim altında tutmak ve sürekli iş ilişkisi tesisinde ilk finansal hareketin, müşterinin tanınmasına ilişkin esasların uygulandığı bir başka finansal kuruluştan yapılmasını zorunlu kılmaktır. Hazine ve Maliye Bakanlığı, bu kapsamda dikkate alınacak yüksek riskli durumlar ile sayılanlar dışında ilave sıkılaştırılmış tedbirler belirlemeye de yetkilidir. Bu tedbirler kapsamında mevzuatta özel olarak düzenlenen iki kritik alan bulunmaktadır ve burada dikkat edilmesi gereken nokta bu alanların özel istisnaları veya zorunluluklarıdır. Birincisi, finansal kuruluşların kripto varlık hizmet sağlayıcılarla iş ilişkisi tesisidir. Finansal kuruluşlar tarafından kripto varlık hizmet sağlayıcılarla iş ilişkisi kurulması mutlaka üst seviyedeki görevlinin onayına bağlanmalıdır. Kripto varlık hizmet sağlayıcılarının ise kendi müşterileriyle iş ilişkisi tesisi ve kimlik tespiti gerektiren diğer işlemlerinde asgari olarak; malvarlığının ve fonların kaynağı hakkında bilgi edinilmesini düzenleyen c bendi, işlemin amacı hakkında bilgi edinilmesini düzenleyen ç bendi ve kontrollerin sayı ile sıklığının artırılarak sıkı gözetim uygulanmasını düzenleyen e bendi tedbirlerini uygulamaları zorunludur. Ayrıca bu kuruluşlar tutar ve işlem sayısı sınırı belirlemeye yönelik uygun tedbirleri almakla yükümlüdür. İkinci özel alan ise altı bin dört yüz doksan üç sayılı Kanun kapsamında temin edilen terminal aracılığıyla gerçekleştirilen ödeme hizmetleridir, yani bilinen adıyla terminal veya POS hizmetidir. Üye işyeri ile iş ilişkisi kurulmasında kural olarak sayılan tüm sıkılaştırılmış tedbirler uygulanırken çok önemli bir istisna getirilmiştir: İlk finansal hareketin başka bir finansal kuruluştan yapılmasını zorunlu kılan f bendi tedbiri bankalar tarafından uygulanmayabilir. Dolayısıyla bankalar terminal hizmeti kapsamında f bendi tedbirinden muaf tutulabilmektedir. Bununla birlikte yükümlüler, terminallerin iş ilişkisinin amacına uygun kullanıldığını ve mevzuat dışı kişilere kullandırılmadığını düzenli kontrol etmek, aykırılık halinde iş ilişkisine son vermek dahil gerekli önlemleri almak zorundadır. Uyum Yönetmeliğinin on dördüncü maddesinde düzenlenen izleme ve kontrol sürecine geçtiğimizde, bu faaliyetin temel amacı yükümlülerin risklerden korunması ve tüm faaliyetlerin Kanuna, yönetmeliklere, tebliğlere ve kurum içi politika ile prosedürlere uygunluğunun sürekli olarak izlenmesi ve kontrol edilmesidir. Yükümlüler, izleme ve kontrol faaliyetlerini yürütecek personelin kurum içi bilgi kaynaklarına engelsiz biçimde ulaşmasını sağlamak zorundadır. Yapılan kontrollerde bir eksiklik saptanırsa bu husus derhal ilgili birimlere raporlanır ve alınan tedbirlerin sonuçları takip edilir. İzleme ve kontrol faaliyetleri asgari düzeyde; yüksek risk grubundaki müşteri ve işlemlerin, riskli ülkelerle gerçekleştirilen işlemlerin, karmaşık ve olağandışı işlemlerin kontrolünü içerir. Ayrıca yükümlünün kendi risk politikasına göre belirleyeceği bir tutarın üzerindeki işlemlerin müşteri profiliyle uyumlu olup olmadığı örnekleme yöntemi ile denetlenir. Birlikte ele alındıklarında kimlik tespiti gerektiren tutarı aşan bağlantılı işlemlerin izlenmesi, elektronik transfer mesajlarında zorunlu bilgilerin kontrolü ve eksikliklerin tamamlatılması, müşterinin işlemlerinin işi ve fon kaynaklarıyla uyumunun devamlı izlenmesi ile yüz yüze olmayan işlemler ve yeni teknolojilerle sunulan ürünlerin risk odaklı kontrolü de bu kapsamdadır. Uyum programının bir diğer vazgeçilmez unsuru eğitimdir. Uyum Yönetmeliğinin yirmi birinci maddesi uyarınca yükümlüler, mevzuata uyumu sağlamak, personelin risk temelli yaklaşım ve kurum politikaları konusundaki sorumluluk bilincini artırarak kurum kültürü oluşturmak ve bilgileri güncellemek amacıyla bir eğitim politikası oluştururlar. Finansal gruplarda bu politika grup seviyesinde risk yönetimi, izleme kontrol ve bilgi paylaşımı konularını kapsayacak şekilde hazırlanır. Yönetmeliğin yirmi ikinci maddesi gereğince eğitim faaliyetleri, uyum görevlisinin gözetiminde ve koordinasyonunda yürütülür. Eğitim programı da yine uyum görevlisi tarafından ilgili birimlerin katılımıyla hazırlanır, etkin biçimde uygulanması uyum görevlisince gözetilir ve ölçme değerlendirme sonuçlarına göre düzenli aralıklarla tekrarlanır. Personele verilecek eğitimler suç gelirlerinin aklanması ve terörün finansmanı kavramlarını, aklamanın aşamalarını ve yöntemlerini, ulusal ve uluslararası mevzuatı, kurum politikalarını, risk alanlarını ve müşterinin tanınması, şüpheli işlem bildirimi, muhafaza ve ibraz gibi temel yükümlülükler ile müeyyideleri asgari düzeyde içermek zorundadır. Eğitim faaliyetlerinin sonuçlarının bildirilmesi konusu sınavlar için kesinlikle bilinmesi gereken takvimsel bir yükümlülüktür. Uyum Yönetmeliğinin yirmi dördüncü maddesine göre yükümlüler, eğitim tarihleri, eğitim verilen iller, yöntem, toplam saat, eğitilen personelin sayısı ve toplam personele oranı, personelin unvan dağılımı, eğitim içeriği ve eğiticilerin uzmanlık alanlarına dair istatistiki bilgileri, takip eden yılın Mart ayı sonuna kadar uyum görevlisi vasıtasıyla Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına bildirmek mecburiyetindedir. Ayrıca Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı yükümlü personeli için doğrudan eğitim düzenlemeye, uzaktan eğitim altyapıları kurmaya ve eğiticilerin eğitimi programları düzenleyerek başarılı olanlara eğitici sertifikası vermeye yetkilidir. Yükümlülerin kurum içi eğitimlerde bu sertifikaya sahip personeli görevlendirmeye özen göstermesi beklenir. Uyum sisteminin son ayağı olan iç denetim, Uyum Yönetmeliğinin yirmi altıncı maddesinde düzenlenmiştir. İç denetimin yasal amacı; uyum programının bütününün etkinliği ve yeterliği hususunda yönetim kuruluna güvence sağlamaktır. Bu denetimler yıllık olarak ve risk temelli bir yaklaşımla gerçekleştirilir. Kurum politika ve prosedürlerinin, risk yönetiminin, izleme kontrol ve eğitim faaliyetlerinin yeterliliği ve işlemlerin mevzuata uygunluğu bu süreçte incelenir. İç denetim birimi veya teftiş kurulu bulunan yükümlülerde denetim bu birimlerce, finansal grupta ana finansal kuruluşun ilgili birimince, diğer yükümlülerde ise yönetim kurulunun doğrudan yetkilendirdiği kişi veya birimce icra edilir. İç denetimde bağımsızlık ilkesi esastır; denetim yapacak personelin bağımsız çalışabilmesi için uyum programı kapsamındaki diğer icrai tedbirlerin yerine getirilmesinde hiçbir görev ve yetki almamış olması şarttır. Denetim kapsamı belirlenirken izleme ve kontrol çalışmalarındaki aksaklıklar ile riskli müşteriler mutlaka dahil edilir ve işlemlerin tamamını temsil edebilecek nitelikte bir örneklem oluşturulur. Tespit edilen eksiklik ve suistimaller yönetim kuruluna raporlanır. Son olarak, iç denetim sonuçlarına ilişkin olarak yıllık işlem hacmi, toplam personel, bağlı birim sayısı, denetlenen birimler, denetim tarihleri, denetim süreleri ve denetlenen işlem sayılarını içeren istatistikler de tıpkı eğitim faaliyetlerinde olduğu gibi, takip eden yılın Mart ayı sonuna kadar uyum görevlisi tarafından Başkanlığa bildirilmek zorundadır. Bu dersimizde Uyum Yönetmeliği çerçevesinde risk kavramını, müşteri, hizmet ve ülke riski ayrımlarını, yüksek riskli durumlarda uygulanacak sıkılaştırılmış tedbirleri ve POS hizmetlerindeki banka istisnasını, kripto varlık hizmet sağlayıcılarına yönelik kuralları, izleme ve kontrol mekanizmalarını, eğitim sürecini ve iç denetimin bağımsız yapısı ile Mart ayı sonuna kadar Başkanlığa yapılması gereken zorunlu bildirimleri inceledik. Bir sonraki dersimizde yükümlü kategorilerini, finansal kurumları ve finansal olmayan belirli iş ve meslek gruplarını ele alacağız.

Aklama Mevzuatı ve MASAK Yükümlü Grupları Premium

Önceki dersimizde ele aldığımız risk, izleme ve kontrol mekanizmalarının ardından, bu dersimizde söz konusu yükümlülüklerin muhatabı olan kişi ve kuruluşları, yani finansal kurumları, finansal olmayan belirli iş ve meslekleri ve diğer yükümlüleri ayrıntılı olarak inceleyeceğiz. Uluslararası standartları koyan Mali Eylem Görev Gücü, kısa adıyla FATF tavsiyeleri, finansal kuruluşların ve finansal olmayan belirli iş ve mesleklerin aklama ve terörizmin finansmanının önlenmesi amacıyla etkin biçimde düzenlenmesini öngörür. Bu kapsamda FATF yirmi altı numaralı tavsiye, ülkelerin finansal kuruluşların yeterli düzenleme ve denetime tabi olmalarını, lisanslanmalarını ve FATF tavsiyelerini etkili bir biçimde uygulamalarını sağlamalarını emreder. Aynı zamanda yetkili makamların veya finansal denetleyicilerin, suçluların veya suç ortaklarının bir finansal kuruluşta önemli ya da kontrol hissesine sahip olmalarını veya yönetim yetkisi almalarını engelleyecek gerekli yasal tedbirleri almasını şart koşar. Düzenlemede geçen temel ilkeler kavramı; Basel Bankacılık Denetim Komitesi tarafından yayımlanan Etkili Bankacılık Denetimi İçin Temel İlkeleri, Uluslararası Menkul Kıymetler Komisyonları Örgütü tarafından yayımlanan Menkul Kıymetler Düzenlemesi Hedefleri ve İlkelerini ve Uluslararası Sigorta Denetleyicileri Birliği tarafından yayımlanan Sigorta Denetim İlkelerini ifade eder. FATF yirmi sekiz numaralı tavsiye ise kumarhaneler dışındaki finansal olmayan belirli iş ve mesleklerin aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadele yükümlülüklerine uyumunun, risk duyarlı bir temelde bir denetleyici kuruluş veya uygun bir öz düzenleyici kuruluş aracılığıyla izlenmesini ve denetlenmesini düzenlemektedir. Ülkemizde mali istihbarat birimi yükümlülük mevzuatının temelini beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun oluşturmaktadır. Bu temel kanunun yanı sıra terörizmin finansmanı ile mücadele ve mal varlığının dondurulması süreçlerini düzenleyen altı bin dört yüz on beş sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun ile kitle imha silahlarının yayılmasının engellenmesini hedefleyen yedi bin iki yüz altmış iki sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun yükümlüler için bağlayıcıdır. Finansal hizmet sağlayıcıları yakından ilgilendiren bir diğer mevzuat, altı bin dört yüz doksan üç sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanundur. Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, kısa adıyla MASAK teşkilat yapısı ve görevleri ise bir sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Kararnamenin iki yüz otuz bir, iki yüz otuz iki, beş yüz yirmi bir ve beş yüz yirmi ikinci maddelerinde düzenlenmiştir. Yükümlülüklerin icrasına ilişkin olarak Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik ile Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine İlişkin Yükümlülüklere Uyum Programı Hakkında Yönetmelik yürürlüktedir. Aklama veya terörizmin finansmanı suçu ile ilişkili olduğuna dair şüphe bulunan işlemlerin askıya alınması veya gerçekleşmesine izin verilmemesine ilişkin usul ve esaslar ise Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Kapsamında İşlemlerin Ertelenmesine Dair Yönetmelik ile tanzim edilmiştir. Ayrıca Başkanlık tarafından oluşturulacak elektronik tebligat altyapısının işleyişi de müstakil bir MASAK Yönetmeliği ile hüküm altına alınmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, mevzuatın sahadaki uygulamasını şekillendiren MASAK tebliğleridir. Düşük risk içeren durumlarda devreye giren kurallar, MASAK beş Sıra Numaralı Genel Tebliği ile düzenlenen basitleştirilmiş tedbirlerdir. Yükümlülerin kimlik tespiti ve müşterinin tanınmasına ilişkin temel ilke ve yöntemleri MASAK yedi Sıra Numaralı Genel Tebliği belirlemektedir. Terörün finansmanı ile mücadelede mal varlığının dondurulması usulleri MASAK on iki Sıra Numaralı Genel Tebliğinde düzenlenmişken, şüpheli işlem bildirimine ilişkin usul ve esaslar MASAK on üç Sıra Numaralı Genel Tebliğinde açıklanmıştır. Kamusal nüfuz sahibi kişiler, yani uluslararası literatürdeki adıyla PEP olarak bilinen şahıslara yönelik alınacak tedbirler MASAK yirmi bir Sıra Numaralı Genel Tebliği kapsamında yürütülür. Kripto varlık hizmet sağlayıcılar için öngörülen sıkılaştırılmış tedbirler MASAK yirmi dokuz Sıra Numaralı Genel Tebliği ile belirlenmiş, girmekte olduğunuz uyum görevlisi yetkilendirme sınavına ilişkin usul ve esaslar ise MASAK otuz Sıra Numaralı Genel Tebliği ile tanzim edilmiştir. Kripto varlıkların ödemelerde doğrudan veya dolaylı şekilde kullanımı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yönetmeliği ile kesin olarak yasaklanmış, kripto varlık hizmet sağlayıcıların yükümlülükleri ise anılan yirmi dokuz Sıra Numaralı Tebliğ ile sıkılaştırılmıştır. Uzaktan kimlik tespiti süreçleri ise bankalar için ve finansal kiralama, faktoring, finansman ile tasarruf finansman şirketleri için ilgili otoritelerin çıkardığı ayrı yönetmeliklerle, MASAK boyutunda ise on dokuz Sıra Numaralı Genel Tebliğ ile düzenlenmiştir. Tedbirler Yönetmeliği yükümlüleri finansal kuruluşlar, finansal olmayan belirli iş ve meslekler ile diğer yükümlüler olmak üzere üç grupta toplamaktadır. Finansal kuruluşlar arasında bankalar, faktoring, finansman, finansal kiralama şirketleri, sermaye piyasası aracı kurumları, portföy yönetim şirketleri, ödeme ve elektronik para kuruluşları ile kripto varlık hizmet sağlayıcılar yer alır. Uyum mevzuatında finansal kuruluşlar iki temel kategoriye ayrılır. Bunlardan ilki tam uyum programı oluşturmak, uyum birimi kurmak, uyum görevlisi ile yardımcısı atamak zorunda olanlardır. İkincisi ise tam program kurmaksızın sadece münhasıran uyum görevlisi atamak zorunda olan finansal kuruluşlardır. Bu ayrım sınav açısından son derece önemlidir. Örneğin kambiyo mevzuatında belirtilen A grubu yetkili müesseseler tam uyum programı oluşturmak zorundayken, B grubu yetkili müesseseler yalnızca münhasıran uyum görevlisi atamakla yükümlüdür. Finansal kuruluşlar grubunda yer alıp münhasıran uyum görevlisi atayacak diğer aktörler; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Takasbank, bankalar dışında banka kartı veya kredi kartı düzenleme yetkisini haiz kuruluşlar, reasürans şirketleri, sermaye piyasasında takas ve saklama hizmeti veren kuruluşlar ile yalnızca fatura ödemesine aracılık eden, ödeme emri başlatan veya hesap bilgisi sunan belirli ödeme kuruluşlarıdır. Mevzuatımızda finansal olmayan belirli iş ve meslekler, yani FOBİM olarak nitelendirilen grup açık bir biçimde belirlenmiştir. Bu kapsamda kıymetli maden, taş veya mücevher alım satımı yapan kuyumcular, ticaret amacıyla taşınmaz alım satımıyla uğraşan gayrimenkul alım satımcıları, noterler, serbest avukatlar, bir işverene bağlı olmaksızın çalışan serbest muhasebeci, mali müşavir ve yeminli mali müşavirler ile bağımsız denetim kuruluşları yer almaktadır. Yönetmelikte ne finansal kuruluş ne de FOBİM sayılmayan üçüncü grup ise diğer yükümlüler olarak adlandırılır. Bu grupta yer alan kargo şirketleri, varlık yönetim şirketleri, tasarruf finansman şirketleri, elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılar, kısa adıyla ETAHS ve sanal ortamda şans oyunu oynatan bahis bayileri, finansal kuruluş veya FOBİM olmadıkları halde münhasıran uyum görevlisi atamak zorundadır. Burada Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinin durumu dikkat edilmesi gereken bir istisnadır. Posta ve Telgraf Teşkilatı, yürüttüğü bankacılık faaliyetleri yönüyle finansal kuruluş kabul edilir ve tam uyum programı hazırlamak zorundadır; posta ve kargo hizmetleri yönüyle ise diğer yükümlüler sınıfında kalmaktadır. Ayrıca Merkezi Kayıt Kuruluşu ile Borsa İstanbul Anonim Şirketi için sınırlı yükümlülük öngörülmüştür. Merkezi Kayıt Kuruluşunun kimlik tespiti ve şüpheli işlem bildirimi yükümlülüğü yalnızca kendi üyeleriyle sınırlıdır. Borsa İstanbul Anonim Şirketinin yükümlülüğü ise yalnızca Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası saklama hizmetinde kıymetli madenler aracı kuruluşlarıyla sınırlı tutulmuştur. Yükümlülüklerin uygulanmasında yabancılık unsuru ve yükümlülük kapsamı sınırları da net biçimde çizilmiştir. Tedbirler Yönetmeliğine göre merkezi yurt dışında bulunan yükümlülerin Türkiye deki şube, acente, temsilci ve ticari vekilleri doğrudan yükümlü sayılır. Merkezi Türkiye de bulunan yükümlülerin yurt dışındaki bağlı birimleri ise bulundukları ülkenin mevzuatı ve yetkili otoriteleri izin verdiği ölçüde asgari olarak Türk mevzuatındaki tedbirleri uygulamak mecburiyetindedir. Yerel mevzuat buna izin vermediği takdirde durum derhal MASAK Başkanlığına bildirilir. Sınavda özellikle dikkat edilmesi gereken bir diğer kural, bazı ilave tedbirlerin yalnızca finansal kuruluşlar ve FOBİM ler için zorunlu olmasıdır. Kamusal nüfuz sahibi kişilere yönelik tedbirler, teknolojik risklere karşı tedbir alınması ve riskli ülkelerle ilişkiler sadece finansal kuruluşlar ve FOBİM ler için getirilmiş olup diğer yükümlülere zorunlu kılınmamıştır. Son olarak, Tedbirler Yönetmeliğinin yirmi yedinci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca şüpheli işlemler herhangi bir parasal sınır veya tutar gözetilmeksizin bildirilmelidir. Böylelikle yükümlü yapılarını, finansal kurumları ve meslek gruplarını tamamlamış bulunuyoruz. Bir sonraki bölümümüzde bu yükümlülerin tabi olduğu denetim süreçlerini ve denetim mekanizmalarını incelemeye devam edeceğiz.

MASAK Yükümlülük Denetimi ve Denetim Elemanları Premium

Önceki dersimizde yükümlü kategorilerini, finansal kurumları ve finansal olmayan belirli iş ve meslekleri ayrıntılı olarak incelemiştik. Bu dersimizde ise söz konusu yükümlülerin tabi olduğu yükümlülük denetimi mekanizmasını, bu denetimi gerçekleştiren denetim elemanlarını, görevlendirme ve çalışma usullerini ve uluslararası standartların bu alandaki temel gerekliliklerini kapsamlı bir şekilde ele alacağız. Bu konu, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı Uyum Görevlisi Yetkilendirme Sınavında doğrudan soru potansiyeli taşıyan en kritik alanlardan biridir. Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, kısa adıyla MASAK, beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca getirilen yükümlülüklerin denetimini yürütmekle yetkili kılınmıştır. Bu sistemin uluslararası dayanaklarına baktığımızda Mali Eylem Görev Gücü, kısa adıyla FATF tavsiyeleri karşımıza çıkmaktadır. FATF yirmi altı numaralı tavsiyesinde, finansal kuruluşların yeterli düzenleme ve denetime tabi olmalarını ve tavsiyelerin etkili biçimde uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Yetkili makamlar suçluların finansal kuruluşlarda önemli veya kontrol hissesine sahip olmalarını ya da yönetim yetkisi almalarını engelleyecek tedbirleri almakla yükümlüdür. Özellikle para veya değer transferi ya da döviz değişimi hizmeti sunan kuruluşların lisansa bağlanması veya kayıt altına alınması, suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadele yükümlülüklerine uyumunun etkili sistemlerle denetlenmesi şart koşulmuştur. FATF yirmi yedi numaralı tavsiyesi ise denetim otoritelerinin yetkilerini düzenler. Denetim makamları, yükümlülerin uyumunu denetlemek, izlemek ve her türlü bilginin üretilmesini istemek hususunda tam yetkiye sahip olmalıdır. Uyumsuzluk tespit edildiğinde ise lisansın geri çekilmesi, kısıtlanması veya askıya alınması dahil olmak üzere disiplin cezaları ve mali yaptırımlar uygulanabilmelidir. Benzer şekilde FATF yirmi sekiz numaralı tavsiyesi kumarhaneler haricindeki diğer finansal olmayan belirli iş ve mesleklerin de risk duyarlı bir temelde denetlenmesini gerektirir. Bu denetim bir resmi denetleyici eliyle yürütülebileceği gibi, üyelerinin yükümlülükleri yerine getirmesini sağlayabilen bir öz düzenleyici kuruluş tarafından da icra edilebilir. Yaptırımlar boyutunda ise FATF otuz beş numaralı tavsiyesi sınav açısından son derece belirleyici bir ilke koymaktadır. Ülkeler suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadele yükümlülüklerine uymayan gerçek ve tüzel kişilere karşı uygulanabilir, orantılı ve caydırıcı yaptırımlar öngörmelidir. FATF tavsiye otuz beş gereğince yaptırımlar yalnızca yükümlü kuruluşa değil, bunların müdür ve üst düzey yöneticilerine de uygulanabilir olmalıdır. Bu husus mevzuatımızdaki sorumluluk rejiminin anlaşılması bakımından büyük bir önem taşımaktadır. Ulusal mevzuatımıza geçtiğimizde, beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun on birinci maddesi ve Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Yönetmeliğinin otuz altıncı maddesi uyarınca yükümlülük denetimi denetim elemanları vasıtasıyla yerine getirilir. beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun ikinci maddesinde denetim elemanları unvan unvan açıkça sayılmıştır. Bunlar Vergi Müfettişleri, MASAK bünyesinde istihdam edilen Hazine ve Maliye Uzmanları, Gümrük ve Ticaret Müfettişleri, Bankalar Yeminli Murakıpları, Hazine Kontrolörleri, Sigorta Denetleme Uzman ve Aktüerleri, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Uzmanları, Sermaye Piyasası Kurulu Uzmanları ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Denetçileri ve Uzmanlarıdır. Bu sayma tahdidi niteliktedir ve araya diğer teftiş elemanlarını karıştırmamak önemlidir. Söz konusu denetim elemanlarının bir kısmı MASAK kadrosundaki Hazine ve Maliye Uzmanları ile Vergi Müfettişlerinden oluşurken, diğerleri Vergi Denetim Kurulu bünyesindeki Vergi Müfettişleri, Hazine Kontrolörleri veya diğer bakanlıklar ile düzenleyici otoritelerin uzman ve denetçileridir. Kanunun ek birinci maddesi uyarınca MASAK, aklama suçunun araştırılması ve yükümlülük denetimi görevlerini geçici görevlendirilen denetim elemanları eliyle de yürütebilir. Bu kapsamda denetim elemanları arasından Başkanın talebi üzerine, ilgili birim amirinin teklifi ve bağlı veya ilgili bulundukları Bakanın onayı ile belirlenen kişiler, Başkanlık emrinde üç yıla kadar geçici süreyle görevlendirilebilir. Bu süre aynı usul ve esaslar dahilinde üç yıla kadar daha uzatılabilmektedir. Başkanlık emrinde geçici görevlendirilen denetim elemanlarına görev süresi boyunca ilgili mevzuat uyarınca süre sınırlamasına tabi olmaksızın ek ödeme yapılmaktadır. Geçici görevli denetim elemanlarının ve MASAK kadrosundaki uzmanların çalışma ve gözetim hiyerarşisi dikkat edilmesi gereken bir ayrımdır. Tedbirler Yönetmeliğinin otuz yedi bölü A maddesi gereğince geçici görevli denetim elemanları, görevlendirme süreleri içerisinde Başkan veya görevlendireceği başkan yardımcısının gözetimi altında ve talimatları doğrultusunda çalışır. Buna karşılık Tedbirler Yönetmeliğinin otuz yedi bölü B maddesi uyarınca yükümlülük denetimi ile görevlendirilen MASAK kadrosundaki Hazine ve Maliye Uzmanları ise yükümlülük denetiminden sorumlu daire başkanının gözetim ve koordinasyonunda görev yapar. Her iki grup da Başkanlık Makamından alınan görevlendirme onayı ile yetkilendirilir ve görevlendirme onayının tebliği tarihinden itibaren derhal göreve başlar. Denetimlerin bizzat görevli elemanlar tarafından yürütülmesi ve sonuçlandırılması zorunludur. Denetim elemanlarının kanuni yetkilerine baktığımızda beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun on birinci maddesi son derece geniş bir çerçeve çizmiştir. Denetim elemanları kamu kurum ve kuruluşları dahil olmak üzere gerçek ve tüzel kişilerden ve tüzel kişiliği olmayan kuruluşlardan her türlü bilgi, belge ve kanuni defterleri istemeye, bunlar nezdinde her türlü evrak ve kaydı incelemeye ve ilgililerden yazılı veya sözlü bilgi almaya yetkilidir. Yükümlüler denetim elemanlarına uygun çalışma ortamı sağlamak ve her türlü kolaylığı göstermek zorundadır. Ayrıca denetim elemanları diğer kanunların kendilerine tanıdığı yetkileri de kullanabilirler. Tedbirler Yönetmeliğinin otuz beşinci maddesi uyarınca yükümlülük denetimi iki temel unsuru kapsamaktadır. Bunlardan birincisi yükümlülerin yükümlülüklere uyum durumunu tespit amacıyla risk temelli bir yaklaşımla yürütülen yükümlülüklere uyum denetimidir. İkincisi ise yükümlülük ihlallerini tespite yönelik olarak yapılan yükümlülük ihlal incelemesidir. Bu denetimler yerinde veya uzaktan denetim yöntemleriyle gerçekleştirilebilir. Başkanlık denetimlerin kapsam ve süresini belirlemeye, denetim rehberleri hazırlamaya ve denetim programı oluşturmaya tam yetkilidir. Denetimlerin yürütülmesinde münferit denetim ile programlı denetim arasında süre ve usul farkları bulunmaktadır. Başkanlığın talebi üzerine birim amirinin teklifi ve ilgili Bakanın onayı ile yapılacak görevlendirmeler, talep tarihinden itibaren en geç on gün içinde tamamlanmalıdır. Münferiden yapılacak yükümlülük denetimi ile görevlendirilen denetim elemanı, göreve ilişkin Başkanlık yazısının kendisine tebliğinden itibaren en geç on beş gün içinde göreve başlamak mecburiyetindedir. Göreve başlama tarihini de yine bu on beş günlük süre içinde hem Başkanlığa hem de kendi bağlı olduğu birime yazılı olarak bildirmelidir. Şayet denetim bir denetim programı kapsamında yürütülüyorsa, denetim elemanı fiilen göreve başladığı tarihi Başkanlığa yazılı olarak bildirir. Denetim süreci devam ederken görev değişikliği yaşanması durumunda uygulanacak devir prosedürü de mevzuatta ayrıntılı kurallara bağlanmıştır. Denetim sonuçlanmadan herhangi bir nedenle görevinden ayrılacak olan denetim elemanı, denetimde gelinen aşamaları gösteren bir devir raporu düzenleyerek Başkanlığa gönderir. İlgili birim, mevcut denetim elemanı görevinden fiilen ayrılmadan en az on gün önce yeni bir denetim elemanı görevlendirmek zorundadır. Görevden ayrılacak denetim elemanı devir raporunu ve tüm belgeleri yeni görevlendirilen elemana bu süre içinde bir tutanakla teslim eder. Yeni görevlendirilen denetim elemanı da tutanağın birer örneğini birimine ve Başkanlığa iletir. Mevzuat uyarınca işe başlama ve ayrılma tarihlerinde bu devir teslim tutanağının düzenlendiği tarih esas alınır. Denetimin fiziki icrasında kural olarak denetime konu işlemlerin gerçekleştiği yerde çalışma yapılması esastır. Denetim elemanları görev mahalline gittiklerinde memuriyet sıfatlarını gösteren fotoğraflı resmi kimlik belgelerini ilgililere ibraz ederler. Bir denetim görevinin resmi olarak ne zaman sona erdiği hususu mevzuatta açıkça düzenlenmiştir. Hazırlanan raporun Başkanlıkça işleme konulmasına karar verildiği tarihte denetim görevi resmi olarak sona erer ve bu durum ilgili denetim elemanına ve birimine yazılı olarak bildirilir. Denetim esnasında suç şüphesi veya ihlalle karşılaşılması halinde denetim elemanlarının derhal yerine getirmesi gereken bildirim yükümlülükleri bulunmaktadır. Tedbirler Yönetmeliğinin kırkıncı maddesi uyarınca, yükümlülük denetimi sırasında suç gelirlerinin aklanması veya terörün finansmanına ilişkin şüphe doğarsa, denetim elemanları durumu derhal yazılı olarak Başkanlığa bildirir. Aynı şekilde kendi kurumlarınca verilen olağan görevler veya aklama suçu incelemeleri sırasında saptanan yükümlülük ihlalleri de derhal yazılı olarak MASAK Başkanlığına intikal ettirilmelidir. Eğer denetim sırasında başka kurumların görev alanını ilgilendiren bir mevzuata aykırılık tespit edilirse veya bundan şüphe duyulursa, konu ilgili kurumlara aktarılır ve eş zamanlı olarak Başkanlığa bilgi verilir. Denetim faaliyetleri sonucunda düzenlenecek raporlar Tedbirler Yönetmeliğinin otuz sekizinci maddesinde belirlenmiştir. Yükümlülüklere uyum denetimi sonucunda yükümlülük uyum denetimi raporu, yükümlülük ihlal incelemesi sonucunda ise yükümlülük ihlali inceleme raporu tanzim edilir. Sınavda özellikle dikkat edilmesi gereken kural şudur: Uyum denetimi esnasında ihlal saptanırsa, uyum raporuna ek olarak ayrıca yükümlülük ihlali inceleme raporu tanzim edilir. Dolayısıyla uyum raporunun varlığı, tespit edilen münferit ihlaller için ihlal raporu düzenlenmesine engel teşkil etmez; aksine bu iki rapor birlikte yürütülür. Düzenlenen bu raporlar MASAK Başkanlığına sunulduktan sonra rapor standartlarına uygunluk, maddi veya hukuki hata barındırıp barındırmadığı yönünden Başkanlıkça titiz bir değerlendirmeye tabi tutulur. Bu değerlendirme neticesinde rapor doğrultusunda yükümlü aleyhine idari yaptırım uygulanmasına karar verilebilir veya adli ceza gerektiren fiiller için yetkili cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunulabilir. Özetlemek gerekirse, bu bölümde yükümlülük denetiminin risk temelli uyum denetimi ve yükümlülük ihlal incelemesinden oluştuğunu, denetimi yapmaya yetkili kılınan personelin kanunda sayılan unvanlarla sınırlı olduğunu ve geçici görevlendirmelerin üç yıla kadar yapılıp aynı usulle üç yıla kadar uzatılabileceğini gördük. Ayrıca münferit denetimde on beş gün içinde işe başlama zorunluluğunu, ayrılma hallerinde en az on gün önce yeni görevlendirme yapılmasını ve görevin raporun işleme konulmasıyla sona erdiğini ele aldık. Bu temel usul kurallarını tamamladığımıza göre, bir sonraki bölümümüzde yükümlülük ihlallerinde uygulanacak idari para cezalarının hesaplanmasına, artırım oranlarına ve ceza uygulama süreçlerine geçebiliriz.

Aklama Mevzuatı Yükümlülük İhlalleri ve Yaptırımlar Premium

Önceki dersimizde suç gelirlerinin aklanması ve terörün finansmanıyla mücadele mevzuatı çerçevesinde yürütülen denetim süreçlerini, denetim elemanlarının yetkilerini ve denetim mekanizmasının genel işleyişini incelemiştik. Bu dersimizde ise söz konusu denetimler sonucunda tespit edilen yükümlülük ihlallerine uygulanacak idari para cezaları ile adli yaptırımları tüm yasal dayanakları, usul kuralları ve güncel parasal hadleriyle ele alacağız. Denetim sürecinin hemen başında hatırlanması gereken çok önemli bir süre bulunmaktadır; yükümlülük denetimi kapsamında denetim elemanı görevlendirmesi, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı kısa adıyla MASAK Başkanlığının talep tarihinden itibaren en geç on gün içinde tamamlanmalıdır. Bu on günlük süre denetim mekanizmasının ivedilikle harekete geçirilmesi açısından kanuni bir zorunluluktur. Denetimlerin tamamlanmasının ardından hazırlanan raporlar doğrultusunda ihlalin niteliğine göre ya idari para cezası uygulanır ya da konu adli mercilere intikal ettirilir. Yükümlülük ihlallerinde uygulanacak idari para cezaları beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun on üçüncü maddesinde düzenlenmiştir. Kanunun on üçüncü maddesinin birinci fıkrasına göre müşterinin tanınması yükümlülüğünü düzenleyen üçüncü madde ile devamlı bilgi verme yükümlülüğünü düzenleyen altıncı maddenin ihlali halinde uygulanacak temel maktu ceza tutarı Kanunda otuz bin Türk Lirası olarak belirlenmiştir. Aynı fıkra uyarınca şüpheli işlem bildirimi yükümlülüğünü düzenleyen dördüncü maddenin birinci fıkrasındaki yükümlülüklerin ihlali durumunda ise Kanunda öngörülen temel maktu idari para cezası tutarı elli bin Türk Lirası düzeyindedir. Bu noktada finansal kuruluşlar açısından kanun koyucu çok özel ve ağırlaştırılmış bir ceza rejimi öngörmüştür. Yükümlünün banka, finansman şirketi, faktoring şirketi, ikrazatçı, finansal kiralama şirketi, sigorta ve reasürans şirketi, emeklilik şirketi, sermaye piyasası kurumu, yetkili müessese, ödeme ve elektronik para kuruluşu ile yönetmelikle belirlenecek diğer finansal kuruluşlar olması halinde idari para cezası işlem tutarının yüzde beşinden az olmamak üzere iki kat olarak uygulanır. Dolayısıyla finansal kuruluşlarda müşterinin tanınması, devamlı bilgi verme ve şüpheli işlem bildirimi ihlallerinde maktu ceza iki kat uygulanır; ancak bildirilmeyen veya mevzuata aykırı gerçekleştirilen işlem tutarının yüzde beşi hesaplanan iki kat maktu cezadan daha yüksek ise doğrudan işlem tutarının yüzde beşi oranında idari para cezası tatbik edilir. Maktu ceza tutarlarının her yıl nasıl güncellendiği sınav açısından mutlaka bilinmesi gereken bir diğer temel husustur. beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun yirmi sekizinci maddesine göre, Kanunun on üç ve on altıncı maddelerinde yer alan maktu tutarlar her yılın başından geçerli olmak üzere, bir önceki yıl için iki yüz on üç sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Yapılan hesaplamalarda on Yeni Türk Lirasına kadar olan tutarlar dikkate alınmaz. Ayrıca Kabahatler Kanunu uyarınca bir Türk lirasının yani bir Türk Lirası küsuratı da hesaba katılmaz. Bu yeniden değerleme mekanizması sonucunda Kanunda yazılı maktu hadler yıllar içinde artış göstermiştir. Örneğin müşterinin tanınması ve devamlı bilgi verme yükümlülüklerinin ihlalinde finansal olmayan yükümlüler yani FOBİM ve diğerleri için uygulanan ceza tutarı iki bin yirmi iki yılında kırk dört bin beş yüz seksen iki Türk Lirası, iki bin yirmi üç yılında doksan dokuz bin üç yüz seksen altı Türk Lirası, iki bin yirmi dört yılında yüz elli yedi bin dört yüz seksen yedi Türk Lirası, iki bin yirmi beş yılında iki yüz yirmi altı bin altı yüz yetmiş bir Türk Lirası ve nihayet iki bin yirmi altı yılında iki yüz seksen dört bin dört yüz kırk dokuz Türk Lirası olmuştur. Aynı ihlaller finansal kuruluşlar tarafından işlendiğinde maktu ceza iki kat uygulandığından ceza tutarları iki bin yirmi iki yılında seksen dokuz bin yüz altmış dört Türk Lirası, iki bin yirmi üç yılında yüz doksan sekiz bin yedi yüz yetmiş iki Türk Lirası, iki bin yirmi dört yılında üç yüz on dört bin dokuz yüz yetmiş dört Türk Lirası, iki bin yirmi beş yılında dört yüz elli üç bin üç yüz kırk iki Türk Lirası ve iki bin yirmi altı yılında beş yüz altmış sekiz bin sekiz yüz doksan sekiz Türk Lirası seviyesine ulaşmıştır. Şüpheli işlem bildiriminde bulunmama kabahatine ilişkin parasal tutarlar da aynı şekilde yeniden değerleme oranında artırılmaktadır. Kanunda elli bin Türk Lirası olarak yer alan temel ceza tutarı FOBİM ve diğer yükümlüler nezdinde iki bin yirmi iki yılında yetmiş dört bin üç yüz üç Türk Lirası, iki bin yirmi üç yılında yüz altmış beş bin altı yüz kırk üç Türk Lirası, iki bin yirmi dört yılında iki yüz altmış iki bin dört yüz yetmiş yedi Türk Lirası, iki bin yirmi beş yılında üç yüz yetmiş yedi bin yedi yüz seksen üç Türk Lirası ve iki bin yirmi altı yılında dört yüz yetmiş dört bin yetmiş dokuz Türk Lirası olarak tatbik edilmektedir. Bu ihlali gerçekleştiren taraf finansal kuruluş olduğunda ise iki kat maktu tutar iki bin yirmi iki yılında yüz kırk sekiz bin altı yüz altı Türk Lirası, iki bin yirmi üç yılında üç yüz otuz bir bin iki yüz seksen altı Türk Lirası, iki bin yirmi dört yılında beş yüz yirmi dört bin dokuz yüz elli dört Türk Lirası, iki bin yirmi beş yılında yedi yüz elli beş bin beş yüz altmış altı Türk Lirası ve iki bin yirmi altı yılında dokuz yüz kırk sekiz bin yüz elli sekiz Türk Lirası olarak uygulanır. Tekrar vurgulamak gerekir ki şüpheli işleme konu tutarın yüzde beşi bu maktu tutarların üzerindeyse idari para cezası doğrudan işlem tutarının yüzde beşi üzerinden kesilir. Uyum programı yükümlülüklerine aykırılık halinde uygulanan yaptırım sistemi aşamalı bir idari yaptırım zincirine dayanmaktadır. Kanunun beşinci maddesinde ve Tedbirler Yönetmeliğinin otuz dokuzuncu maddesinde düzenlenen eğitim, iç denetim, kontrol ve risk yönetim sistemleri oluşturulması ile uyum görevlisi tayini gibi uyum yükümlülüklerine aykırı hareket edildiğinin tespiti halinde MASAK tarafından yükümlüye yazılı bir ihtar yapılır ve eksikliklerin giderilmesi için otuz günden az olmamak üzere yani en az otuz gün süre verilir. Tanınan bu ilk süre sonunda yükümlülük kapsamındaki eksikliklerin tamamlanmaması halinde Kanunda belirtilen beş yüz bin Türk Lirası tutarında idari para cezası uygulanır. Bu ilk idari para cezasının tebliği ile birlikte yükümlüye ikinci bir yazılı ihtar yapılarak altmış günden az olmamak üzere yani en az altmış gün yeni bir süre tanınır. Verilen bu ikinci süre sonunda da eksiklikler giderilmezse yükümlüye verilen ilk idari para cezasının iki katı tutarında yani Kanunda maktu olarak bir milyon Türk Lirası idari para cezası daha tatbik edilir. Süreç burada da sona ermez; ikinci idari para cezasının tebliğinden itibaren otuz gün içinde eksikliklerin tamamlanmaması halinde yükümlünün faaliyetlerinin belli bir süre durdurulması, kısıtlanması veya faaliyet izin belgesinin iptaline yönelik tedbirlerin alınması için durum derhal yetkili ve ilgili kuruma bildirilir. Uyum yükümlülükleri zincirinde yöneticilerin şahsi sorumluluğu dikkat edilmesi gereken ayırt edici bir noktadır. Kanunun on üçüncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre Kanunun beşinci maddesindeki uyum yükümlülüklerine uymayan sorumlu yönetim kurulu üyesine, şayet yönetim kurulu üyesi yoksa üst düzey yöneticisine belirtilen yazılı ihtarlar yapılmak ve sürelere uyulmak koşuluyla yükümlü tüzel kişiye verilen idari para cezasının tam dörtte biri yani bir bölü dört oranında ceza kesilir. Tüzel kişiye verilen maktu cezalardaki artışlar doğal olarak bu şahsi cezalara da yansımaktadır. Yeniden değerleme oranlarına göre Kanunun beşinci maddesi uyarınca ilk ihtarda verilen sürede eksikliklerin tamamlanmaması halinde yükümlüye kesilen ilk ceza tutarı iki bin yirmi iki yılında yedi yüz kırk üç bin otuz dokuz Türk Lirası, iki bin yirmi üç yılında bir milyon altı yüz elli altı bin dört yüz elli altı Türk Lirası, iki bin yirmi dört yılında iki milyon altı yüz yirmi dört bin sekiz yüz yirmi Türk Lirası, iki bin yirmi beş yılında üç milyon yedi yüz yetmiş yedi bin dokuz yüz üç Türk Lirası ve iki bin yirmi altı yılında dört milyon yedi yüz kırk bin sekiz yüz doksan Türk Lirası olarak uygulanır. İkinci ihtarla verilen süre sonunda eksikliklerin sürmesi halinde uygulanan iki kat ceza tutarı ise iki bin yirmi iki yılında bir milyon dört yüz seksen altı bin yetmiş sekiz Türk Lirası, iki bin yirmi üç yılında üç milyon üç yüz on iki bin dokuz yüz on iki Türk Lirası, iki bin yirmi dört yılında beş milyon iki yüz kırk dokuz bin altı yüz kırk Türk Lirası, iki bin yirmi beş yılında yedi milyon beş yüz elli beş bin sekiz yüz altı Türk Lirası ve iki bin yirmi altı yılında dokuz milyon dört yüz seksen bir bin yedi yüz seksen Türk Lirası tutarındadır. İdari para cezaları kapsamında düzenlenen bir diğer ihlal türü ise Kanunun dokuz A maddesinde düzenlenen elektronik tebligat sistemine ilişkindir. beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun on üçüncü maddesinin dördüncü fıkrasına göre, Kanunun dokuz A maddesi gereğince getirilen elektronik tebligata ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği tespit edilen kişi, kurum veya kuruluşlara Başkanlık tarafından her bir tespit için kırk bin Türk Lirası idari para cezası uygulanır. Kanun koyucu bu ihlal için yıllık bir tavan belirlemiş olup bu şekilde bir yıl içinde uygulanacak idari para cezasının toplam tutarı bir milyon Türk Lirası düzeyini yani bir milyon Türk lirasını geçemez. Elektronik tebligat cezasının güncel tutarlarına bakıldığında her bir tespit için uygulanan tutar iki bin yirmi iki yılında elli dokuz bin dört yüz kırk üç Türk Lirası, iki bin yirmi üç yılında yüz otuz iki bin beş yüz on altı Türk Lirası, iki bin yirmi dört yılında iki yüz dokuz bin dokuz yüz seksen dört Türk Lirası, iki bin yirmi beş yılında üç yüz iki bin iki yüz yirmi dokuz Türk Lirası ve iki bin yirmi altı yılında üç yüz yetmiş dokuz bin iki yüz altmış yedi Türk Lirası olmuştur. Elektronik tebligat ihlallerinde bir yıl içinde uygulanabilecek toplam ceza üst limiti ise iki bin yirmi iki yılında bir milyon dört yüz seksen altı bin yetmiş sekiz Türk Lirası, iki bin yirmi üç yılında üç milyon üç yüz on iki bin dokuz yüz on üç Türk Lirası, iki bin yirmi dört yılında beş milyon iki yüz kırk dokuz bin altı yüz kırk bir Türk Lirası, iki bin yirmi beş yılında yedi milyon beş yüz elli beş bin sekiz yüz sekiz Türk Lirası ve iki bin yirmi altı yılında dokuz milyon dört yüz seksen bir bin yedi yüz seksen üç Türk Lirası olarak tespit edilmiştir. İdari para cezalarının uygulanmasında kümülatif toplamı sınırlandıran yıllık ceza tavanları bulunmaktadır. Kanunun on üçüncü maddesinin beşinci fıkrasına göre birinci ve ikinci fıkralar kapsamında uygulanacak idari para cezasının toplam tutarı her bir yükümlülük için ihlalin yapıldığı yıl itibarıyla birinci fıkra kapsamında cezası iki kat olarak uygulanacak finansal kuruluşlar için kırk milyon Türk Lirası, bunlar dışında kalan diğer yükümlüler için ise dört milyon Türk Lirası tutarını aşamaz. Kanunda yer alan bu ceza tavanı sisteminde tekerrüre ilişkin çok kritik bir kural yer alır; üst tutardan ceza uygulanan yükümlüler nezdinde takip eden yılda yani bir sonraki yılda aynı neviden bir yükümlülük ihlali gerçekleşmesi durumunda bu tavan hadleri iki kat olarak uygulanır. Bu tavanlar da her yıl yeniden değerleme oranında artırılmaktadır. Buna göre finansal kuruluşlar için uygulanan ceza üst limitleri iki bin yirmi iki yılında elli dokuz milyon dört yüz kırk üç bin yüz yirmi sekiz Türk Lirası, iki bin yirmi üç yılında yüz otuz iki milyon beş yüz on altı bin beş yüz altmış beş Türk Lirası, iki bin yirmi dört yılında iki yüz dokuz milyon dokuz yüz seksen beş bin yedi yüz kırk sekiz Türk Lirası, iki bin yirmi beş yılında üç yüz iki milyon iki yüz otuz iki bin dört yüz seksen yedi Türk Lirası ve iki bin yirmi altı yılında üç yüz yetmiş dokuz milyon iki yüz yetmiş bir bin beş yüz kırk yedi Türk Lirası seviyesine ulaşmıştır. Finansal kuruluşlar dışındaki yükümlüler yani FOBİM ve diğerleri için uygulanan yıllık ceza üst limitleri ise iki bin yirmi iki yılında beş milyon dokuz yüz kırk dört bin üç yüz on iki Türk Lirası, iki bin yirmi üç yılında on üç milyon iki yüz elli bir bin altı yüz elli dört Türk Lirası, iki bin yirmi dört yılında yirmi milyon dokuz yüz doksan sekiz bin beş yüz yetmiş Türk Lirası, iki bin yirmi beş yılında otuz milyon iki yüz yirmi üç bin iki yüz kırk bir Türk Lirası ve iki bin yirmi altı yılında otuz yedi milyon dokuz yüz yirmi yedi bin yüz kırk beş Türk Lirası olmuştur. Kanunun beşinci maddesindeki uyum yükümlülükleri ihlallerinde geçerli ceza üst limitleri de finansal kuruluşlar için geçerli olan bu tavanlarla birebir aynıdır. İdari para cezalarında zamanaşımı ve kanun yolları konusu on üçüncü maddenin son fıkralarında açıkça hükme bağlanmıştır. Kanunun on üçüncü maddesinin altıncı fıkrasına göre yükümlülüğün ihlal edildiği tarihten itibaren sekiz yıl yani sekiz yıl geçtikten sonra idari para cezası verilemez. Bu süre kesin bir zamanaşımı süresidir. Kanunun on üçüncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca ise bu Kanun kapsamında verilen idari para cezası kararlarına karşı yargı yolu olarak idari yargı merciine başvurulması öngörülmüştür. Bu hususu sulh ceza hâkimliği ile karıştırmamak önemlidir; beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanun uyarınca verilen idari para cezalarına karşı doğrudan idari yargı yoluna başvurulur. Mevzuatın en kritik ayrımlarından biri idari para cezasını gerektiren fiiller ile adli ceza gerektiren suçlar arasındaki sınırdır. Bu ayrımı karıştırmamak önemlidir. Kanunun on dördüncü maddesinde adli ceza kapsamındaki fiiller özel olarak düzenlenmiştir. beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun on dördüncü maddesine göre Kanunun dördüncü maddesinin ikinci fıkrası ile yedi ve sekizinci maddelerindeki yükümlülükleri ihlal eden kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Bu suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. Dolayısıyla adli ceza öngörülen fiiller tam olarak üç tanedir; şüpheli işlem bildiriminin gizliliğini ihlal etmek, bilgi ve belge verme yükümlülüğünü ihlal etmek ile muhafaza ve ibraz yükümlülüğünü ihlal etmektir. Burada sınav açısından son derece hayati olan çelişki ve ayrım şudur; şüpheli işlem bildiriminde bulunmamak yani bildirimi yapmamak idari para cezası gerektiren bir kabahattir. Buna karşılık şüpheli işlem bildiriminde bulunulduğunu işleme taraf olanlar dahil yetkisiz üçüncü kişilere açıklamak yani şüpheli işlem bildiriminin gizliliğini ihlal etmek hürriyeti bağlayıcı adli ceza yani bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası gerektiren bir suçtur. Kanunun dördüncü maddesinin ikinci fıkrasına göre yükümlüler, MASAK Başkanlığına şüpheli işlem bildiriminde bulunulduğunu, yükümlülük denetimi ile görevlendirilen denetim elemanları ile yargılama sırasında mahkemeler dışında, işleme taraf olanlar dahil hiç kimseye açıklayamazlar. Bu sır saklama kuralının çiğnenmesi doğrudan adli ceza yaptırımına tabidir. Adli ceza kapsamındaki ikinci fiil Kanunun yedinci maddesinde düzenlenen bilgi ve belge verme yükümlülüğünün ihlalidir. Bu maddeye göre kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kuruluşlar, Başkanlık ve denetim elemanları tarafından istenilecek her türlü bilgi, belge ve bunlara ilişkin her türlü ortamdaki kayıtları, bu kayıtlara erişimi sağlamak veya okunabilir hale getirmek için gerekli tüm bilgi ve şifreleri tam ve doğru olarak vermek ve gerekli kolaylığı sağlamak zorundadır. Burada kanun koyucu çok kesin bir kural koymuştur; savunma hakkına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, hiçbir kişi, kurum veya kuruluş özel kanunlarda yazılı gizlilik ve sır saklama hükümlerini ileri sürerek MASAK Başkanlığına ve denetim elemanlarına bilgi ve belge vermekten kaçınamaz. Örneğin bankacılık sırrı, meslek sırrı veya ticari sır gibi gerekçeler MASAK denetiminde bilgi vermekten kaçınmak için geçerli bir hukuki mazeret teşkil etmez. Bilgi ve belge vermekten kaçınanlar hakkında doğrudan bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası talebiyle soruşturma başlatılır. Adli ceza kapsamındaki üçüncü fiil ise Kanunun sekizinci maddesinde düzenlenen muhafaza ve ibraz yükümlülüğünün ihlalidir. Kanunun sekizinci maddesine göre yükümlüler, kanunla getirilen yükümlülüklere ve işlemlerine ilişkin her türlü ortamdaki belgeleri düzenleme tarihinden itibaren, defter ve kayıtları son kayıt tarihinden itibaren, kimlik tespitine ilişkin belgeleri ise son işlem tarihinden itibaren sekiz yıl süreyle muhafaza etmek ve yetkililerce istenmesi halinde ibraz etmekle yükümlüdür. Bu başlangıç tarihleri sınavda büyük bir dikkatle incelenmelidir; belgenin düzenleme tarihi, defter ve kaydın son kayıt tarihi, kimlik tespit belgesinin ise son işlem tarihi esas alınır ve tüm bu kayıtlar için muhafaza süresi kesintisiz sekiz yıldır. İstenildiğinde ibraz edilmemesi ya da süresinden önce imha edilmesi adli ceza yaptırımına bağlanmıştır. Tedbirler Yönetmeliğinin otuz dokuzuncu maddesi gereğince şüpheli işlem bildiriminin gizliliğini ihlal, bilgi ve belge verme yükümlülüğünü ihlal ile muhafaza ve ibraz yükümlülüğünü ihlal fiillerine ilişkin bir tespit yapıldığında denetim elemanlarınca yükümlülük ihlali inceleme raporu düzenlenir. Düzenlenen bu rapor MASAK Başkanlığı tarafından gecikmeksizin yetkili Cumhuriyet savcılığına gönderilir. İnceleme raporlarının savcılıklar nezdinde izlenmesi, ceza davalarının takibi ve diğer usule ilişkin işlemler ise altı yüz elli dokuz sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri doğrultusunda yürütülür. Özetlemek gerekirse yükümlülük ihlallerinde denetim elemanı görevlendirmesi on gün içinde tamamlanır. İdari para cezalarında müşterinin tanınması ve devamlı bilgi vermeme halinde Kanunda otuz bin Türk Lirası, iki bin yirmi altı yılında FOBİM için iki yüz seksen dört bin dört yüz kırk dokuz Türk Lirası ve finansal kuruluşlar için beş yüz altmış sekiz bin sekiz yüz doksan sekiz Türk Lirası ceza uygulanır. Şüpheli işlem bildiriminde bulunmama halinde Kanunda elli bin Türk Lirası, iki bin yirmi altı yılında FOBİM için dört yüz yetmiş dört bin yetmiş dokuz Türk Lirası ve finansal kuruluşlar için dokuz yüz kırk sekiz bin yüz elli sekiz Türk Lirası veya işlem tutarının yüzde beşi miktarında ceza verilir. Uyum yükümlülüklerinde en az otuz günlük ilk ihtardan sonra Kanunda beş yüz bin Türk Lirası, iki bin yirmi altı yılında dört milyon yedi yüz kırk bin sekiz yüz doksan Türk Lirası; en az altmış günlük ikinci ihtardan sonra ise bir milyon Türk Lirası, iki bin yirmi altı yılında dokuz milyon dört yüz seksen bir bin yedi yüz seksen Türk Lirası ceza uygulanarak eksiklik otuz günde giderilmezse faaliyet izin iptali süreci başlar ve sorumlu yönetim kurulu üyesine bu cezaların tam dörtte biri kesilir. Elektronik tebligat ihlalinde tespit başına Kanunda kırk bin Türk Lirası, iki bin yirmi altı yılında üç yüz yetmiş dokuz bin iki yüz altmış yedi Türk Lirası ceza uygulanır ve yıllık üst sınır Kanunda bir milyon Türk Lirası iken iki bin yirmi altı yılında dokuz milyon dört yüz seksen bir bin yedi yüz seksen üç Türk Lirası olarak tatbik edilir. Yıllık ceza tavanları Kanunda kırk milyon Türk Lirası ve dört milyon Türk Lirası iken iki bin yirmi altı yılında sırasıyla üç yüz yetmiş dokuz milyon iki yüz yetmiş bir bin beş yüz kırk yedi Türk Lirası ve otuz yedi milyon dokuz yüz yirmi yedi bin yüz kırk beş Türk Lirası olarak belirlenmiştir ve üst sınırdan ceza alan yükümlünün ertesi yıl aynı ihlali tekrarlaması durumunda bu tavanlar iki kat uygulanır. İdari para cezalarında zamanaşımı süresi sekiz yıldır ve itiraz mercii idari yargıdır. Adli cezalarda ise şüpheli işlem bildiriminin gizliliğini ihlal, bilgi-belge vermeme ve belgelerin düzenleme, defterlerin son kayıt ve kimlik tespit belgelerinin son işlem tarihinden itibaren sekiz yıl saklanması zorunluluğuna aykırılık hallerinde bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası uygulanır. Böylece denetim ve yükümlülük ihlallerine bağlanan yaptırımları tamamlamış olduk; bir sonraki dersimizde devamlı bilgi verme, bilgi ve belge verme usulleri ile yükümlülerin yasal korunması konularını ele alacağız.

MASAK Devamlı Bilgi Verme ve Yükümlülerin Korunması Premium

Önceki dersimizde idari para cezaları konusunu, bu yaptırımların hangi ihlaller karşılığında uygulandığını ve yeniden değerleme oranları çerçevesinde nasıl güncellendiğini ayrıntılı olarak incelemiştik. Bu dersimizde ise beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca düzenlenen diğer yükümlülükleri ve yükümlülerin korunması mekanizmasını ele alacağız. Bu çerçevede devamlı bilgi verme yükümlülüğü, bilgi ve belge verme zorunluluğu, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından kurulan erişim sistemi ve yükümlülerin hukuki ile cezai korunmasına dair yasal güvenceler üzerinde duracağız. Bu konular, Uyum Görevlisi Yetkilendirme Sınavında kavramsal ve süreye dayalı ayrıntılarına dikkat edilmesi gereken başlıklardır. İlk olarak devamlı bilgi verme yükümlülüğünü inceleyelim. Beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun altıncı maddesi ve Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Yönetmeliğinin otuz ikinci maddesi, devamlı bilgi verme yükümlülüğünün yasal zeminini oluşturur. Bu düzenlemelere göre yükümlüler, taraf oldukları veya aracılık ettikleri işlemlerden, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenecek tutarı aşanları Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına, yani kısa adıyla MASAK Başkanlığına bildirmek zorundadır. Devamlı bilgi verme, şüpheli işlem bildiriminden temel bir nitelik farkıyla ayrılır. Şüpheli işlem bildiriminde herhangi bir parasal sınır aranmaksızın işlemin mahiyetindeki şüphe belirleyici iken, devamlı bilgi verme yükümlülüğünde Bakanlıkça önceden ilan edilen objektif parasal tutarlar ve işlem türleri esas alınır. Devamlı bilgi verme sürecinde Bakanlık ile MASAK Başkanlığı arasındaki yetki paylaşımı, dikkat edilmesi gereken kritik bir ayrımdır. Tedbirler Yönetmeliğinin otuz ikinci maddesi uyarınca devamlı bilgi verme kapsamındaki işlem türlerini, bildirilecek parasal tutarları, bilgilerin ne şekilde ve hangi sürelerde verileceğini, kapsam dışında tutulacak yükümlüleri ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirleme yetkisi Hazine ve Maliye Bakanlığına aittir. Buna karşılık, bildirimlerin elektronik ortamda yapılmasına yönelik uygulama tarihlerini belirleme, bildirimlerin elektronik ortamda gönderilmesine ilişkin rehberler yayımlama ve bu rehberleri yürürlüğe koyma yetkisi MASAK Başkanlığına bırakılmıştır. Yükümlüler hazırlanan bu rehberlerdeki teknik ve idari esaslara harfiyen uymak zorundadır. Dolayısıyla kural koyucu ve kapsam belirleyici makam Bakanlık iken, uygulama takvimini ve teknik rehberleri yayımlayan makam MASAK Başkanlığıdır. Devamlı bilgi verme kapsamında bildirilecek işlemlerin niteliği ve zamanlamasına ilişkin iki temel kural mevzuatta açıkça düzenlenmiştir. İlk kural, işlemlerin birbiriyle olan organik ve ekonomik bağlantısına ilişkindir. Mahiyeti itibarıyla birbiriyle bağlantılı işlemler tek bir işlem olarak değerlendirilir. Bu kural, bildirime tabi parasal tutarın altında kalmak amacıyla işlemlerin parçalara bölünmesini engellemeyi amaçlar. İkinci kural ise bildirimin zamanlamasıyla ilgilidir. Tedbirler Yönetmeliğinin otuz ikinci maddesi hükmü uyarınca, hafta sonu ve tatil günleri ile gece boyunca gerçekleştirilen işlemler, bu işlemlerin yapıldığı zamanı takip eden ilk iş gününün işlemi olarak kabul edilir. Sınavda bu zamanlama kuralı özellikle tarihler ve süre hesaplamaları bağlamında sorgulanabilmektedir. Devamlı bilgi verme yükümlülüğünün istisnaları, Tedbirler Yönetmeliğinin otuz üçüncü maddesinde net biçimde hüküm altına alınmıştır. Bu maddeye göre bankaların kendi aralarında kendi ad ve hesaplarına gerçekleştirdikleri işlemler devamlı bilgi verme yükümlülüğünün kapsamı dışındadır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, bankaların kendi ad ve hesaplarına hareket etmeleridir; müşterileri adına yaptıkları işlemler bu muafiyetten yararlanamaz. İkinci önemli istisna ise finansal kuruluşların belirli kamu kurumlarıyla yaptıkları işlemlerdir. Finansal kuruluşların beş bin on sekiz sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa göre genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile yaptıkları işlemler devamlı bilgi verme yükümlülüğünden muaftır. Bu istisna maddesinde, finansal kuruluşların hangi tüzel kişiliklerle yaptıkları işlemlerin muaf olduğu dikkatle ayırt edilmelidir. Kanunun altıncı maddesi ve Tedbirler Yönetmeliğinin otuz dördüncü maddesi, yalnızca klasik yükümlüleri değil, kamu kurum ve kuruluşlarını da kapsayan özel bir devamlı bilgi verme yükümlülüğü ihdas etmiştir. Kanunları gereğince yükümlülere kuruluş ve faaliyet izni veren veya bunlara ilişkin sicil ve kayıt tutmak zorunda olan kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları bu kapsamdadır. Bu kurumlar yükümlülerin adı, soyadı veya unvanı, yönetim kurulu başkan ve üyeleri, genel müdür veya yöneticileri ile yüzde on oranından fazla hisseye sahip ortaklarına ait bilgileri ve iletişim adreslerini MASAK Başkanlığına bildirmek zorundadır. Ayrıca bu bilgilerde sonradan meydana gelen her türlü değişiklik, ilgili kurum veya kuruluş tarafından değişikliği takip eden ayın on beşinci gününe kadar Başkanlığa bildirilmelidir. Buradaki yüzde on ortaklık eşiği ve değişikliği takip eden ayın on beşinci gününe kadar olan bildirim süresi sınavda doğrudan soru olarak sorulabilen kesin yasal eşiklerdir. Şimdi beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun dokuzuncu maddesinde düzenlenen Başkanlıkça erişim sistemi kurulması konusuna geçelim. Bu hüküm uyarınca, kanunları veya faaliyet konuları gereğince ekonomik olaylara, servet unsurlarına, vergi mükellefiyetlerine, nüfus bilgilerine ve yasa dışı faaliyetlere ilişkin kayıt tutan kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki kurum ve kuruluşların bilgi işlem sistemlerine MASAK Başkanlığınca erişim sistemi kurulabilir. Bu sistemin usul ve esasları Bakanlık ile ilgili bakanlığın veya kamu kurumu niteliğindeki kuruluşun yetkili organları tarafından müştereken belirlenir. Bu düzenlemede sınav açısından en hayati nokta, erişim sisteminin kapsamı dışında bırakılan kuruluşlardır. Kanun metnine göre, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası hariç kamu sermayeli bankalar ile kamu iktisadi teşebbüsleri bu erişim sistemi uygulamasının kapsamı dışındadır. Bu kural şu anlama gelir: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası hariç tutulmamıştır, yani MASAK Merkez Bankasının sistemlerine erişim kurabilir. Ancak Merkez Bankası dışındaki kamu sermayeli diğer mevduat veya kalkınma bankaları ile kamu iktisadi teşebbüslerinin sistemlerine bu madde kapsamında doğrudan erişim sistemi kurulamaz. Sınavlarda Merkez Bankasının istisna içinde istisna kılınan bu özel konumu sıklıkla çeldirici olarak kullanılır. Bir diğer temel başlığımız beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun yedinci maddesi ve Tedbirler Yönetmeliğinin otuz birinci maddesinde düzenlenen bilgi ve belge verme zorunluluğudur. Teknik anlamda bilgi ve belge verme, yalnızca tedbirler mevzuatında sayılan yükümlülerle sınırlı bir yükümlülük değildir. Kanunun yedinci maddesi uyarınca kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kuruluşlar, MASAK Başkanlığı ve denetim elemanları tarafından istenecek her türlü bilgi ve belgeyi vermekle yükümlüdür. Bu çerçevede yükümlü olsun ya da olmasın, toplumdaki tüm gerçek ve tüzel kişiler bu kanuni emrin muhatabıdır. Kanunda yer alan denetim elemanı kavramı, beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun ikinci maddesinde açıkça yetkilendirilmiş denetim elemanlarını ifade eder. Verilmesi zorunlu olan bilgi ve belgelerin kapsamı mevzuatta son derece geniş tutulmuştur. Kanunun yedinci maddesi ve Yönetmeliğin otuz birinci maddesi uyarınca, talep edilen her türlü bilgi, belge ve bunlara ilişkin mikrofiş, mikrofilm, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlar da dahil olmak üzere her türlü ortamdaki kayıtlar kapsama dahildir. Bununla da yetinilmemiş, söz konusu kayıtlara doğrudan erişimi sağlamak veya bu kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm bilgi ve şifrelerin tam ve doğru olarak verilmesi ve görevlilere gerekli her türlü kolaylığın sağlanması zorunlu kılınmıştır. Dolayısıyla şifreli elektronik dosyalarda yalnızca veriyi teslim etmek yeterli olmayıp, veriyi çözmeye yarayan şifre ve yazılımların da temin edilmesi yasal bir zorunluluktur. Bilgi ve belge taleplerinde gizlilik yasalarının ileri sürülüp sürülemeyeceği hususu uluslararası standartlar ve iç mevzuatımız açısından büyük önem taşır. Mali Eylem Görev Gücü, yani kısa adıyla FATF tarafından yayımlanan dokuz numaralı tavsiye kararı, ülkelerin finansal kuruluşlara ilişkin gizlilik yasalarının FATF tavsiyelerinin uygulanmasına engel olmamasını güvence altına almasını öngörür. Bu ilkeye paralel olarak beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun yedinci maddesinde açık bir kural getirilmiştir. Kendilerinden bilgi ve belge talep edilenler, savunma hakkına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, özel kanunlarda yazılı hükümleri ileri sürerek bilgi ve belge vermekten kaçınamazlar. Bu hüküm gereğince bankacılık sırrı, meslek sırrı, vergi mahremiyeti veya ticari sır gibi diğer kanunlarda yer alan gizlilik hükümleri MASAK ve denetim elemanlarının talepleri karşısında ileri sürülemez. Buradaki tek yasal istisna savunma hakkıdır. Savunma hakkı haricinde hiçbir gizlilik kuralı MASAK Başkanlığının bilgi edinme yetkisini sınırlandıramaz. Bilgi ve belge isteme usulü Tedbirler Yönetmeliğinin otuz birinci maddesinde belirli sürelere ve şekil kurallarına bağlanmıştır. Maddeye göre bilgi ve belgeler acil haller dışında kural olarak yazılı şekilde istenir. Acil hallerde sözlü olarak bilgi ve belge talep edilmesi mümkün olmakla birlikte, bu sözlü talebin sonradan mutlaka yazı ile teyit edilmesi zorunludur. Yazıyla istenilen bilgi ve belgeler için ilgililere yedi günden az olmamak üzere uygun bir süre verilir. Sınav açısından buradaki yedi günlük süre eşiği son derece kritiktir. Yedi günden daha az bir süre tayin edilemez; talep edilen bilginin hacmine ve niteliğine göre idare yedi günün üzerinde uygun bir süre belirleyebilir fakat bu süre hiçbir koşulda yedi günün altına indirilemez. Dersimizin son ana konusu beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun onuncu maddesinde düzenlenen yükümlülerin korunması müessesesidir. Bu madde, yükümlülerin idari makamlarla iş birliği yapmalarını ve şüpheli işlem bildiriminde bulunmalarını teşvik etmek amacıyla çok güçlü bir yasal koruma kalkanı oluşturmuştur. Kanun hükmüne göre, bu Kanun gereğince yükümlülüklerini yerine getiren gerçek ve tüzel kişiler hiçbir şekilde hukuki ve cezai bakımdan sorumlu tutulamaz. Örneğin bir finans kuruluşu veya çalışanları, kanuna uygun olarak şüpheli işlem bildiriminde bulundukları veya MASAK Başkanlığına bilgi verdikleri için müşterileri tarafından tazminat davasına konu edilemez, haklarında iftira veya sırrın ifşası gibi ceza davaları açılamaz. Yükümlülerin korunmasına ilişkin ikinci fıkra hükmü ise şüpheli işlem bildiriminde bulunanların kimlik güvenliğine ayrılmıştır. Özel kanunlarda hüküm bulunsa dahi şüpheli işlem bildiriminde bulunanlara dair, mahkeme dışında, üçüncü kişi, kurum ve kuruluşlara hiçbir surette bilgi verilemez. Yasanın tanıdığı tek istisna bağımsız mahkemelerdir. Mahkeme dışında hiçbir idari veya adli merciye bildirimde bulunanların kimliği açıklanamaz. Kimlik bilgilerinin doğrudan mahkemeye intikal etmesi durumunda dahi, bu kişilerin kimliklerinin saklı tutulması ve güvenliklerinin sağlanması için mahkemece gerekli her türlü koruyucu önlem resen alınır. Bu düzenleme bildirim mekanizmasının sağlıklı işlemesini temin eden en temel güvencelerden biridir. Toparlamak gerekirse bu dersimizde devamlı bilgi vermenin Bakanlıkça belirlenen tutarları aşan işlemlere dayandığını, yetki paylaşımında Bakanlığın kapsam ve süreleri, MASAK Başkanlığının ise uygulama tarihlerini ve rehberleri belirlediğini inceledik. Bankaların kendi ad ve hesaplarına işlemleri ile kamu idareleriyle yapılan işlemlerin muafiyet kapsamında olduğunu, yükümlülere izin veren kamu kurumlarının ortak ve yöneticilerdeki değişiklikleri takip eden ayın on beşinci gününe kadar bildirmesi gerektiğini gördük. Erişim sisteminde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının hariç tutulmadığını, kamu sermayeli bankalar ve kamu iktisadi teşebbüslerinin ise sistem dışı olduğunu belirttik. Bilgi ve belge vermede yedi günden az süre verilemeyeceğini, savunma hakkı hariç hiçbir gizlilik hükmünün öne sürülemeyeceğini ve kanuni yükümlülükleri ifa edenlerin tam bir cezai ve hukuki sorumsuzluk zırhına sahip olduğunu vurguladık. Böylelikle devamlı bilgi verme, bilgi ve belge verme ile yükümlülerin korunması konularını tamamlamış olduk. Bir sonraki dersimizde diğer yükümlülükler başlığı altındaki muhafaza ve ibraz yükümlülüğü ile elektronik tebligat sisteminin işleyişini ele alacağız.

Muhafaza, İbraz ve Elektronik Tebligat Yükümlülükleri Premium

Önceki dersimizde devamlı bilgi verme, bilgi ve belge verme yükümlülükleri ile bu kapsamda yükümlülerin ve çalışanlarının korunmasına ilişkin yasal güvenceleri ayrıntılarıyla ele almıştık. Bu dersimizde ise suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanıyla mücadele rejiminin en temel yapı taşlarından olan diğer yükümlülükleri inceleyeceğiz. İnceleyeceğimiz bu konular muhafaza ve ibraz yükümlülüğü, elektronik tebligat sistemi ve bu sistem kapsamındaki erişim süreçleridir. Bu başlıklar lisanslama sınavlarında doğrudan soru potansiyeline sahip teknik süreler ve usul kuralları içermektedir. Bu nedenle ders boyunca ele alacağımız her bir süreyi ve hukuki tanımı dikkatle takip etmeniz büyük önem taşımaktadır. İlk olarak muhafaza ve ibraz yükümlülüğünün ulusal mevzuatımızdaki yasal dayanağını ve kapsamını inceleyelim. beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun sekizinci maddesi ve Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Yönetmeliğinin kırk altıncı maddesi uyarınca yükümlüler, kanunla getirilen yükümlülüklere ve işlemlerine ilişkin her türlü ortamdaki belgeleri, defter ve kayıtları muhafaza etmek ve yetkililerce istenmesi halinde ibraz etmekle yükümlüdür. Ulusal mevzuatımızda belirlenen bu genel muhafaza ve ibraz süresi sekiz yıldır. Yükümlülerin faaliyetlerini fiziki ortamda ya da elektronik ortamda yürütüyor olması bu kuralı değiştirmez; her türlü ortamdaki kayıt, defter ve belge bu sekiz yıllık yükümlülüğe tabidir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, muhafaza ve ibraz süresinin hangi andan itibaren işlemeye başlayacağı konusudur. Mevzuatımız bu sürenin başlangıç anını belgenin ve işlemin niteliğine göre dört ayrı grupta kesin olarak belirlemiştir. İlk olarak yükümlülüklerine ve işlemlerine ilişkin belgelerde sekiz yıllık süre, belgenin düzenleme tarihinden itibaren başlar. İkinci olarak yükümlülerin tutmak zorunda oldukları defter ve kayıtlarda bu süre, son kayıt tarihinden itibaren işlemeye başlar. Üçüncü olarak kimlik tespitine ilişkin belge ve kayıtlarda sekiz yıllık süre, son işlem tarihinden itibaren başlar. Dördüncü ve çok önemli bir ayrım olarak, yükümlü nezdinde açılmış olan hesaplarla ilgili kimlik tespitine ilişkin belgelerde ise sekiz yıllık süre, ilgili hesabın kapatıldığı tarihten itibaren başlar. Dolayısıyla bir müşteriyle on yıl boyunca süren bir mevduat veya yatırım hesabı ilişkisi varsa, kimlik belgelerinin saklanma süresi hesabın açıldığı tarihten değil, hesabın kapatıldığı tarihten itibaren başlayarak sekiz yıl boyunca devam edecektir. Muhafaza ve ibraz yükümlülüğünün kapsamı yalnızca rutin müşteri işlem fişleri ya da muhasebe defterleriyle sınırlı değildir. Tedbirler Yönetmeliğinin kırk altıncı maddesi gereğince, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına, yani kısa adıyla MASAK Başkanlığına yapılan şüpheli işlem bildirimlerine yönelik belge ve kayıtlar ile bu bildirimlerin ekleri de muhafaza kapsamındadır. Bunun da ötesinde, yükümlü bünyesindeki çalışanlar tarafından uyum görevlisine iletilen dâhili bildirim evrakı ve uyum görevlilerince yapılan inceleme sonucunda MASAK Başkanlığına bildirimde bulunmama kararı verilen şüpheli işlemlere ilişkin yazılı gerekçeler de aynı şekilde sekiz yıllık muhafaza ve ibraz yükümlülüğü kapsamındadır. Sınavda bu husus özellikle yoklanmaktadır; uyum görevlisinin şüpheli görmeyerek bildirmeme kararı aldığı dosyalar da gerekçeleriyle birlikte sekiz yıl boyunca saklanmak ve denetim elemanlarına istendiğinde ibraz edilmek zorundadır. Ulusal mevzuatımızdaki bu sekiz yıllık sürenin yanında, konunun uluslararası boyutunu ve Mali Eylem Görev Gücü, yani kısa adıyla FATF standartlarını da bilmemiz gerekir. FATF Tavsiyeleri arasında muhafaza ve ibraz konusu on bir numaralı tavsiye kapsamında düzenlenmiştir. FATF on bir numaralı tavsiyesi, finansal kuruluşların yetkili makamlardan gelecek bilgi taleplerini ivedilikle karşılayabilmesi amacıyla ulusal ve uluslararası işlemlere ilişkin gerekli bütün kayıtları en az beş yıl süreyle saklamalarını zorunlu tutmaktadır. Bu kayıtların, işleme konu para birimi ve miktarı da dahil olmak üzere, yapılan her bir işlemin yeniden kurgulanmasına veya tekrar ihdasına imkân verecek ve gerektiğinde suç fiilinin kovuşturulmasında delil olabilecek yeterlilikte bulunması şarttır. FATF tavsiyesine göre müşterini tanı tedbirleri çerçevesinde elde edilen pasaport, kimlik kartı, sürücü belgesi gibi resmi kimlik belgelerinin örnekleri veya kayıtları, hesap dosyaları, iş yazışmaları ve karmaşık ya da olağandışı büyük işlemlerin geçmişini belirlemeye yönelik yürütülen her türlü analiz ve soruşturma sonuçları, iş ilişkisinin sona erdirilmesinden veya tek seferlik işlem tarihinden sonra en az beş yıl süre ile saklanmalıdır. Ulusal süremiz olan sekiz yıl, FATF standardı olan en az beş yıllık asgari sürenin üzerindedir ve ülkemiz uluslararası standartların ötesinde daha korumacı bir süre benimsemiştir. Şimdi bir diğer önemli başlığımız olan elektronik tebligat ve tebligat erişim sistemine geçelim. beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun dokuz bölü A maddesi uyarınca, bu Kanun ve altı bin dört yüz on beş sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanması kapsamında yapılacak tebligatlar elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilmesi istenebilir. Burada sınav açısından son derece kritik olan kural şudur: MASAK tarafından yapılan bu tebligatlarda, yedi bin iki yüz bir sayılı Tebligat Kanununun yedi bölü A maddesinde düzenlenen genel elektronik tebligat usulleri uygulanmaz. Genel tebligat hukukunda elektronik tebligat muhatabın adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılırken, beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanun kapsamındaki elektronik tebligatlarda bu beş günlük bekleme süresi geçerli değildir. Yapılan elektronik tebligat muhataba ulaştığı anda, yani elektronik tebligat verisi muhatabın hesabına iletildiği anda tebligat hukuken yapılmış sayılır. Elektronik tebligat sisteminin kurulması, yönetilmesi ve erişim esaslarının belirlenmesinde MASAK yetkilidir. Bu doğrultuda Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı Elektronik Tebligat Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik yürürlüğe konulmuştur. Yönetmeliğin beşinci maddesine göre elektronik tebligat sisteminin uygulanmasında dört temel ilke göz önüne alınır. Bu ilkeler; bilgi güvenliğinin sağlanması, kişisel verilerin korunması, iş süreçlerinde hız ve etkinlik sağlanması ile alıcı ve göndericinin haklarının korunmasıdır. Sistemin temel amacı muhataplara tebligatların elektronik ortamda hızla ulaştırılması ve yükümlülerin cevaplarının da güvenli erişim sistemi üzerinden elektronik olarak toplanmasıdır. Şayet mücbir sebepler dolayısıyla tebligat veya cevapların elektronik ortamda yapılması imkânsız hale gelirse ya da MASAK Başkanlığı gerek görürse, yedi bin iki yüz bir sayılı Tebligat Kanununda belirtilen klasik usullerle de tebligat yapılabilmektedir. Elektronik tebligat sistemine dahil olma zorunluluğu, beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanun kapsamındaki bütün yükümlüleri kapsamaz. Yönetmeliğin yedinci maddesi uyarınca tebligatların elektronik ortamda yapılması zorunlu olan kuruluşlar sınırlı olarak sayılmıştır. Bu zorunlu kuruluşlar; bankalar, sermaye piyasası aracı kurumları, finansal kiralama şirketleri, faktöring şirketleri, finansman şirketleri, sigorta ve emeklilik şirketleri, portföy yönetim şirketleri, tasarruf finansman şirketleri, ödeme ve elektronik para kuruluşları, kripto varlık hizmet sağlayıcılar, Merkezi Kayıt Kuruluşu ve Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketidir. Sayılan bu finansal ve kurumsal aktörler için sisteme dahil olmak bir zorunluluktur. Ancak bu sayılanların dışında kalan diğer yükümlüler de dilerlerse elektronik tebligat sistemine dahil olmak için MASAK Başkanlığına başvurabilirler ve başvuruları uygun görülürse kendilerine de tebligatlar bu sistem üzerinden yapılır. Zorunlu kapsamda bulunan kişi, kurum ve kuruluşların sisteme dahil olma süresi sınavda doğrudan soru konusu yapılan kritik bir takvimsel süredir. Yönetmeliğin dokuzuncu maddesine göre kendilerine elektronik tebligat yapılacak muhataplar tarafından, faaliyet izninin alınmasını müteakip doksan gün içerisinde hesap açılması için MASAK Başkanlığına başvuru yapılması zorunludur. Burada geçen hesap ifadesi finansal bir hesap değil, sistem üzerinde tebligatların alınması ve cevapların gönderilmesi amacıyla oluşturulan kullanıcı hesabıdır. Başvurular resmi formlar kullanılarak elden teslim edilebileceği gibi taahhütlü posta yoluyla da gönderilebilir. Hesap açılış başvurusu esnasında beyan edilen belgelerde herhangi bir eksiklik bulunması durumunda izlenecek usul de mevzuatta açıkça düzenlenmiştir. Başvuru belgelerinde eksiklik olması halinde muhataba bilgi verilir ve bu eksikliklerin giderilmesi için muhataba on beş günden az olmamak üzere süre tanınır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, sürenin alt sınırının on beş gün olduğudur. Belgeler tamamlanıp onaylandığında sisteme ilişkin erişim bilgileri muhataba güvenli bir şekilde iletilir ve kullanıcı hesabı aktif hale getirilir. Sistemde açılan hesabın kullanımı ve erişim yetkileri konusunda kural, hesabın muhatap tarafından kendi nam ve hesabına kullanılmasıdır. Muhatabın tüzel kişi olduğu durumlarda hesap, yetkilendirilen işlem yetkilisi tarafından kullanılır. İşlem yetkilisi, tüzel kişiler ve kamu kurumlarında sistem içinde işlem yapmaya yetkili kılınan kişiyi; gerçek kişilerde ise muhatabın bizzat kendisini veya yetkilendirdiği kişileri ifade eder. Yönetmeliğin on birinci maddesi uyarınca çok kesin bir kural bulunmaktadır: Faaliyetine devam eden hiçbir kişi, kurum veya kuruluş elektronik tebligat hesabının kapatılması için talepte bulunamaz. Hesap ancak muhatabın faaliyetini sonlandırdığını bildirmesi veya MASAK tarafından hesabın kullanılmasına gerek kalmadığının tespit edilmesi halinde kapatılabilir. Ayrıca hesabın usulsüz kullanıldığına dair şüphe durumunda MASAK hesabı geçici olarak erişime kapatabilir ve hesabın yeniden işler hale getirilmesinden muhatap sorumlu tutulur. Sistemin işleyişinde delil güvenliği olay kayıtları ile sağlanır. Olay kaydı, belirli bir işlemin belirli bir zamanda meydana geldiğini gösteren, sistem içinde üretilmiş ve güvenli elektronik imza ile imzalanmış veridir. Yönetmeliğin on üçüncü maddesine göre elektronik tebligat verisi zaman damgası ile ilişkilendirilerek muhatabın hesabına iletilir. İletim anına ilişkin olay kayıtları başta olmak üzere tüm sistem olay kayıtları zaman damgasıyla tutulur ve güvenli elektronik imza ile imzalanarak otuz yıl süreyle saklanır. Elektronik tebligatın yapılması ve cevap verilmesine dair ileride doğabilecek her türlü hukuki ihtilafta bu otuz yıl boyunca saklanan olay kayıtları esas alınır. Elektronik tebligat sisteminde ek bilgilendirme mekanizması da düzenlenmiştir. Muhatap, hesabına tebligat iletildiğinde kendisine kısa mesaj veya elektronik posta yoluyla ek bilgilendirme yapılmasını talep edebilir. Bu hizmetin maliyeti muhataba aittir. Ancak sınav açısından hayati kural şudur: Ek bilgilendirmenin herhangi bir teknik aksaklık veya iletişim kesintisi nedeniyle muhataba ulaşamamış olması, tebligatın geçerliliğini ve tebliğ edilmiş sayılma süresini kesinlikle etkilemez. Tebligat verisi muhatabın sistemdeki hesabına ulaştığı anda hukuken tebliğ edilmiş kabul edilir. Muhatabın beyan ettiği iletişim bilgilerindeki değişiklikleri derhal MASAK Başkanlığına bildirmesi zorunludur; aksi halde doğacak tüm hukuki sorumluluk muhataba aittir. Elektronik tebligat sistemine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda uygulanacak yaptırım beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun on üçüncü maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Bu düzenleme uyarınca elektronik tebligat yükümlülüğünü ihlal eden kişi, kurum ve kuruluşlara idari para cezası tatbik edilir. Kanundaki temel maktu tutar on bin Türk lirası olarak öngörülmüş olup bu tutar her takvim yılı başında ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılmaktadır. İki bin yirmi altı yılında uygulanan güncel idari para cezası tutarları da bu kanuni maktu tutarın yeniden değerleme oranları ile güncellenmiş halini yansıtmaktadır. Bu bölümde öğrendiğimiz temel noktaları kısaca özetleyelim. Ulusal mevzuatımızda muhafaza ve ibraz süresi sekiz yıldır; FATF Tavsiye on bir kapsamında ise bu asgari süre beş yıl olarak öngörülmüştür. Belgelerde sekiz yıllık süre düzenleme tarihinden, defter ve kayıtlarda son kayıt tarihinden, kimlik tespit belgelerinde son işlem tarihinden ve hesaplı işlemlerde hesabın kapatıldığı tarihten itibaren başlar. Uyum görevlisinin şüpheli görmeyip bildirmeme kararı aldığı dosyalara ilişkin yazılı gerekçeler ve dâhili bildirim evrakı da sekiz yıllık muhafaza ve ibraz kapsamındadır. Elektronik tebligatta Tebligat Kanunundaki beş günlük bekleme kuralı uygulanmaz, veri muhatabın hesabına iletildiği anda tebligat gerçekleşmiş sayılır. Zorunlu yükümlüler faaliyet izninden itibaren doksan gün içinde hesap açılış başvurusu yapmak zorundadır; eksik belgelerin tamamlanması için muhataba on beş günden az olmamak üzere süre verilir. Sistemdeki olay kayıtları güvenli elektronik imza ile otuz yıl saklanır ve faaliyetine devam eden yükümlüler hesabın kapatılmasını talep edemez. Böylelikle muhafaza, ibraz ve elektronik tebligat sistemine ilişkin kuralları tamamlamış olduk. Bir sonraki dersimizde Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Yönetmeliğinin altı. ile on yedinci maddeleri arasında düzenlenen gerçek ve diğer kişilerde kimlik tespiti usullerini inceleyeceğiz.

Müşterinin Tanınması ve Kimlik Tespiti Esasları Premium

Önceki dersimizde muhafaza ve ibraz yükümlülüğü, elektronik tebligat ve erişim sistemleri konularını ele alarak mevzuatın denetim altyapısını incelemiştik. Bu dersimizde ise suç gelirlerinin aklanması ve terörün finansmanıyla mücadelenin en temel basamağını teşkil eden müşterinin tanınması ilkesi ile gerçek ve diğer kişilerde kimlik tespiti esaslarını inceleyeceğiz. beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde yürürlüğe konulan mevzuat düzenlemeleri bütününde yedi kanun, iki uluslararası sözleşme, bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, on iki yönetmelik ve dokuz tebliğ yer almaktadır. Bu geniş mevzuat mimarisi içerisinde yer alan Tedbirler Yönetmeliğinin otuz dördüncü maddesi, kamu kurumlarının devamlı bilgi verme yükümlülüğünü hükme bağlamıştır. Yükümlülere faaliyet izni veren veya bunların sicil kayıtlarını tutan kamu kurum ve kuruluşları; yükümlülerin ad ve unvanlarını, sermayelerinde yüzde on'dan fazla paya sahip ortaklarını ve üst düzey yöneticilerini Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına, kısa adıyla MASAK'a bildirmekle yükümlüdür. Bildirilen bu kurumsal ve yönetimsel bilgilerde herhangi bir değişiklik meydana gelmesi durumunda ise söz konusu değişikliklerin takip eden ayın on beş'ine kadar MASAK'a bildirilmesi zorunludur. Müşterinin tanınması kavramı, uluslararası literatürdeki adıyla CDD, yalnızca basit bir kimlik alma işleminden ibaret görülmemelidir. Müşterinin tanınması; sadece kimlik tespitini değil, gerçek faydalanıcının belirlenmesini, tesis edilen iş ilişkisinin veya talep edilen işlemin amacının ve mahiyetinin tam olarak anlaşılmasını ve iş ilişkisi boyunca işlemlerin sürekli izlenmesini kapsayan tedbirler bütünüdür. beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun üçüncü maddesi gereğince yükümlüler, müşterinin tanınmasına ilişkin esaslar dahilinde kendileri nezdinde yapılan veya aracılık ettikleri işlemlerde, işlem yapılmadan önce işlem yapanlar ile nam veya hesaplarına işlem yapılanların kimliklerini tespit etmek ve gerekli diğer tedbirleri almak zorundadır. Mali Eylem Görev Gücünün on numaralı tavsiyesinde de açıkça vurgulandığı üzere, finansal kuruluşların isimsiz veya bariz şekilde sahte isimlere ait hesap açmaları ya da bulundurmaları kesin bir dille yasaklanmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Tedbirler Yönetmeliğinin beşinci maddesi uyarınca kimlik tespiti yapılmasını gerektiren hallerdir. Kimlik tespiti yapılması gereken ilk hal sürekli iş ilişkisinin tesisidir. Sürekli iş ilişkisi; yükümlü ile müşteri arasında hesap açılması, kredi veya kredi kartı verilmesi, kiralık kasa kullandırılması, finansman, faktoring, finansal kiralama, hayat sigortası veya bireysel emeklilik gibi devamlılık unsuru taşıyan hukuki ilişkileri ifade eder. Sürekli iş ilişkisi kurulurken herhangi bir parasal tutar gözetilmeksizin kimlik ve adres tespiti yapılması yasal bir zorunluluktur. Kimlik tespiti yapılacak hallerden biri de, tek seferlik işlemde tutarın ya da birbiriyle bağlantılı işlemlerin toplamının yüz seksen beş bin Türk Lirası ve üzerinde olmasıdır. Bu eşik kripto varlık hizmet sağlayıcılar nezdinde gerçekleştirilen işlemlerde ise on beş bin Türk Lirası olarak uygulanmaktadır. Bir diğer zorunlu tespit hali elektronik transferlerdir. bir Şubat iki bin yirmi üç tarihinden itibaren işlem tutarı veya birbiriyle bağlantılı işlemler toplamı on beş bin Türk Lirası ve üzeri olan elektronik transferler ile kripto varlık transferlerinde kimlik tespiti yapılması şarttır. Sınav hazırlığında tek seferlik işlemler ile transferlerdeki parasal eşiklerin tarihsel seyrini bilmek önem taşır. Tek seferlik işlemlerde kimlik tespit sınırı dokuz Ocak iki bin sekiz ile bir Mayıs iki bin yirmi bir tarihleri arasında yirmi bin Türk Lirası olarak uygulanmıştır. Bu sınır bir Mayıs iki bin yirmi bir ile on altı Haziran iki bin yirmi iki tarihleri arasında yetmiş beş bin Türk Lirası düzeyine çıkarılmış, on altı Haziran iki bin yirmi iki ile bir Şubat iki bin yirmi üç tarihleri arasında ise seksen beş bin Türk Lirası olarak uygulanmış ve bir Şubat iki bin yirmi üç tarihinden itibaren günümüzdeki yüz seksen beş bin Türk Lirası seviyesine yükseltilmiştir. Elektronik transferlerde ise kimlik tespit eşiği dokuz Ocak iki bin sekiz ile bir Mayıs iki bin yirmi bir tarihleri arasında iki bin Türk Lirası iken, bir Mayıs iki bin yirmi bir ile bir Şubat iki bin yirmi üç tarihleri arasında yedi bin beş yüz Türk Lirası olarak belirlenmiş, bir Şubat iki bin yirmi üç tarihinden itibaren ise on beş bin Türk Lirası olarak yürürlüğe girmiştir. Bununla birlikte parasal sınırlara bağlı olmayan çok mühim bir kural bulunmaktadır. Tedbirler Yönetmeliğinin yirmi yedinci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca şüpheli işlem bildirimini gerektiren durumlarda veya mevcut kimlik bilgilerinin doğruluğundan ve yeterliliğinden şüphe edildiğinde, hiçbir parasal tutara bakılmaksızın kimlik tespiti yapılır. Yükümlülerin uygulayabileceği kimlik tespit yöntemleri; klasik yüz yüze kimlik tespiti, uzaktan kimlik tespiti ve üçüncü tarafa güven ilkelerinden oluşur. Uzaktan kimlik tespiti, Tedbirler Yönetmeliğinin altı A maddesi uyarınca yükümlünün asli faaliyet alanı mevzuatında müşteriyle yüz yüze gelinmeksizin kimliğin doğrulanmasına imkan veren yöntemlerle sözleşme kurulmasına cevaz verilmiş olması durumunda uygulanabilir. Bu yöntemde gerçek kişiler ile ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerle sürekli iş ilişkisi tesisinde, on dokuz Sıra Numaralı MASAK Tebliği kapsamında belirlenen standartlar çerçevesinde yüz yüze gelinmeksizin müşteri kimliği doğrulanır. Üçüncü tarafa güven ilkesi, bir finansal kuruluşun; müşterinin, müşteri adına hareket eden kişinin ve gerçek faydalanıcının kimliğinin tespiti ile iş ilişkisinin amacı hakkında bilgi edinilmesinde, başka bir finansal kuruluşun aldığı tedbirlere güvenerek işlem gerçekleştirmesidir. Üçüncü tarafa güvende kimlik bilgileri derhal alınır; teyit belgelerinin ise talep edildiğinde derhal temin edileceğinden emin olunması yeterlidir, yani belgeleri hemen fiziki alma zorunluluğu yoktur. Ancak üçüncü tarafa güvenilebilmesi için bazı katı şartlar aranır. Güvenilen kuruluşun uluslararası standartlara uygun düzenleme ve denetime tabi olması ve riskli ülkelerde yerleşik bulunmaması gerekir. En önemlisi, basitleştirilmiş tedbirler kapsamında kimlik tespiti yapılmış olan müşteriler için üçüncü tarafa güven ilkesi kesinlikle uygulanamaz. Finansal kuruluşlar müşterileri adına kendi aralarında işlem yaparken veya acenteleriyle olan ilişkilerinde bu ilkeye dayanamazlar. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur ki, üçüncü tarafa güvenilerek müşteri edinilmesinde beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanun çerçevesindeki nihai hukuki sorumluluk tamamen güvenen finansal kuruluştadır. Gerçek kişilerin kimlik tespitinde ilgilinin adı, soyadı, doğum tarihi, uyruğu, kimlik belgesinin türü ve numarası, adresi, imza örneği ile iş ve meslek bilgileri alınır. Türk vatandaşları için bu bilgilere ilave olarak Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, yabancı uyruklular için ise doğum yeri bilgisi temin edilir. Bilgilerin teyidi Türk vatandaşlarında nüfus cüzdanı, sürücü belgesi veya pasaport üzerinden sağlanır. Burada sınavlarda çeldirici olarak kullanılan teknik bir detay vardır; bir Ocak iki bin on altı tarihinden önce düzenlenmiş olan eski tip Türkiye Cumhuriyeti sürücü belgelerinde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının doğrulanması zorunlu tutulmamıştır. Sürekli iş ilişkisinde adres teyidi; yerleşim yeri belgesi, ilgili adına düzenlenmiş elektrik, su, doğalgaz veya telefon gibi abonelik gerektiren bir hizmete ait ve işlem tarihinden önceki son üç ay içinde düzenlenmiş fatura yahut kamu kurumu belgeleri ile yapılabilir. Müşterinin ailesiyle birlikte ikamet etmesi halinde anne veya babası adına düzenlenmiş son üç aya ait abonelik faturaları da bağlayıcı belgelerle birlikte adres teyidinde kabul edilir. Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerin kimlik tespitinde şirketin unvanı, sicil numarası, vergi kimlik numarası, faaliyet konusu, açık adresi, telefon numarası ile temsile yetkili kişilerin kimlik bilgileri ve imza örnekleri alınır. Tüzel kişiliğin unvanı, sicil numarası, faaliyet konusu ve adresinin teyidi ticaret siciline tescile dair belgeler üzerinden yapılırken, vergi kimlik numarasının teyidi Gelir İdaresi Başkanlığının ilgili birimi tarafından düzenlenen resmi belgelerle sağlanır. Temsilcilerin kimlikleri altıncı maddedeki belgelerle, temsil yetkileri ise tescil evrakıyla teyit edilir. Önceden kimliği tespit edilmiş müşterinin yazılı talimatı ile işlem yapılabilmesi için talimattaki imzanın yükümlüdeki imza ile teyit edilmesi şarttır; tüzel kişilerde bu teyit şirket yetkilisine ait noter onaylı imza sirküleri üzerinden yürütülür. Derneklerin kimlik tespitinde tüzük ve dernek kütüğündeki tescil belgeleri, vakıflarda vakıf senedi ile Vakıflar Genel Müdürlüğü sicil kayıtları, sendika ve konfederasyonlarda kuruluş tüzükleri ile bölge çalışma müdürlüğü kayıtları, siyasi partilerde ise parti tüzüğü esas alınır. Yurt dışında yerleşik tüzel kişilerin kimlik tespiti ise Türkiye'deki belgelere denk gelen ve Türkiye Cumhuriyeti konsoloslukları tarafından onaylanan veya Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi uyarınca apostil tasdik şerhi taşıyan belgeler üzerinden gerçekleştirilir. Yurt dışında kurulmuş güven sözleşmesi, yani trust yapısı mevzuatımızda özel hükümlerle tanzim edilmiştir. Güven sözleşmesi; bir malvarlığının belirli lehtarlar yararına yönetimi için kurucu tarafından mütevellinin kontrolüne bırakılmasını hüküm altına alan hukuki ilişkidir. Yurt dışında kurulmuş bir güven sözleşmesinin malvarlığı hesabına bir işlem talep edildiğinde, beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun on beşinci maddesi gereği yükümlüye yazılı beyan zorunludur. İşlemin bu sözleşme kapsamında oluşturulan malvarlığı hesabına yapıldığı açıkça beyan edilmelidir. Bu sözleşmelerde mütevellinin kimlik tespiti yapılırken, sözleşme kurucusu, lehtarlar ve denetçilerin kimlik bilgileri alınarak malvarlığını nihai olarak kontrol eden gerçek kişilerin, yani gerçek faydalanıcıların belirlenmesi için gerekli tüm tedbirler alınır. Tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde kimlik tespiti rejiminde sınav açısından iki kritik ayrım bulunur. İlki, apartman, site ve iş hanı yönetimleridir. Apartman, site ve iş hanı yönetimleri gibi tüzel kişiliği olmayan bu teşekküllerde temsilcinin kimliği altıncı madde belgeleriyle tespit edilirken, teşekkül bilgileri ve temsilcinin yetkisi noter onaylı karar defteri üzerinden teyit edilir. Burada kesinlikle unutulmamalıdır ki, apartman ve site yönetimlerinde yetki teyidinin tek geçerli kaynağı noter onaylı karar defteridir. İkinci yapı ise iş ortaklıkları, yani joint venture ve benzeri teşekküllerdir. İş ortaklıklarında vergi numarası teyidi Gelir İdaresi Başkanlığı birim belgeleriyle, kurumsal bilgiler ve adres noter onaylı ortaklık sözleşmesiyle yapılır. Ortaklığı temsile yetkili kişilerin yetki durumu ise temsile yetkili olunduğuna dair yetki belgeleriyle doğrulanır. Kamu kurumlarında kimlik tespiti Tedbirler Yönetmeliğinin on üçüncü maddesinde düzenlenmiştir. beş bin on sekiz sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa göre genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında işlem yapanın kimliği altıncı maddeye göre, yetkisi ise mevzuata uygun yetki belgesiyle teyit edilir. Bu noktada kamu idarelerinde imza sirküleri veya vekaletname değil, mevzuata uygun düzenlenmiş resmi yetki belgesi aranır. Tedbirler Yönetmeliğinin on dördüncü maddesinde düzenlenen başkası adına hareket edenlerde; tüzel kişilerde temsilcinin yetkilendirdiği kişinin yetkisi noter onaylı vekâletname veya noter onaylı imza sirküleri ile teyit edilmiş yazılı talimat üzerinden incelenir. Küçükler ve kısıtlılar adına yapılan işlemlerde mahkeme kararıyla veli tayin edilenler ile vasi ve kayyımların yetkisi mahkeme kararının aslı veya noter suretiyle teyit edilir. Fakat anne ve babaların müşterek velayet altındaki reşit olmayan çocukları adına işlem yapmasında mahkeme kararı gerekmez; bu durumda veli ve çocuğun altıncı madde kimlik tespiti yeterlidir. Tedbirler Yönetmeliğinin on altıncı maddesinde yer alan müteakip işlemler kuralına göre, sürekli iş ilişkisinde yüz yüze işlemlerde kimlik bilgileri karşılaştırılır, evraka ad soyad yazılıp imza alınır ve şüphe halinde teyit belgeleri tekrar istenir. Tedbirler Yönetmeliğinin on yedinci maddesi uyarınca başkası hesabına hareket edenlerde, işlem yapan başkası hesabına hareket ettiğini beyan ederse hem kendisinin hem de adına hareket edilenin kimliği tespit edilir. Beyan etmemesine rağmen şüphe varsa gerçek faydalanıcı tedbirleri uygulanır. Tedbirler Yönetmeliğinin yirmi ikinci maddesi gereğince, kimlik tespiti yapılamadığı veya iş ilişkisinin amacı anlaşılamadığı takdirde iş ilişkisi tesis edilemez, işlem yapılamaz ve isimsiz hesap açılamaz. Süregelen bir ilişkide kimlik tespiti yapılamadığı veya şüphe giderilemediği takdirde iş ilişkisi sona erdirilmeli ve şüpheli işlem bildirimi, yani ŞİB ayrıca değerlendirilmelidir. Bu dersimizde müşterinin tanınması yükümlülüğünün kapsamını, tek seferlik işlem ve transferlerdeki eşikleri, tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküllerdeki özel kuralları kapsamlı bir şekilde tamamlamış olduk. Bir sonraki dersimizde başkası adına ve hesabına işlem yapanların tespiti, beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun on beşinci maddesi ve gerçek faydalanıcılık tedbirlerini ele alacağız.

Başkası Hesabına Hareket ve Gerçek Faydalanıcı Tespiti Premium

Gerçek ve diğer kişilerde kimlik tespiti usullerini tamamladıktan sonra, müşterinin tanınması ilkesinin en kritik aşamalarından biri olan başkası adına veya hesabına işlem yapanların tespiti konusuna geçiyoruz. Tedbirler Yönetmeliğinin on yedinci maddesi uyarınca yükümlüler, bir başkası hesabına hareket edilip edilmediğini tespit etmek amacıyla gerekli tedbirleri almakla mükelleftir. Finansal kuruluşlar, sürekli iş ilişkisi tesisinde başkası hesabına hareket edilip edilmediğine ilişkin müşterinin yazılı beyanını almak zorundadır. Bu beyan doğrudan müşteri sözleşmesinde bir madde olarak yer alabileceği gibi, bu amaca yönelik özel olarak hazırlanmış uygun formlar vasıtasıyla da temin edilebilir. Kişinin başkası hesabına hareket etmediğini yazılı olarak beyan etmesine karşın, kendi adına ve fakat başkası hesabına hareket ettiğine dair herhangi bir şüphe ortaya çıkarsa, yükümlü tarafından gerçek faydalanıcının tanınmasına yönelik tedbirler derhal devreye sokulur. Yükümlülerin bu kapsamda yerine getirmesi gereken temel yükümlülüklerden biri de duyuru asma yükümlülüğüdür. Yükümlüler, kendi adına ve fakat başkası hesabına hareket eden kimselere yasal sorumluluklarını hatırlatmak amacıyla gerekli duyuruları hizmet verdikleri tüm işyerlerine, müşterilerin rahatça görebileceği şekilde asmak zorundadır. Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, kısa adıyla MASAK Başkanlığı, asılacak bu duyuruların taşıması gereken asgari nitelikleri belirlemeye ve risk temelli yaklaşım çerçevesinde bu yükümlülüğün kapsamı dışında tutulacak yükümlüleri tespit etmeye yetkili kılınmıştır. Duyuru asma yükümlülüğü, başkası hesabına işlem yapan kişilerin kanuni yükümlülüklerini bilmedikleri yönündeki savunmalarının önüne geçmeyi amaçlayan önleyici bir tedbirdir. Başkası hesabına hareket edildiğinin beyan edilmemesi hali, mevzuatımızda müstakil bir suç olarak tanımlanmış ve adli ceza yaptırımına bağlanmıştır. beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun on beşinci maddesi hükmüne göre, yükümlüler nezdinde veya aracılığıyla yapılacak kimlik tespitini gerektiren işlemlerde, kendi adına ve fakat başkası hesabına hareket eden kimse, bu işlemleri yapmadan önce kimin hesabına hareket ettiğini yükümlülere yazılı olarak bildirmediği takdirde, altı aydan bir yıla kadar hapis veya beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta bu ceza yaptırımıdır. Kanun koyucu burada idari para cezası değil, doğrudan doğruya hapis veya adli para cezası şeklinde adli bir yaptırım öngörmüştür ve seçenekli olarak belirlenen hapis cezasının alt sınırı altı ay, üst sınırı ise bir yıl olarak düzenlenmiş, adli para cezası ise beş bin güne kadar olarak hükme bağlanmıştır. Şimdi gerçek faydalanıcılık, uluslararası literatürdeki adıyla nihai faydalanıcı kavramını inceleyelim. Tedbirler Yönetmeliğine göre gerçek faydalanıcı; yükümlü nezdinde işlem gerçekleştiren gerçek kişileri, adına işlem yapılan gerçek kişi, tüzel kişi veya tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri nihai olarak kontrolünde bulunduran ya da bunlar üzerinde nihai nüfuz sahibi olan gerçek kişi veya kişileri ifade eder. Burada üzerinde özellikle durulması gereken hayati bir sınav kuralı bulunmaktadır. Gerçek faydalanıcının tespiti, mevzuatımız uyarınca kural olarak yalnızca sürekli iş ilişkisi tesisinde zorunludur. Tek seferlik işlemlerde kural olarak gerçek faydalanıcı tespiti aranmazken, sürekli iş ilişkisi kurulurken bu tespitin yapılması yasal bir mecburiyettir. Bu tespit sürecinde gerçek faydalanıcının kimlik bilgileri alınır ve bu bilgilerin teyidi için gerekli tedbirler uygulanır; bu amaçla kimlik bilgilerini içeren noter onaylı imza sirküleri gibi resmi belgeler kullanılabilir. Gerçek faydalanıcılık kurumu, uluslararası düzeyde Mali Eylem Görev Gücü tavsiyeleri ile de doğrudan şekillendirilmiştir. Mali Eylem Görev Gücünün yirmi dört. tavsiyesi tüzel kişilerde şeffaflık ve gerçek faydalanıcılık konusunu düzenlerken, ülkelerin tüzel kişilerin suç gelirlerinin aklanması veya terörizmin finansmanı amacıyla kötüye kullanılmasını önleyecek tedbirleri almasını, vekil hissedarların ve yöneticilerin bu amaçla istismar edilmesini engellemesini ve hamiline yazılı payların risklerini bertaraf etmesini şart koşar. yirmi beş. tavsiye ise tüzel kişiliği olmayan yasal oluşumlarda şeffaflığı düzenlemekte olup, özellikle güven sözleşmesine dayalı kurulan yabancı trust yapılarında kurucu, kayyım ve faydalanıcı bilgilerinin yetkili makamlar nezdinde zamanında erişilebilir, doğru ve güncel tutulmasını öngörür. Tedbirler Yönetmeliğinin on yedi A maddesi, ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerle sürekli iş ilişkisi tesisinde gerçek faydalanıcının tespiti için kademeli bir yöntem benimsemiştir. İlk kademede yükümlüler, tüzel kişiliğin sermayesinde yüzde yirmi oranını aşan hisseye sahip gerçek kişi ortakların kimliğini, gerçek kişilerde kimlik tespitini düzenleyen altıncı maddeye göre tespit eder. Tüzel kişiliğin yüzde yirmi oranını aşan hisseye sahip gerçek kişi ortağının gerçek faydalanıcı olmadığından şüphelenilmesi veya bu oranda hisseye sahip bir gerçek kişi ortak bulunmaması durumunda, ikinci kademeye geçilir. Bu ikinci aşamada, tüzel kişiliği nihai olarak kontrolünde bulunduran gerçek kişi ya da kişilerin ortaya çıkarılması için gerekli tedbirler alınır ve bu yolla tespit edilen gerçek kişiler gerçek faydalanıcı kabul edilir. Sermaye sahipliği üzerinden veya nihai kontrol tedbirleri vasıtasıyla gerçek faydalanıcının tespit edilemediği durumlarda ise üçüncü kademe devreye girer. Bu durumda, ticaret sicilinde kayıtlı en üst düzey icra yetkisine sahip gerçek kişi ya da kişiler, üst düzey yönetici sıfatıyla gerçek faydalanıcı kabul edilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta bu üç kademeli hiyerarşidir. Ayrıca yükümlüler, ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerle sürekli iş ilişkisi tesisinde, tüzel kişiliğin yüzde yirmi oranını aşan hisseye sahip tüzel kişi ortaklarının kimliğini de tüzel kişilere ilişkin yedinci maddeye göre tespit etmek durumundadır. Yurt dışında mukim tüzel kişi ortakların bu kapsamda alınması gereken kimlik bilgilerinin teyidi ise ilgili ülkede Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği muadili kuruluşların ya da verilerin resmi olarak tutulduğu diğer kuruluşların açık kaynakları üzerinden gerçekleştirilebilir. Diğer tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde de nihai kontrol sahibi tespit edilemediğinde, en üst düzey icra yetkilisi üst düzey yönetici sıfatıyla gerçek faydalanıcı sayılır. Mevzuatımız, gerçek faydalanıcının tespitinde risk temelli yaklaşım uyarınca bazı basitleştirilmiş tedbirler ve muafiyetler öngörmüştür. beş Sıra Numaralı MASAK Genel Tebliği uyarınca, müşteri konumundaki yurt dışında mukim bankanın gerçek faydalanıcısı kabul edilen kişilerin kimlik belgesinin türü ve numarasına ilişkin bilgileri risk temelli yaklaşımla alınmayabilir. Yine aynı tebliğ kapsamında bazı müşterilerle yapılan işlemlerde gerçek faydalanıcının tespiti tamamen zorunluluk dışı bırakılmıştır. Buna göre, müşterinin kamu idaresi veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olduğu işlemler, müşterinin uluslararası kuruluş ya da Türkiye’de mukim elçilik veya konsolosluk olduğu işlemler ile emeklilik sözleşmeleri, emeklilik planları ve hayat sigortası sözleşmelerine ilişkin işlemlerde gerçek faydalanıcı tespiti zorunlu değildir. Burada sınav açısından son derece kritik ve çeldiricisi yüksek olan diğer bir ayrım ise sadece teyit yönünden muafiyet tanınan durumlardır. beş Sıra Numaralı Tebliğe göre ön ödemeli kartlara ilişkin işlemler, elektronik para ve ödeme kuruluşlarına ilişkin işlemler ile elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılara ilişkin işlemler, gerçek faydalanıcının tespiti yükümlülüğünde sadece teyit yönünden zorunluluk kapsamı dışında tutulmuştur. Sınav sorularında tam muafiyet tanınan kamu idareleri veya elçilikler gibi yapılar ile sadece teyit zorunluluğu kaldırılan ön ödemeli kartlar, elektronik para kuruluşları ve elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılar arasındaki bu fark dikkatle ayırt edilmelidir. Özetlemek gerekirse, bu bölümde başkası hesabına hareket edenlerin yazılı beyan zorunluluğunu, işyerlerine asılması mecburi olan duyuruları ve bildirim yapılmaması halinde beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun on beşinci maddesinde öngörülen altı aydan bir yıla kadar hapis veya beş bin güne kadar adli para cezasını inceledik. Ardından gerçek faydalanıcının yalnızca sürekli iş ilişkisinde arandığını, sermaye mülkiyetinde yüzde yirmi eşiğini, nihai kontrol sahibinin bulunamadığı hallerde üst düzey icra yetkilisinin üst düzey yönetici sıfatıyla gerçek faydalanıcı kabul edildiğini ve tebliğle getirilen tam muafiyet ile sadece teyit muafiyeti arasındaki farkları ele aldık. Bir sonraki bölümümüzde, özel dikkat gerektiren işlemler, müşteri durumunun ve işlemlerinin izlenmesi ile teknolojik riskler konularını ayrıntılarıyla inceleyeceğiz.

Müşterinin Tanınması ve İşlemlerin İzlenmesi Esasları Premium

Önceki dersimizde başkası adına veya hesabına hareket eden kimselerin tespiti, beş bin beş yüz kırk dokuz sayılı Kanunun on beşinci maddesindeki bildirim yükümlülüğü ve tüzel kişilerde gerçek faydalanıcının ortaya çıkarılması kurallarını ayrıntılı biçimde ele almıştık. Müşterinin kimliğinin ve gerçek faydalanıcısının tespit edilmesi, aklama ve terörün finansmanıyla mücadelede atılan ilk adımı teşkil eder; ancak müşterinin tanınması süreci sadece iş ilişkisinin başında yapılan bir kimlik tespitiyle sona ermez. Yükümlülerin, müşteri ile tesis edilen iş ilişkisi boyunca ve hatta tekil işlemlerde dahi uyanık kalması, müşteri profilindeki ve işlem akışındaki değişimleri kesintisiz olarak takip etmesi kanuni bir zorunluluktur. Bu dersimizde, müşterinin tanınması prensibinin en dinamik alanlarını oluşturan müşteri durumunun ve işlemlerinin izlenmesi, özel dikkat gerektiren işlemler, riskli ülkelerle ilişkiler ve gelişen teknolojik risklere karşı alınacak tedbirler konularını inceleyeceğiz. Bu başlıklar, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, kısa adıyla MASAK tarafından yapılan Uyum Görevlisi Yetkilendirme Sınavında doğrudan mevzuat hükümleri ve uluslararası standartlar üzerinden soru üretilen, her sınav döneminde mutlaka karşımıza çıkan temel konulardır. Müşteri durumunun ve işlemlerin izlenmesi yükümlülüğü, Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Yönetmeliğinin on dokuzuncu maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Yönetmeliğin on dokuzuncu maddesine göre yükümlüler, müşterileri tarafından gerçekleştirilen işlemlerin; müşterilerinin mesleği, ticari faaliyetleri, iş geçmişi, mali durumu, risk profili ve fon kaynaklarına dair bilgiler ile uyumlu olup olmadığını sürekli iş ilişkisi kapsamında devamlı olarak izlemek zorundadır. Burada dikkat edilmesi gereken temel husus, izleme faaliyetinin aralıklı veya tesadüfi değil, devamlı ve kapsamlı bir süreç olmasıdır. Müşterinin hesap açılışında beyan ettiği gelir seviyesi, faaliyet alanı ya da iş geçmişi ile zaman içerisinde hesaptan geçen para hareketlerinin tutarlılığı sürekli karşılaştırılmalıdır. Bununla birlikte yükümlüler, müşterileri hakkındaki bilgi, belge ve kayıtları daima güncel tutmakla mükelleftir. Müşterinin işini değiştirmesi, şirketinin faaliyet konusunu genişletmesi veya ortaklık yapısındaki değişiklikler gibi hususlar izleme süreciyle tespit edilmeli ve müşteri dosyasına işlenmelidir. Tedbirler Yönetmeliğinin on dokuzuncu maddesi, müşterilerin iletişim bilgilerinin teyidine ilişkin çok net bir kural getirmektedir. Buna göre, müşterilerin kimlik tespitine ilişkin olarak alınan telefon numarası, faks numarası ve elektronik posta adresine ilişkin bilgilerin doğruluğu, risk temelli yaklaşım çerçevesinde gerektiğinde bu iletişim araçları bizzat kullanılarak ve ilgiliyle irtibat kurularak teyit edilmelidir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; iletişim bilgilerinin teyidinde her müşteriye aynı katı yöntemin uygulanması zorunlu tutulmamış, işlemin ve müşterinin mahiyetine göre risk temelli bir yaklaşım benimsenmiştir. Yükümlü, risk değerlendirmesi neticesinde gerekli gördüğü hallerde müşteriyi doğrudan arayarak veya elektronik posta yoluyla onay mekanizması işleterek bu bilgilerin doğruluğunu teyit etmek zorundadır. Tedbirler Yönetmeliğinin on dokuzuncu maddesinde düzenlenen bir diğer hayati düzenleme ise sürekli iş ilişkisi dışındaki işlemlerin izlenmesidir. Mevzuat hükümleri, sürekli iş ilişkisi bulunan müşterilerin yanında, bu ilişki kapsamına girmeyen yani arızi veya tek seferlik işlemler gerçekleştiren müşterilerin de tamamen denetimsiz bırakılmasına izin vermez. Finansal kuruluşlar, sürekli iş ilişkisi dışında gerçekleştirilen işlemleri de risk temelli yaklaşımla izlemek amacıyla gerekli tedbirleri almak ve bu amaçlarla uygun bir risk yönetim sistemi oluşturmak zorundadır. Bu ayrım sınav açısından son derece önemlidir; sürekli iş ilişkisi bulunmayan durumlarda dahi finansal kuruluşların risk yönetim sistemi kurarak işlemleri izleme mecburiyeti mevcuttur. Sınavda sürekli iş ilişkisi dışındaki işlemlerin izlenmesine gerek olmadığına veya risk yönetim sistemi zorunluluğunun sadece sürekli iş ilişkisiyle sınırlı olduğuna dair yanıltıcı seçenekler kurgulanabilir; bu tür ifadelere kesinlikle itibar edilmemelidir. Şimdi özel dikkat gerektiren işlemler konusuna geçelim. Tedbirler Yönetmeliğinin on sekizinci maddesi, işlemlerin niteliğine bağlı olarak yükümlülere özel dikkat ve ek araştırma sorumluluğu yüklemektedir. Bu maddeye göre yükümlüler, karmaşık ve olağandışı büyüklükteki işlemler ile görünürde makul hukuki ve ekonomik amacı bulunmayan işlemlere özel dikkat göstermek zorundadır. Bir işlemin karmaşık bir transfer zincirine sahip olması, aracı kurumlar veya paravan yapılar üzerinden dolaştırılması ya da müşterinin bilinen ticari hacmine kıyasla olağandışı bir büyüklük taşıması doğrudan on sekizinci madde kapsamına girer. Aynı şekilde, gerçekleştirilen para transferinin veya sözleşmenin ticari mantıkla bağdaşmaması, ekonomik veya meşru bir gerekçeyle açıklanamaması da bu kapsamdadır. Tedbirler Yönetmeliğinin on sekizinci maddesi uyarınca yükümlüler, bu nitelikteki işlemleri gördüklerinde pasif kalamazlar. Yükümlüler, talep edilen işlemin amacı hakkında yeterli bilgi edinmek için gerekli tedbirleri almak ve bu kapsamda elde edilen bilgi, belge ve kayıtları istenildiğinde yetkililere sunmak üzere muhafaza etmek zorundadır. Bu noktada sınav mantığı açısından dikkat edilmesi gereken husus şudur: Özel dikkat gerektiren bir işlemle karşılaşıldığında derhal işlem reddedilmez veya otomatik olarak doğrudan şüpheli işlem bildirimi yapılmaz; öncelikle işlemin hukuki ve ekonomik amacı hakkında yeterli bilgi toplanır, açıklamalar incelenir ve bu kayıtlar yetkililere sunulmak üzere saklanır. Yapılan araştırmalar sonucunda işlemin aklama veya terörün finansmanı ile bağlantılı olduğuna dair bir şüphe oluşursa, bu aşamada şüpheli işlem bildirimi sürecine geçilir. Mevzuatımızda özel dikkat gerektiren bir diğer kritik alan ise riskli ülkelerle yürütülen ilişkilerdir. Tedbirler Yönetmeliğinin yirmi beşinci maddesi riskli ülkeleri açık bir biçimde tanımlamış ve bu ülkelere karşı uygulanacak tedbirleri belirlemiştir. Yönetmeliğe göre riskli ülkeler; suç gelirlerinin aklanması ve terörün finansmanının önlenmesi konusunda yeterli düzenlemelere sahip olmayan, bu suçlarla mücadele konusunda işbirliği yapmayan veya yetkili uluslararası kuruluşlarca riskli kabul edilen ülkelerden Bakanlıkça duyurulanları ifade etmektedir. Burada geçen Bakanlık ifadesi, Hazine ve Maliye Bakanlığıdır. Sınav açısından altın kural niteliğindeki bilgi şudur: Riskli ülkeler hakkında Türkiye’nin üyesi olduğu uluslararası kuruluşlarca kabul edilenler de dahil olmak üzere alınması gereken tedbirleri belirlemeye ve bunları duyurmaya münhasıran Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir. Bir ülkenin uluslararası alanda gri listede veya kara listede yer alması doğrudan iç hukukta sonuç doğurmaz; o ülkenin iç hukuk açısından riskli kabul edilip uygulanacak tedbirlerin yürürlüğe girmesi Bakanlığın duyurusuna bağlıdır. Tedbirler Yönetmeliğinin yirmi beşinci maddesine göre finansal kuruluşlar ile finansal olmayan belirli iş ve meslekler, riskli ülkelerde yerleşik gerçek ve tüzel kişiler, tüzel kişiliği olmayan teşekküller ve bu ülkelerin vatandaşları ile girecekleri iş ilişkilerine ve işlemlere özel dikkat göstermek mecburiyetindedir. Ayrıca görünürde makul hukuki ve ekonomik amacı bulunmayan işlemlerin amacı ve mahiyeti hakkında mümkün olduğu ölçüde bilgi toplamak ve bu bilgileri kayda geçirmek zorundadırlar. Konunun küresel boyutuna baktığımızda, Mali Eylem Görev Gücü, kısa adıyla FATF standartları devreye girer. FATF Tavsiyeleri arasında on dokuz numaralı Tavsiye, doğrudan yüksek riskli ülkeleri konu almaktadır. FATF Tavsiyesi on dokuz uyarınca finansal kuruluşlar, hakkında FATF tarafından sıkı müşteri tanıma tedbirleri uygulanması gerekli görülen ülke kökenli gerçek ve tüzel kişiler veya finansal kuruluşlarla yürüttükleri iş ilişkilerinde ve işlemlerde, sıkılaştırılmış müşteri tanıma tedbirleri uygulamakla yükümlü tutulmalıdır. Uygulanan sıkı müşteri tanıma tedbirinin türü etkili olmalı ve mevcut risklerle orantılı şekilde belirlenmelidir. FATF Tavsiyesi on dokuz kapsamında dikkat edilmesi gereken nokta karşı tedbirler yetkisidir. FATF standartlarına göre ülkeler, FATF çağrıda bulunduğu zaman uygun karşı tedbirleri uygulayabilmelidir; ancak bununla sınırlı kalmayıp, ülkeler FATF tarafından bu yönde yapılmış herhangi bir çağrı veya talep bulunmasa dahi, bağımsız olarak kendi takdirleriyle de riskli gördükleri ülkelere karşı tedbir uygulayabilme yetkisine sahip olmalıdır. Karşı tedbirlerin de tıpkı sıkılaştırılmış tedbirler gibi etkili ve riskle orantılı olması esastır. Dersimizin bir diğer önemli konusu ise teknolojik risklere karşı tedbir alınmasıdır. Bu alan Tedbirler Yönetmeliğinin yirminci maddesinde ve FATF Tavsiyelerinin on beşinci maddesinde ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Tedbirler Yönetmeliğinin yirminci maddesinin birinci fıkrasına göre; finansal kuruluşlar ile finansal olmayan belirli iş ve meslekler, yeni ve gelişen teknolojilerin kullanımının, yeni dağıtım kanalları dahil olmak üzere mevcut ve yeni ürün ile yeni iş uygulamalarının getirdiği imkanların aklama ve terörün finansmanı amacıyla kullanılması riskine karşı özel dikkat göstermek ve bunu önlemeye yönelik uygun tedbirleri almak zorundadır. Dijitalleşme, internet bankacılığı, mobil uygulamalar, yapay zeka temelli ödeme altyapıları finansal sistemin hızını artırırken, suç gelirlerinin gizlenmesi noktasında da yeni riskler doğurmaktadır. Bu nedenle mevzuat, teknolojik araçların getirdiği imkanların suç amacıyla suiistimal edilmesini engellemeyi yükümlülerin doğrudan sorumluluğu olarak düzenlemiştir. Yönetmeliğin yirminci maddesinin ikinci fıkrası ise özellikle yüz yüze olmayan işlemleri ele almaktadır. Finansal kuruluşlar ile finansal olmayan belirli iş ve meslekler; yüz yüze olmayan işlemler yapılmasını mümkün kılan yöntem veya sistemleri kullanarak gerçekleştirilen sürekli iş ilişkisi tesisi, hesaba para yatırma, hesaptan para çekme ve elektronik transfer gibi işlemlere özel dikkat göstermekle yükümlüdür. Bu çerçevede yükümlüler, müşterinin mali profiline ve faaliyetlerine uygun olmayan veya faaliyetleriyle ilgisi bulunmayan işlemleri yakından izlemek zorundadır. Ayrıca bu riskleri sınırlandırmak adına tutar ve işlem sayısı limiti belirlemek de dahil olmak üzere uygun ve etkili her türlü tedbiri almak durumundadırlar. Örneğin uzaktan kimlik tespiti ile müşteri kabul edilen durumlarda, müşterinin gerçekleştirebileceği günlük veya aylık işlem hacmine, havale ve elektronik fon transferi adetlerine limitler konulması mevzuatın aradığı etkili tedbirlerin başında gelir. Teknolojik riskler konusunda uluslararası standardı belirleyen FATF Tavsiyesi on beş, yeni teknolojiler başlığını taşır ve sınavlar için hayati ayrıntılar içerir. FATF Tavsiyesi on beş uyarınca ülkeler ve finansal kuruluşlar iki temel alanda ortaya çıkabilecek aklama ve terörün finansmanı risklerini tespit etmeli ve değerlendirmelidir. Bunlardan birincisi, yeni teslimat veya transfer mekanizmaları da dahil olmak üzere yeni ürünlerin ve iş uygulamalarının geliştirilmesidir. İkincisi ise hem yeni hem de mevcut ürünler için yeni veya gelişen teknolojilerin kullanımıdır. Burada sınav açısından en kritik kural risk değerlendirmesinin zamanlamasıdır. FATF Tavsiyesi on beş uyarınca finansal kuruluşlar bakımından söz konusu risk değerlendirmesi; yeni ürünlerin ve iş uygulamalarının piyasaya sürülmesinden veya yeni ve gelişen teknolojilerin fiilen kullanılmaya başlanmasından sonra değil, kesinlikle bunların ihdasından veya kullanımından önce yapılmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, risk değerlendirmesinin ürün piyasaya sunulduktan sonraki altı ay içinde veya deneme süresi bitiminde yapılmasının yeterli olmadığı, risk değerlendirmesinin ihdas ve kullanımdan önce tamamlanmak zorunda olduğudur. FATF Tavsiyesi on beş aynı zamanda sanal varlıklar ve sanal varlık hizmet sağlayıcıları konusunda da küresel standardı koyar. Tavsiye metnine göre ülkeler, sanal varlıklardan kaynaklanan riskleri yönetmek ve azaltmak amacıyla sanal varlık hizmet sağlayıcılarının suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı amaçları doğrultusunda düzenlenmesini, lisanslanmasını veya tescil edilmesini temin etmek zorundadır. Ayrıca bu sağlayıcıların FATF Tavsiyelerinde öngörülen tedbirlere tam uyumunun izlenmesi ve sağlanması için etkili denetim sistemlerine tabi tutulmasını sağlamakla yükümlüdürler. Kripto varlık transferleri ve sanal varlık platformları, FATF Tavsiyesi on beş gereğince lisans veya kayıt mecburiyetine tabi tutularak geleneksel finansal kuruluşlar gibi müşteri tanıma, izleme ve şüpheli işlem bildirimi yükümlülüklerine tabi kılınmıştır. Bu derste işlediğimiz konuları toparlayacak olursak; yükümlüler sürekli iş ilişkisi boyunca müşterinin mesleği, mali gücü, fon kaynakları ve risk profili ile işlemlerinin uyumunu aralıksız takip etmeli, iletişim bilgilerini risk temelli yaklaşımla doğrulamalı ve sürekli iş ilişkisi dışındaki işlemler için de risk yönetim sistemi kurmalıdır. Karmaşık, olağandışı ve hukuki veya ekonomik mantığı bulunmayan işlemler için bilgi toplanıp saklanmalı; Bakanlıkça duyurulan riskli ülkelerle ilişkilerde sıkılaştırılmış dikkat gösterilmelidir. FATF standartlarına göre riskli ülkelere karşı FATF çağrısı olmasa bile bağımsız karşı tedbir alınabilmektedir. Son olarak yeni teknolojiler, dağıtım kanalları ve yüz yüze olmayan işlemlerde limit belirleme dahil her türlü tedbir alınmalı ve teknolojik risk değerlendirmesi mutlaka ürün veya uygulamanın ihdasından ya da kullanımından önce gerçekleştirilmelidir. Böylelikle müşteri durumunun ve işlemlerinin izlenmesi, özel dikkat gerektiren işlemler ve teknolojik riskler konularını tamamlamış olduk. Bir sonraki dersimizde, sınır ötesi finansal hareketlerin temelini oluşturan muhabirlik ilişkisi, üçüncü tarafa güven ilkesinin sınırları, riskli ülkelerle ilişkilerin operasyonel boyutları ve kimlik tespitinin yapılamaması durumunda işlemin reddi ile iş ilişkisinin sona erdirilmesi kurallarını inceleyeceğiz.

Muhabirlik İlişkisi ve Üçüncü Tarafa Güven Tedbirleri Premium

Özel dikkat gerektiren işlemler, müşteri durumunun ve işlemlerinin sürekli izlenmesi ile teknolojik riskler konularını tamamlamamızın ardından, bu dersimizde müşterinin tanınması ilkesinin mevzuatta özel olarak düzenlenen uygulama alanlarını ele alacağız. Suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadelede, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, kısa adıyla MASAK mevzuatında yüz yüze olmayan işlemler yapılmasını mümkün kılan sistemler için dört temel işlem grubu açıkça sayılmıştır. Bu işlemler; sürekli iş ilişkisi tesisi, hesaba para yatırma, hesaptan para çekme ve elektronik transferdir. Finansal kuruluşlar ile finansal olmayan belirli iş ve meslekler, yüz yüze olmayan yöntemlerle bu işlemler gerçekleştirilirken kimlik tespiti ve risk kontrol süreçlerine azami özen göstermek mecburiyetindedir. Sınav sorularında yüz yüze olmayan işlemlerde mevzuatın açıkça saydığı bu dört işlem grubunun eksiksiz bilinmesi beklenmektedir. Müşterinin tanınması sürecinde sınır ötesi boyutta en yüksek risk taşıyan alanlardan biri muhabirlik ilişkisidir. Tedbirler Yönetmeliğinin yirmi üçüncü maddesi uyarınca finansal kuruluşlar, yurt dışı muhabirlik ilişkileri tesis ederken muhatap kurum hakkında kamuya açık kaynaklardan yararlanarak kapsamlı ve sıhhatli bilgi edinmekle yükümlüdür. Bu çerçevede muhatap finansal kuruluşun aklama veya terörün finansmanı yönünden bir soruşturma geçirip geçirmediği, ceza ya da uyarı alıp almadığı, işin mahiyeti ve konusu, kurumsal itibarı ile üzerindeki resmi denetimin yeterliliği titizlikle araştırılmalıdır. Ayrıca muhatap finansal kuruluşun aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele sistemi mutlaka değerlendirilmeli, uygulanan sistemin uluslararası standartlara uygun ve etkin olduğundan emin olunmalıdır. Tarafların hak ve sorumlulukları ise mevzuattaki yükümlülükleri eksiksiz karşılayacak biçimde yazılı bir sözleşmeyle açıkça belirlenmelidir. Muhabirlik ilişkilerine dair mevzuatta en çok vurgulanan kurallardan biri karar alma mekanizmasıdır. Finansal kuruluşların yeni muhabirlik ilişkileri kurmadan önce üst düzey yöneticinin onayını almaları zorunludur ve bu onay yetkisi alt kademelere devredilemez. Muhabirlik ilişkisinin aktarmalı muhabir hesapların kullanılmasını kapsadığı durumlarda ise çok daha sıkı tedbirler uygulanır. Aktarmalı muhabir hesap; muhabirlik ilişkisi kapsamında yabancı ülkede yerleşik bir finansal kuruluş tarafından Türkiye sınırları içinde yerleşik bir finansal kuruluşta açılan ve yabancı finansal kuruluşun kendi müşterilerine doğrudan çek keşide etme veya çek yazma imkânı tanıdığı yüksek riskli hesap türüdür. Bu tür hesaplarda muhatap kurumun mevzuattaki esaslar çerçevesinde yeterli önlemleri aldığından ve talep edildiğinde ilgili müşterilerin kimlik bilgilerini sağlayabileceğinden emin olunmalıdır. Finansal kuruluşların tabela bankalarla muhabirlik ilişkisine girmeleri ise kesin bir dille yasaklanmıştır. Tabela banka yani uluslararası terminolojideki adıyla shell bank; herhangi bir ülkede fiziki bir hizmet ofisi bulunmayan, tam gün çalışan personel istihdam etmeyen ve bankacılık işlemleri ile kayıtları açısından resmi bir otoritenin izin ve denetimine tabi olmayan bankadır. Finansal kuruluşlar, yalnızca doğrudan tabela bankalarla değil, aynı zamanda hesaplarını tabela bankalara kullandırdığından emin olamadıkları finansal kuruluşlarla da hiçbir şekilde muhabirlik ilişkisi tesis edemezler. Dersimizin bir diğer önemli konusu, Tedbirler Yönetmeliğinin yirmi birinci maddesinde düzenlenen üçüncü tarafa güven ilkesidir. Finansal kuruluşlar; müşterinin, müşteri adına hareket eden kişinin ve gerçek faydalanıcının kimliğinin tespiti ile iş ilişkisinin veya işlemin amacı hakkında bilgi edinme hususlarında, başka bir finansal kuruluşun aldığı tedbirlere güvenerek iş ilişkisi tesis edebilir veya işlem gerçekleştirebilir. Bu olanak operasyonel kolaylık sağlasa da sınav açısından en kritik kural nihai sorumluluğun aidiyetidir. Kanun ve ilgili mevzuat kapsamındaki yükümlülükler açısından nihai sorumluluk kesinlikle üçüncü tarafa güvenerek işlemi gerçekleştiren finansal kuruluşa aittir. Güvenilen kurumun eksik veya hatalı kimlik tespiti yapmış olması, işlemi yapan finansal kuruluşun idari ve hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Üçüncü tarafa güvenilerek işlem yapılabilmesi belirli şartların eksiksiz gerçekleşmesine bağlıdır. İlk olarak üçüncü tarafın kimlik tespiti, kayıtların saklanması ve müşterinin tanınması kuralının gereklerini sağlayacak tedbirleri aldığından, yurt dışında yerleşik ise uluslararası standartlara uygun düzenleme ve denetlemelere tabi olduğundan emin olunmalıdır. İkinci olarak kimlik tespitine ilişkin belgelerin onaylı örneklerinin ya da güvenilen kurum uzaktan kimlik tespiti yapmışsa dijital ortamdaki görüntülerinin talep edildiğinde üçüncü taraftan derhal temin edilebileceğinden emin olunmalıdır. Ayrıca üçüncü tarafa güvenerek işlem yapan finansal kuruluş müşterinin kimlik bilgilerini üçüncü taraftan derhal almak zorundadır. Burada mevzuata yirmi beş Aralık iki bin yirmi dört tarihinde eklenen kritik bir kurala özellikle dikkat edilmelidir. Yılın on ikinci ayında yürürlüğe giren bu yirmi beş Aralık iki bin yirmi dört tarihli Resmî Gazete değişikliği ile üçüncü tarafça bilgileri paylaşılan müşterinin kimlik tespitinin basitleştirilmiş tedbirler kapsamında yapılmadığından emin olunması zorunlu kılınmıştır. Başka bir deyişle üçüncü taraf müşteriyi basitleştirilmiş tedbirlerle kaydetmişse bu müşteriye yönelik üçüncü tarafa güven ilkesi işletilemez. Mevzuatımız üçüncü tarafa güven ilkesinin sınırlarını ve uygulanamayacağı halleri de açıkça hükme bağlamıştır. Finansal kuruluşların kendi aralarında müşterileri adına gerçekleştirdikleri işlemler ile finansal kuruluşların acente ve benzeri birimleriyle ana hizmet birimlerinin uzantısı niteliğindeki tamamlayıcı hizmetleri yaptırdıkları kişilerle olan ilişkileri üçüncü tarafa güven ilkesi kapsamında değerlendirilmez. Dolayısıyla acenteler üzerinden yürütülen işlerde bu ilkeye dayanılarak işlem yapılamaz. Bunun yanında üçüncü tarafın riskli bir ülkede yerleşik olması durumunda üçüncü tarafa güven ilkesi kesinlikle uygulanamaz. Riskli ülkelerdeki finansal kuruluşların aldıkları tedbirlere güvenilerek ülkemizde kimlik tespiti muafiyeti veya üçüncü tarafa güven mekanizması işletilmesi mevzuat gereğince tamamen engellenmiştir. Müşterinin tanınması adımlarının tamamlanamadığı durumlarda izlenecek yol Tedbirler Yönetmeliğinin yirmi ikinci maddesinde işlemin reddi ve iş ilişkisinin sona erdirilmesi başlığı altında netleştirilmiştir. Yükümlüler, kimlik tespiti yapamadıkları veya iş ilişkisinin amacı hakkında yeterli bilgi edinemedikleri hallerde hiçbir şekilde iş ilişkisi tesis edemez ve kendilerinden talep edilen işlemi gerçekleştiremezler. Bu kuralın bir gereği olarak isimsiz veya hayali isimlere hesap açılması kesin surette yasaktır. Öte yandan daha önce elde edilen müşteri kimlik bilgilerinin yeterliliği ve doğruluğu konusunda şüphe duyulması nedeniyle yapılması gereken kimlik tespit ve teyidi yapılamıyorsa mevcut iş ilişkisi derhal sona erdirilir. Yükümlüler gerek işlemin reddedilmesi gerekse iş ilişkisinin sona erdirilmesi durumlarının şüpheli işlem teşkil edip etmediğini de ayrıca ve özenle değerlendirmekle yükümlüdür. Bölümümüzde incelenmesi gereken bir diğer başlık Tedbirler Yönetmeliğinin yirmi beşinci maddesinde hükme bağlanan riskli ülkelerle ilişkilerdir. Finansal kuruluşlar ile finansal olmayan belirli iş ve meslekler; riskli ülkelerde yerleşik gerçek ve tüzel kişiler, tüzel kişiliği olmayan teşekküller ve bu ülkelerin vatandaşları ile girecekleri iş ilişkilerine ve işlemlere özel dikkat göstermek zorundadır. Bu kapsamda görünürde makul hukuki ve ekonomik amacı bulunmayan işlemlerin amacı ve mahiyeti hakkında mümkün olduğu ölçüde bilgi toplanmalı ve bu bilgiler kayda geçirilmelidir. Riskli ülkeler hakkında alınması gereken tedbirleri belirlemeye, Türkiye'nin üyesi olduğu uluslararası kuruluşlarca kabul edilen tedbirler de dâhil olmak üzere doğrudan Bakanlık yetkilidir. Buradaki Bakanlık ifadesi Hazine ve Maliye Bakanlığını işaret etmektedir ve burada dikkat edilmesi gereken nokta yetkili otoritenin Bakanlık olduğudur. Böylelikle müşterinin tanınmasında muhabirlik ilişkisi, üçüncü tarafa güven, işlemin reddi ve riskli ülkelerle ilişkiler konularını bütün yönleriyle tamamlamış bulunuyoruz. Unutulmamalıdır ki muhabirlik ilişkilerinde üst düzey yöneticinin onayı, tabela bankalarla çalışmama yasağı ve aktarmalı hesap kontrolü temel şartlardır. Üçüncü tarafa güvende nihai sorumluluğun işlemi yapan kurumda kalması, bilgilerin derhal temini ve yirmi beş Aralık iki bin yirmi dört kuralı gereğince basitleştirilmiş tedbir uygulanmamış olması esastır. Kimlik tespiti yapılamadığında işlemin reddi ve şüphe halinde ilişkinin sonlandırılması ise yasal bir zorunluluktur. Bir sonraki dersimizde, suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadelede teknik usulleri ve yükümlülükleri içeren elektronik ve kripto varlık transfer işlemlerini detaylarıyla inceleyeceğiz.

MASAK Elektronik ve Kripto Varlık Transfer Kuralları Premium

Muhabirlik ilişkisi, üçüncü tarafa güven, riskli ülkelerle ilişkiler ve işlemin reddi konularının ardından, müşterinin tanınması kapsamında kritik bir başlık olan elektronik ve kripto varlık transfer işlemlerine geçiyoruz. Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, kısa adıyla MASAK mevzuatında fon transferleri izlenebilirliği sağlamak amacıyla sıkı kurallara bağlanmıştır. Tedbirler Yönetmeliğinin yirmi dördüncü maddesi elektronik transferleri, yirmi dört A maddesi ise kripto varlık transferlerini düzenlemektedir. Bu derste her iki alandaki eşik değerleri, mesaj içeriklerini ve uyum kurallarını inceleyeceğiz. Elektronik transferlerde kimlik tespiti ve mesaj içeriğine ilişkin parasal sınırlar dönemler itibarıyla güncellenmiştir. Tedbirler Yönetmeliğinin yirmi dördüncü maddesine göre eşik değer tutarı, bir Nisan iki bin sekiz ile bir Mayıs iki bin yirmi bir tarihleri arasında iki bin Türk Lirası olarak uygulanmıştır. Bu sınır bir Mayıs iki bin yirmi bir ile bir Şubat iki bin yirmi üç tarihleri arasında yedi bin beş yüz Türk Lirası seviyesine yükseltilmiş, bir Şubat iki bin yirmi üç tarihinden itibaren günümüzde ise on beş bin Türk Lirası olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla güncel mevzuatta elektronik transferlerde ve kripto varlık transferlerinde kimlik tespiti sınırı on beş bin Türk Lirası tutarıdır. Yönetmeliğin yirmi dördüncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bir Şubat iki bin yirmi üç tarihinden itibaren on beş bin Türk Lirası veya üzeri yurt içi ve yurt dışı elektronik transfer mesajlarında gönderene ilişkin bilgilerin mesajda yer alması ve teyidi zorunludur. Bu kapsamda mesajda bulunması gereken gönderen bilgileri şunlardır. İlk olarak, gönderenin adı ve soyadı, ticaret siciline kayıtlı tüzel kişinin unvanı veya diğer teşekküllerin tam adı yer almalıdır. İkinci olarak, gönderenin hesap numarası veya hesap numarası bulunmuyorsa işlemle ilgili referans numarası yazılmalıdır. Üçüncü olarak ise adresi, doğum yeri ve tarihi veya müşteri numarası, vatandaşlık numarası, pasaport numarası, vergi kimlik numarası gibi göndereni belirlemeye yarayan bilgilerden en az birine yer verilmesi ve bu bilgilerin teyit edilmesi şarttır. Alıcı bilgileri ile eşik altı işlemlerde kural farklılaşmaktadır. on beş bin Türk Lirası veya üzerindeki transfer mesajlarında alıcının adı, soyadı veya unvanı ile hesap veya referans numarasına yer verilir; ancak alıcı bilgilerinin teyidi zorunlu değildir. Eşik altı işlemlerde, yani on beş bin Türk Lirası altındaki yurt içi ve yurt dışı elektronik transfer mesajlarında ise hem gönderene hem de alıcıya ilişkin olarak yalnızca ad, unvan ve hesap veya referans numarası bilgilerine yer verilir. on beş bin Türk Lirası altındaki bu transferlerde ne gönderen ne de alıcı bilgilerinin teyidi zorunlu değildir. Bu ayrımı karıştırmamak önemlidir. Elektronik transfer kurallarının iki önemli istisnası bulunmaktadır. Bankaların kendi nam ve hesaplarına aralarında gerçekleştirdikleri transferler bu kapsamın dışındadır. Ayrıca, kart numaralarının mesajda yer alması kaydıyla kredi kartı veya banka kartı kullanılarak gerçekleştirilen transferler de kapsam dışı tutulmuştur. Sınavda bu istisnaların bilgi verme ve teyit yükümlülüklerine tabi olmadığı unutulmamalıdır. Transfer mesaj zincirinde sorumluluk tüm aracılara yayılmıştır. İlk göndericiden nihai alıcı kuruluşa kadar transfere aracılık eden tüm finansal kuruluşlar, mesajda bulunması gereken bilgileri zincirin her aşamasında aktarmak zorundadır. Bu kural Mali Eylem Görev Gücü on altı numaralı tavsiyesi ile doğrudan bağlantılıdır. Tavsiye uyarınca ülkeler, ödeme veya değer transfer zinciri boyunca gönderen ve lehdar bilgilerinin mesajla birlikte kalmasını sağlamalı, eksik bilgileri tespit etmek için izleme yapmalı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi malvarlığı dondurma kararlarına uyumu temin etmelidir. Gerekli bilgileri içermeyen bir transfer mesajı alan finansal kuruluş, öncelikle eksik bilgilerin gönderici kuruluştan tamamlanmasını talep eder. Bilgilerin tamamlanmaması durumunda transfer iade edilir. Gönderilen mesajların sürekli olarak eksik bilgi içermesi ve bu durumun düzeltilmemesi halinde ise alıcı kuruluş, o kuruluştan gelen transferleri reddeder, işlemleri sınırlandırır veya iş ilişkisini sonlandırır. Tedbirler Yönetmeliğinin yirmi dört A maddesi kapsamında kripto varlık hizmet sağlayıcılar, kısa adıyla KVHS nezdindeki kripto varlık transferlerinde de eşik değer güncel olarak on beş bin Türk Lirası düzeyindedir. KVHS tarafından aracılık edilen on beş bin Türk Lirası veya üzeri kripto varlık transfer mesajlarında gönderenin adı soyadı veya tüzel kişi unvanı, cüzdan adresi veya cüzdan adresi yoksa referans numarası ile adresi, doğum yeri ve tarihi, müşteri numarası, vatandaşlık numarası, pasaport numarası veya vergi kimlik numarası gibi belirleyici bilgilerden en az birine yer verilmesi ve bu bilgilerin doğruluğunun teyidi zorunludur. Alıcıya ilişkin olarak ise ad, unvan ve cüzdan adresi veya referans numarasına yer verilir, alıcı bilgilerinin teyidi zorunlu değildir. on beş bin Türk Lirası altındaki kripto varlık transferlerinde ise gönderen ve alıcının ad ve cüzdan bilgilerine yer verilmesi yeterli olup teyit zorunluluğu bulunmamaktadır. Kripto varlıklarda veriler transferle eş zamanlı olarak ve güvenli bir şekilde gönderilmelidir. Bu verilerin iletiminde dağıtık defter teknolojisi, uygulama programlama arayüzü yani API veya bağımsız mesajlaşma platformları gibi teknolojik araçlar kullanılabilir. Tıpkı geleneksel transferlerde olduğu gibi, ilk göndericiden nihai muhataba kadar oluşan mesaj zincirinde tüm KVHS birimleri bilgileri her aşamada aktarmakla yükümlüdür. Eksik bilgi içeren mesajlarda bilginin tamamlanması istenir, tamamlanmazsa transfer iade edilir; eksikliğin sürekliliği halinde transferler reddedilir, sınırlandırılır veya iş ilişkisi sonlandırılır. Mevzuatta kayıtlı olmayan cüzdanlar, yani unhosted wallets işlemleri için özel düzenleme getirilmiştir. Bir KVHS nezdinde kayıtlı olmayan cüzdan transferlerinde, KVHS nezdindeki taraf müşteriden, karşı tarafın adı soyadı veya tüzel kişi unvanı ile adres veya kimlik belirten bilgilerinden en az birine ilişkin beyan alınır. Benzer biçimde, yurt dışında yerleşik ve kendi mevzuatına göre bilgi paylaşma yükümlülüğü bulunmayan bir kuruluşla yapılan transferlerde de müşteriden karşı tarafa ait aynı kimlik ve adres bilgilerine ilişkin beyan temin edilir. Bu kuruluşların güvenli bir mesajlaşma sistemi kullanması halinde bilgiler sistem vasıtasıyla da iletilebilir. Bu transferlerin yönetiminde risk temelli yaklaşım esastır. Finansal kuruluşlar ve KVHS birimleri, risk temelli yaklaşım çerçevesinde müşteriden transferin tarafları hakkında ilave bilgi ve belge talep etmek zorundadır. Yapılan değerlendirmeler neticesinde işlemin tarafları hakkında yeterli bilgi elde edilememesi durumunda transfer gerçekleştirilmez, söz konusu kuruluşla yapılan işlemler sınırlandırılır veya iş ilişkisine son verilir. Toparlayacak olursak, mevzuatımızda elektronik transferlerde ve kripto varlık transferlerinde kimlik tespiti sınırı on beş bin Türk Lirası olarak belirlenmiştir. Bu tutar ve üzerindeki işlemlerde gönderen bilgilerinin mesajda bulunması ve teyidi zorunluyken, alıcı bilgilerinde teyit aranmaz. Zincir boyunca verilerin korunması, eksikliklerde iade ve iş ilişkisinin sonlandırılması gibi aşamalı yaptırımların işletilmesi ve kayıtlı olmayan cüzdanlarda müşteriden beyan alınması temel yükümlülüklerdir. Bu bölümü tamamlayarak, bir sonraki bölümümüzde müşterinin tanınmasında basitleştirilmiş tedbirler konusunu ve MASAK beş Sıra Numaralı Genel Tebliği hükümlerini inceleyeceğiz.

MASAK Mevzuatında Basitleştirilmiş Tedbirler ve Sınırlar Premium

Elektronik ve kripto varlık transfer işlemlerinde uygulanan kural ve standartların ardından, müşterinin tanınması sürecinde risk temelli yaklaşımın bir diğer kritik ayağını oluşturan basitleştirilmiş tedbirler konusuna geçiyoruz. Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Yönetmeliğinin üçüncü bölümünde müşterinin tanınmasına ilişkin genel ilkeler ve usuller düzenlenmiştir. Yönetmeliğin yirmi altıncı maddesi uyarınca, müşterinin tanınmasına yönelik tedbirler bakımından yükümlülerin daha basit tedbirler almalarına izin vermeye ve bu kapsamda uygulanabilecek tedbirler ile işlem türlerini belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir. Hazine ve Maliye Bakanlığı bu belirleme yetkisini, beş Sıra Numaralı Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği ile kullanmıştır. Bu yetki çerçevesinde Bakanlık, aklama ve terörün finansmanı riskinin düşük olarak değerlendirildiği durumlarda basitleştirilmiş tedbirlerin çerçevesini çizmiştir. Mali Eylem Görev Gücü tavsiyelerinde de basitleştirilmiş tedbirlerin genel çerçevesi net biçimde çizilmiştir. Birinci tavsiyeye göre ülkeler, daha düşük seviyedeki riskleri tespit etmeleri halinde, tavsiyelerin bazıları için belirli koşullarda basitleştirilmiş tedbirlerin uygulanmasına izin verebilirler. Bu noktada ülkelerin, uygulanan tedbirlerin kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanı riskiyle orantılı olmasını sağlaması ve hedeflenen mali yaptırımların tam olarak uygulanmasını temin etmesi zorunludur. Mali Eylem Görev Gücünün on numaralı tavsiyesine ilişkin açıklayıcı notta ise basitleştirilmiş tedbirlerin mahiyeti örneklenmiştir. Bu kapsamda müşterinin ve gerçek faydalanıcının kimliğinin iş ilişkisi kurulduktan sonra doğrulanması, müşteri kimlik güncellemelerinin sıklığının azaltılması, makul bir parasal eşiğe dayalı olarak devam eden izleme ve inceleme işlemlerinin derecesinin düşürülmesi veya iş ilişkisinin amaç ve niteliğini anlamak için doğrudan bilgi toplamak yerine işlemin türünden bu amacın çıkarılması gibi yöntemler basitleştirilmiş tedbirler arasında sayılmaktadır. Basitleştirilmiş tedbirlerin yasal sınırları sınav açısından son derece kritik bir konudur ve kesin sınırlarla çizilmiştir. Bu tedbirler yalnızca Tedbirler Yönetmeliğinin beş ila on dördüncü maddelerinde geçen kimlik tespiti, on yedinci maddesinde geçen başkası hesabına hareket edenlerde kimlik tespiti, on yedi bölü A maddesinde geçen gerçek faydalanıcının tanınması ve on dokuzuncu maddesinde geçen müşterinin durumunun ve işlemlerin izlenmesine ilişkin yükümlülükler ile sınırlıdır. Bu maddeler dışındaki yükümlülüklerde basitleştirme yapılamaz. Yükümlüler, basitleştirilmiş tedbir uygulanmasına imkan tanınan durumlarda, müşterinin ve işlemin Tebliğde belirtilen niteliklere sahip olup olmadığı konusunda yeterli bilgiye sahip olmak zorundadır. Bu amaçla müşteriden alınan bilgilerden, kamuya açık kaynaklardan veya üçüncü kişilerden faydalanılır ve elde edilen veriler yazılı yahut elektronik ortamda kaydedilir. Basitleştirilmiş tedbirler uygulanırken şüphe durumu kesin bir istisna teşkil eder. beş Sıra Numaralı Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliğine göre, yükümlüler her bir işlem bakımından kötüye kullanım riskini ayrı ayrı değerlendirmek zorundadır. Riskli olarak değerlendirilen işlemlerde basitleştirilmiş tedbir uygulanamaz. Aklama veya terörün finansmanı şüphesinin söz konusu olduğu hallerde ise basitleştirilmiş tedbir kesinlikle uygulanamaz; konu derhal Tedbirler Yönetmeliğinin yirmi yedinci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tutar gözetilmeksizin şüpheli işlem bildirimi olarak Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına, yani MASAK Başkanlığına bildirilir. Basitleştirilmiş tedbirlerde teyit usulleri belirli kolaylıklar içermektedir. Sürekli iş ilişkisi tesisinde gerçek kişilerin beyan ettiği adresin doğruluğu, e-Devlet veri tabanlarından yararlanmak suretiyle elektronik görüntüsü de alınarak teyit edilebilir. Ayrıca müşterinin adresine alma haberli posta yoluyla tebligat yapılması durumunda, tebligatın yapıldığına dair belge de adres teyidi için geçerlidir. Sürekli iş ilişkisi kurulan müşterilerin telefon numarası, faks numarası ve elektronik posta adresi gibi iletişim bilgilerinin doğruluğu ise risk temelli yaklaşım çerçevesinde gerektiğinde bu kanallardan doğrudan irtibat kurulmak suretiyle teyit edilir. Şimdi basitleştirilmiş tedbirlerin uygulanabileceği işlem türlerini tek tek inceleyelim. İlk olarak, finansal kuruluşların kendi aralarında gerçekleştirdikleri işlemlerde, müşteri konumundaki finansal kuruluşa ilişkin temel bilgiler alınarak kaydedilir ancak bu bilgilerin teyidi zorunlu değildir. Bu işlemlerde başkası hesabına hareket edenlerin tespiti ile gerçek faydalanıcının teyidine ilişkin hükümler uygulanmayabilir ve sürekli izleme sıklığı azaltılabilir. Eğer Türkiye’de yerleşik bir finansal kuruluşun müşterisi yabancı bir finansal kuruluş ise, basitleştirilmiş tedbir uygulanabilmesi için söz konusu yabancı kuruluşun aklama ve terörün finansmanıyla mücadele standartlarına uygun düzenleme ve denetime tabi bir ülkede yerleşik olması şarttır. Kıymetli madenler aracı kuruluşlarının Borsa İstanbul Anonim Şirketi bünyesinde ve kendi aralarında yaptıkları işlemler de bu kapsamdadır. Benzer şekilde, finansal kuruluşlar dışındaki yükümlülerin müşterisinin bankalar olduğu işlemlerde de aynı kolaylıklar tanınmıştır. Müşterinin kamu idaresi veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olduğu durumlarda, beş bin on sekiz sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa göre genel yönetim kapsamındaki idareler adına işlem yapan gerçek kişilerin kimlik bilgileri kaydedilir ve yetkileri mevzuata uygun yetki belgesi üzerinden teyit edilir; alınan bilgilerin ayrıca teyidi zorunlu değildir. Bu kuruluşlar için başkası hesabına hareket, gerçek faydalanıcı ve sürekli izleme zorunlulukları bulunmaz. Bu kurallar iki yüz otuz üç sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamındaki kamu iktisadi teşebbüsleri için de geçerlidir. Ayrıca uluslararası kuruluşlar ile Türkiye’de mukim elçilik veya konsoloslukların taraf olduğu işlemlerde de temsilcilerin kimlik bilgileri alınıp yetki belgeleri teyit edilmekte, diğer teyit ve izleme zorunlulukları aranmamaktadır. Maaş ödemeleri kapsamında toplu müşteri kabulü işlemlerinde özel süre ve eşikler bulunmaktadır. Bankalar; genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya yüz’den fazla personel istihdam eden işletmelerin çalışanlarına maaş hesabı açarken kimlik bilgilerini toplarlar. Bu bilgiler İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü kimlik paylaşım sistemi üzerinden elektronik görüntüsü alınarak teyit edilebilir. Bankalar, müşterilerin kimlik belgeleri ile imza örneklerini işlemin yapılmasından itibaren en geç üç ay içinde almakla yükümlüdür. Adres teyidi de bu üç ay içinde tamamlanır; çalışılan kurumun açık adresinin bildirilmesi işyeri adres teyidi için yeterlidir. Uluslararası kuruluşların Türkiye’deki birimleri ile elçilik ve konsolosluk çalışanlarının maaş hesaplarında da aynı üç aylık tamamlama süresi geçerlidir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, emeklilik sözleşmeleri, emeklilik planları ve hayat sigortası sözleşmelerinde belirlenen limitlerdir. Emeklilik sözleşmeleri ile bir yıl içinde ödenecek prim tutarı toplamı on bin Türk Lirası’nin altında olan veya tek primli olup prim tutarı yirmi beş bin Türk Lirası’nin altında bulunan hayat sigortası sözleşmelerinde yükümlüler teyit belgelerine gerek olmaksızın bilgi alarak işlem yapabilirler. Bu işlemlerde başkası hesabına hareket, gerçek faydalanıcı ve sürekli izleme hükümleri uygulanmaz. Mesafeli satışlarda imza örneği aranmaz ancak hizmet riski göz önünde bulundurulur. Ayrıca sigorta ve emeklilik şirketlerinin hak sahipleri dışındaki üçüncü kişilere yapacağı hasar ve tazminat ödemelerinde, kimlik bilgileri Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü veri tabanından sorgulanıp ödemenin bu kişinin kendi banka hesabına yapılması kaydıyla imza örneği ve klasik teyit belgeleri aranmaz. Müşterinin hisseleri borsaya kote edilmiş şirket olduğu işlemlerde, müşterinin veya yüzde elli’yi aşan çoğunluk hissesine sahip ortağının hisseleri Borsa İstanbul Anonim Şirketine kote edilmişse, şirkete ilişkin bilgilerin teyidi zorunlu değildir. Gerçek faydalanıcı teyidi ve başkası hesabına hareket hükümleri esnetilebilir, izleme sıklığı azaltılabilir. Ancak burada hayati bir sınav detayı bulunmaktadır: Tüzel kişiyi temsile yetkili kişilerin kimliği ve yetki durumu, Yönetmeliğin yedi. ve on dördüncü maddelerindeki genel esaslara göre mutlaka tespit edilmek zorundadır; bu konuda bir muafiyet tanınmamıştır. Ön ödemeli kartlara ilişkin işlemlerde, tek kullanımlık olup tekrar yükleme imkanı bulunmayanlarda yüklü para tutarı iki bin yedi yüz elli Türk Lirası’yi aşmayan kartlarda kimlik tespiti yapılmayabilir. Yeniden yükleme yapılabilen kartlarda ise toplam yükleme limitinin bir ay içinde iki bin yedi yüz elli Türk Lirası’yi ve her halükarda bakiyesinin iki bin yedi yüz elli Türk Lirası’yi aşmaması, fon transferine kapalı olması, kartın fiziken işyerinde kullanılması veya güven damgalı elektronik ticaret sitelerinde harcama yapılması şartıyla kimlik tespiti yapılmayabilir. Elektronik para ve ödeme kuruluşlarında da benzer şekilde, yeniden yüklemesiz elektronik parada iki bin yedi yüz elli Türk Lirası bakiye, yeniden yüklenebilir olanlarda ise bir ay içinde yükleme tutarı iki bin yedi yüz elli Türk Lirası ve bakiye iki bin yedi yüz elli Türk Lirası sınırına bağlı kalınarak kimlik tespiti muafiyeti uygulanabilir. Mobil ödeme hizmetlerinde ise bir seferlik işlem tutarı bin Türk Lirası’yi ve aylık işlem tutarı iki bin yedi yüz elli Türk Lirası’yi aşmayan, yalnızca mal, hizmet ve fatura ödemesinde kullanılan işlemlerde kimlik tespiti aranmaz. Sanal ortamda faaliyet gösteren şans ve bahis oyunu bayileri ile elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılar için ise doğrulama hesabı şartı getirilmiştir. Bu yükümlüler, müşterinin kimlik bilgilerini Nüfus ve Vatandaşlık İşleri veri tabanından teyit ettikten sonra, müşteri kabulünü tamamlamadan önce çok önemli bir aşamayı yerine getirmek zorundadır. Kabul edilecek müşterinin kimlik bilgileriyle uyumlu bir banka veya kredi kartı hesabından, yükümlünün bu amaçla oluşturduğu doğrulama hesabına para transferi yapılması şarttır. Bu para transferi gerçekleştirilinceye kadar müşteri kabulü yapılamaz ve hiçbir hizmet verilemez. Son olarak, ilgili mevzuat uyarınca hak sahiplerine yapılması zorunlu kamu ödemelerinin gerçekleştirilmesi amacıyla kamu kurum ve kuruluşlarının talebi üzerine bankalarda açılan hesaplarda da basitleştirilmiş tedbirler uygulanır. Bu hesaplarda kimlik bilgileri veri tabanları üzerinden teyit edilir, imza örneği ve klasik teyit belgeleri başlangıçta aranmaz. Ancak kanunun açık amir hükmü gereğince, bu kapsamda açılan hesaplarda mevzuata uygun kimlik tespiti tam olarak yapılıncaya kadar hesabın hak sahibi tarafından kullanılmasına kesinlikle izin verilmez. Böylelikle beş Sıra Numaralı MASAK Genel Tebliği çerçevesinde düzenlenen basitleştirilmiş tedbirlerin yasal sınırlarını, istisnalarını ve işlem bazındaki özel eşiklerini tamamlamış olduk. Bir sonraki bölümümüzde, bu yaklaşımın tam karşı kutbunda yer alan ve yüksek risk içeren durumlarda devreye giren sıkılaştırılmış tedbirler konusunu ele alacağız.

Yüksek Riskli Durumlarda Sıkılaştırılmış Tedbirler Premium

Bir önceki dersimizde suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanıyla mücadelede düşük risk barındıran durumlar için öngörülen basitleştirilmiş tedbirleri ve beş sıra numaralı Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği esaslarını incelemiştik. Bu dersimizde ise riskin yüksek olduğu durumlarda başvurulan sıkılaştırılmış tedbirler konusunu ele alacağız. Mali Eylem Görev Gücü tavsiyeleri ve ulusal mevzuatımız, aklama veya terörizmin finansmanı riskinin yüksek olduğu hallerde yükümlülerin standart kimlik tespiti önlemleriyle yetinmeyip gelişmiş ve artırılmış müşterinin tanınması önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır. Bu kapsamda müşterilerin profili, faaliyet gösterilen ülkeler veya coğrafi bölgeler, sunulan ürün ve hizmetler, işlem türleri ile dağıtım kanalları yakından analiz edilmeli ve yüksek risk tespit edildiğinde sıkılaştırılmış tedbirler devreye sokulmalıdır. Uluslararası standartların temelini oluşturan Mali Eylem Görev Gücünün bir numaralı tavsiyesi, risk temelli yaklaşım ilkesini düzenler. Bu ilkeye göre ülkeler, kendi sınırları içerisindeki suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı risklerini belirlemek, değerlendirmek ve derinlemesine anlamak mecburiyetindedir. Ülkeler belirlenen bu riskleri etkili bir biçimde azaltmak için kaynaklarını risk düzeyleriyle orantılı şekilde tahsis etmek ve bu süreci yönetecek bir otorite tayin etmekle yükümlüdür. Risk temelli yaklaşım, kaynakların verimli kullanılmasını sağlarken yüksek risk tespit edilen alanlarda sıkılaştırılmış tedbirlerin uygulanmasını, düşük risk tespit edilen alanlarda ise basitleştirilmiş tedbirlere izin verilmesini öngörür. Bu mekanizma, mali suçlarla mücadele sisteminin omurgasını oluşturmaktadır. Mali Eylem Görev Gücünün on numaralı tavsiyesine ilişkin yorumlayıcı notta, yüksek riskli durumların tespitinde dikkate alınması gereken üç ana risk kategorisi tanımlanmıştır. Birinci kategori müşteri risk faktörleridir. Finansal kuruluş ile müşteri arasında açıklanamayan bir coğrafi mesafenin bulunması, müşterinin yerleşik olmayan bir kişi olması, müşterinin kişisel varlık tutma aracı niteliğindeki bir tüzel kişi veya işletme olması, vekil hissedarlara ya da hamiline yazılı hisselere sahip şirketler, nakit yoğun işletmeler ve işin mahiyetine göre olağandışı derecede karmaşık ortaklık yapısına sahip şirketler yüksek müşteri riski oluşturur. İkinci kategori ülke veya coğrafi risk faktörleridir. Yeterli önleme sistemine sahip olmadığı uluslararası raporlarla tespit edilen ülkeler, Birleşmiş Milletler yaptırımlarına veya ambargolarına tabi devletler, yolsuzluk ve organize suç oranının yüksek olduğu yerler ile terör faaliyetlerine destek sağladığı bilinen coğrafyalar bu kapsamdadır. Üçüncü kategori ise ürün, hizmet, işlem veya dağıtım kanalı risk faktörleridir. Özel bankacılık hizmetleri, nakit içeren anonim işlemler, yüz yüze kurulmayan iş ilişkileri ve kaynağı bilinmeyen üçüncü taraflardan gelen ödemeler bu risk grubu içinde yer alır. Yüksek riskli iş ilişkilerinde uluslararası standartların öngördüğü tedbirler iç hukukumuza Tedbirler Yönetmeliğinin yirmi altı A maddesi ve Uyum Yönetmeliğinin on üçüncü maddesi ile aktarılmıştır. Tedbirler Yönetmeliğinin yirmi altı A maddesi uyarınca finansal kuruluşlar ile finansal olmayan belirli iş ve meslekler, risk temelli yaklaşım çerçevesinde belirleyecekleri yüksek riskli durumlarda yedi bent halinde sayılan tedbirlerin birini, birkaçını veya tamamını riskle orantılı olarak uygulamak zorundadır. Sınav hazırlığında bu yedi tedbirin bent sırasının ve içeriğinin eksiksiz bilinmesi büyük önem taşır. Bent sıralaması a, b, c, ç, d, e ve f şeklinde ilerler ve burada ç bendi kesinlikle atlanmamalıdır. Bu yedi sıkılaştırılmış tedbiri tek tek inceleyelim. İlk olarak a bendinde, müşteri hakkında ilave bilgi edinmek ve müşteri ile gerçek faydalanıcının kimlik bilgilerini daha sık güncellemek tedbiri yer alır. İkinci olarak b bendinde, iş ilişkisinin mahiyeti hakkında ilave bilgi edinilmesi hükme bağlanmıştır. Üçüncü olarak c bendinde, işleme konu malvarlığının ve müşteriye ait fonların kaynağı hakkında mümkün olduğu ölçüde bilgi edinilmesi kuralı bulunur. Dördüncü sırada yer alan ve sıklıkla gözden kaçabilen ç bendinde, işlemin amacı hakkında bilgi edinmek tedbiri düzenlenmiştir. Beşinci olarak d bendinde, iş ilişkisine girilmesini, mevcut iş ilişkisinin sürdürülmesini ya da işlemin gerçekleştirilmesini üst seviyedeki görevlinin onayına bağlamak kuralı yer alır. Altıncı olarak e bendinde, uygulanan kontrollerin sayı ve sıklığını artırmak ve ilave kontrol gerektiren işlem türlerini belirlemek suretiyle iş ilişkisini sıkı gözetim altında tutmak düzenlenmiştir. Son olarak f bendinde ise sürekli iş ilişkisi tesisinde ilk finansal hareketin, müşterinin tanınmasına ilişkin esasların uygulandığı bir başka finansal kuruluştan yapılmasını zorunlu tutmak tedbiri sayılmıştır. Tedbirler Yönetmeliğinin yirmi altı A maddesi ve Uyum Yönetmeliğinin on üçüncü maddesi, Hazine ve Maliye Bakanlığına yüksek riskli durumları ve bu bentler dışında ilave sıkılaştırılmış tedbirleri belirleme yetkisi tanımıştır. Bu yetki çerçevesinde mevzuatımızda özel olarak düzenlenmiş sıkılaştırılmış tedbir alanlarından biri terminal aracılığıyla gerçekleştirilen ödeme hizmetleridir. Terminal hizmeti olarak adlandırılan bu alanda, üye işyeri ile iş ilişkisi tesisinde ve kimlik tespiti gerektiren diğer işlemlerde asgari olarak yirmi altı A maddesinin birinci fıkrasının a bendinden f bendine kadar olan tüm bentleri eksiksiz şekilde uygulanır. Ancak burada çok kritik bir istisna bulunmaktadır. İlk finansal hareketin başka bir finansal kuruluştan yapılmasını zorunlu kılan f bendi tedbiri, bankalar tarafından uygulanmayabilir. Bankalar haricindeki yükümlüler bu tedbiri de uygulamak zorundadır. Ayrıca terminal sağlayan kuruluşlar, söz konusu terminallerin tahsis amacına uygun kullanıldığını, mevzuatın izin verdiği haller dışında üçüncü kişilere kullandırılmadığını düzenli biçimde denetlemek ve herhangi bir aykırılık tespit edildiğinde iş ilişkisine son vermek de dahil gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Mevzuatımızda sıkılaştırılmış tedbirlerin özel olarak düzenlendiği bir diğer kritik alan, finansal kuruluşların kripto varlık hizmet sağlayıcılar, kısa adıyla KVHS kuruluşları ile kurdukları iş ilişkileridir. Uyum Yönetmeliğinin on üçüncü maddesine göre, finansal kuruluşların kripto varlık hizmet sağlayıcılarla iş ilişkisi tesisinde asgari olarak c, ç ve e bentlerinde yer alan tedbirlerin uygulanması zorunludur. Dolayısıyla finansal kuruluşlar bir KVHS ile çalışırken işleme konu malvarlığının ve fonların kaynağını araştıracak, işlemin amacını öğrenecek, kontrollerin sayı ve sıklığını artırarak iş ilişkisini sıkı gözetim altında tutacaktır. Buna ilave olarak finansal kuruluşlar, KVHS işlemlerine yönelik tutar ve işlem sayısı sınırı belirlemekle yükümlüdür. En kritik idari şart ise finansal kuruluşların kripto varlık hizmet sağlayıcılarla iş ilişkisi tesis etmesini mutlaka üst seviyedeki görevlinin onayına bağlamış olmasıdır. Bu gereklilikler sınavda doğrudan soru olarak karşınıza çıkabilecek temel ayrım noktalarıdır. Şimdi sıkılaştırılmış tedbirler konusunun en kapsamlı başlıklarından biri olan kamusal nüfuz sahibi kişiler konusuna geçelim. Uluslararası literatürde PEP olarak adlandırılan kamusal nüfuz sahibi kişiler, Mali Eylem Görev Gücünün on iki numaralı tavsiyesinde düzenlenmiş ve ülkemizde yirmi bir Sıra Numaralı Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği ile ayrıntılı kurallara bağlanmıştır. Tebliğdeki tanıma göre kamusal nüfuz sahibi kişi; yurt içinde veya yabancı bir ülkede seçimle veya atama yoluyla kendisine önemli bir kamusal görev tevdi edilen üst düzey gerçek kişiler ile uluslararası kuruluşların yönetim kurulu üyeleri, üst düzey yöneticileri ve bunlarla eşdeğer görev yapan diğer kişilerdir. Tanım yalnızca kişinin kendisiyle sınırlı değildir. Kamusal nüfuz sahibi kişilerin eşleri, birinci derece akrabaları ve yakınları da bu kapsama dahil edilmiştir. Tebliğde geçen yakınları ifadesi, bir çıkar veya amaç birlikteliği olarak değerlendirilebilecek, birinci derece dışındaki akrabalık, nişanlılık, şirket ortaklığı veya şirket çalışanı olmak gibi her türlü sosyal, kültürel veya ekonomik nitelikli yakınlığı ifade eder. Kamusal nüfuz sahibi kişiler konusunda mevzuatımızın getirdiği en can alıcı kural, yabancı kamusal nüfuz sahibi kişiler ile yerli ve uluslararası kuruluş kamusal nüfuz sahibi kişileri arasında yapılan ayrımdır. Bu ayrım sınavda mutlak surette sorgulanmaktadır. Yabancı bir ülke tarafından seçilen veya atanan kamusal nüfuz sahibi kişiler ile bunların eşleri, birinci derece akrabaları ya da yakınlarıyla iş ilişkisi tesisinde veya işlem gerçekleştirilmesinde sıkılaştırılmış tedbirlerin uygulanması doğrudan ve koşulsuz olarak zorunludur. Burada herhangi bir risk değerlendirmesi yapılmasına gerek yoktur; kişinin yabancı bir kamusal nüfuz sahibi olması tedbirlerin uygulanması için tek başına yeterlidir. Buna karşılık, Türkiye Cumhuriyeti tarafından seçilen veya atanan yerli kamusal nüfuz sahibi kişiler ile uluslararası kuruluşlarda görev yapan üst düzey kişiler bakımından durum farklıdır. Yerli ve uluslararası kuruluş kamusal nüfuz sahibi kişilerinde sıkılaştırılmış tedbirler kendiliğinden uygulanmaz; bu kişilerle tesis edilen iş ilişkisinin veya gerçekleştirilen işlemlerin yükümlü tarafından yüksek riskli olarak değerlendirilmesi durumunda uygulanır. Peki kamusal nüfuz sahibi kişiler için uygulanması gereken bu asgari tedbirler nelerdir. Tebliğ uyarınca yükümlüler öncelikle müşterinin veya gerçek faydalanıcının kamusal nüfuz sahibi kişi olup olmadığını belirlemek için uygun risk yönetim sistemleri kurmak ve makul tedbirleri almak zorundadır. Yabancı kamusal nüfuz sahibi kişilerde doğrudan, yerli ve uluslararası kuruluş kamusal nüfuz sahibi kişilerinde ise yüksek risk tespit edildiğinde şu üç tedbir asgari olarak uygulanır: Birincisi, iş ilişkisi tesisini, mevcut iş ilişkisinin sürdürülmesini ya da işlemin gerçekleştirilmesini üst seviyedeki görevlinin onayına bağlamak. İkincisi, bu kişilere ait veya işleme konu malvarlıkları ile fonların kaynağının tespiti için makul tedbirler almak. Üçüncüsü ise uygulanan kontrollerin sayı ve sıklığını artırmak ve ilave kontrol gerektiren işlem türlerini belirlemek suretiyle iş ilişkisini sıkı gözetim altında tutmaktır. Kamusal nüfuz sahibi kişilerle ilgili sigortacılık sektörüne özgü bir kural da bulunmaktadır. Hayat sigortası poliçelerinde lehdarın veya gerçek faydalanıcının kamusal nüfuz sahibi kişi olup olmadığının tespiti, poliçeye bağlı hak ve alacakların lehdara ödenmesinden önce veya en geç ödeme zamanında yapılır. Yapılan incelemede yüksek risk tespit edilirse tazminat veya birikim tutarı ödenmeden önce üst yönetim bilgilendirilir ve sıkı gözetim tedbirleri derhal uygulanır. Bu durum, tespitin sözleşme başlangıcında yapılamadığı hallerde dahi hak ediş anında tedbir alınmasını güvence altına almaktadır. Kamusal nüfuz sahibi kişilerin görevden ayrılmaları halinde ne yapılacağı hususu da kritik bir süreyi içermektedir. Kamusal nüfuz sahibi kişilerin görevden ayrılmaları veya bu niteliklerini kaybetmeleri halinde, kendilerine ve yakınlarına yönelik sıkılaştırılmış tedbirlerin uygulanmasına görevden ayrıldıkları veya niteliklerini kaybettikleri tarihten itibaren en az bir yıl süreyle devam edilir. Bu kural asgari bir süreyi işaret etmektedir. Eğer bir yıllık sürenin sonunda söz konusu kişilerle yürütülen iş ilişkisi veya işlemler halen risk teşkil etmeye devam ediyorsa, yükümlüler bu süreyi riskin mahiyetine göre uzatmak zorundadır. En az bir yıl ibaresi sınav testlerinde temel çeldirici olarak karşınıza çıkabilir. Dersimizin bir diğer temel ayağını, kripto varlık hizmet sağlayıcıların kendi müşterileriyle olan ilişkilerinde uygulamak zorunda oldukları sıkılaştırılmış tedbirler oluşturur. Mali Eylem Görev Gücünün yeni teknolojileri düzenleyen on beş numaralı tavsiyesi sanal varlıkların mali suçlarda kullanılmasını engellemek için etkili düzenleme ve denetim rejimleri kurulmasını emreder. Ülkemizde de yirmi sekiz Haziran iki bin yirmi beş tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan yirmi dokuz Sıra Numaralı Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği ile kripto varlık hizmet sağlayıcıların müşterilerine yönelik uygulayacağı sıkılaştırılmış tedbirlerin çerçevesi netleştirilmiştir. Uyum Yönetmeliğinin on üçüncü maddesi ve bu Tebliğ uyarınca platformlar, müşterileriyle iş ilişkisi tesisinde ve kimlik tespiti gerektiren işlemlerinde asgari olarak Tedbirler Yönetmeliğinin yirmi altı A maddesinde yer alan c, ç ve e bentlerini uygulamak zorundadır. Yani malvarlığı ve fon kaynağı araştırılacak, işlemin amacı sorulacak ve kontroller sıkılaştırılarak izleme faaliyetleri artırılacaktır. Kripto varlık transferlerinde şeffaflığı sağlamak amacıyla getirilen çok önemli bir biçimsel kural bulunmaktadır. Kripto varlık hizmet sağlayıcılar, platformları üzerinden gerçekleştirilen tüm kripto varlık transfer işlemlerinde müşteriden işlemin mahiyetine ilişkin en az yirmi karakter uzunluğunda bir işlem açıklaması temin etmek zorundadır. Bu açıklama yükümlülüğü istisnasız tüm transferler için geçerlidir ve yirmi karakterlik asgari sınır sınav açısından doğrudan bilinmesi gereken kesin bir teknik detaydır. Bunun yanı sıra platformlar, risk yönetim politikaları çerçevesinde işlem sayısı ve işlem tutarı sınırları belirlemekle yükümlüdür. Kripto varlık transferlerinde ve çekim işlemlerinde kötüye kullanımı engellemek için mevzuat iki aşamalı bir bekleme süresi kuralı getirmiştir. Platformlar, aracılık ettikleri kripto varlık çekim işlemlerinde, başka platformlara yapılan transferler de dahil olmak üzere, transfer edilecek kripto varlığın alım, takas veya yatırma işleminden en az kırk sekiz saat sonra çekilmesine izin verebilir. Bu genel kuraldır. Ancak müşteri platform nezdinde ilk kez bir kripto varlık çekim işlemi gerçekleştiriyorsa, bu süre en az yetmiş iki saat olarak uygulanır. Kripto varlık çekim işleminde standart bekleme süresinin en az kırk sekiz saat, ilk çekim işlemi için ise en az yetmiş iki saat olduğu hususu dikkat edilmesi gereken temel eşiklerdendir. Kripto varlık piyasalarında karşılaşılan bir diğer sıkılaştırılmış tedbir alanı, değeri referanslı istikrarlı kripto varlıklar, yani stabil kripto varlıklar için getirilen çekim limitleridir. Platformlar tarafından aracılık edilen ve bir veya birden fazla resmî para birimine, hakka veya bunların birleşimine referans vererek değerini sabit tutmayı amaçlayan stabil kripto varlık çekimlerinde standart sınırlar belirlenmiştir. Bu kapsamda başka platformlara transferler de dahil olmak üzere uygulanacak çekim limiti günlük üç bin Amerikan Doları ve aylık elli bin Amerikan Doları karşılığı tutardır. Ancak mevzuatta bu limitin esnetilebildiği bir istisna mevcuttur. Tedbirler Yönetmeliğinin yirmi dört A maddesinin birinci fıkrasında öngörülen kimlik tespiti ve müşterinin tanınması şartlarının tam olarak uygulanması durumunda bu limitler iki kat uygulanabilir. Sınavda stabil kripto varlık limitleri sorulduğunda standart limitin günlük üç bin Amerikan Doları ve aylık elli bin Amerikan Doları olduğu, belirli şartlarda bu sınırların iki kat olarak genişletilebileceği unutulmamalıdır. Kripto varlık piyasasının likidite ihtiyacını ve teknik işleyişini aksatmamak adına mevzuatımız belirli profesyonel aktörler için bu çekim sürelerinden ve çekim limitlerinden muafiyet tanınmasına imkan vermiştir. Likidite sağlayıcılığı, piyasa yapıcılığı veya piyasalar arası arbitraj işlemi yapan müşteriler için platformlar, bekleme süreleri ve çekim limitleri kurallarını uygulamayabilir. Ancak bu muafiyetin uygulanabilmesi son derece sıkı koşullara bağlanmıştır. İlk olarak platform, müşterinin tanınmasına ilişkin tüm tedbirleri eksiksiz almış olmalıdır. İkinci olarak varlıkların kaynağına ilişkin bilgiler ile banka veya diğer platform nezdindeki hesap detaylarını gösteren belgeleri periyodik olarak temin etmelidir. Üçüncü ve en önemli şekil şartı ise her bir müşteri için ayrı ayrı yönetim kurulu onayı alınmış olmasıdır. Muafiyet tanınan bu müşteriler platform tarafından sürekli izlenir. Yapılan işlemlerin likidite sağlayıcılığı, piyasa yapıcılığı veya arbitraj amacıyla yapılmadığı anlaşılırsa kırk sekiz saat ve yetmiş iki saatlik süre kuralları ile üç bin Amerikan Doları ve elli bin Amerikan Doları tutarındaki limit hükümleri derhal yeniden devreye sokulur. Ayrıca saklama kuruluşları ile platformlar arasında sermaye piyasası mevzuatından kaynaklanan transferlerde bu kısıtlamalar uygulanmaz; fakat saklama kuruluşlarının müşteriler nam veya hesabına yapacağı transferler kısıtlamalara tabidir. Bu bölümde incelediğimiz konuları toparlayacak olursak; sıkılaştırılmış tedbirler, risk temelli yaklaşımın bir gereği olarak yüksek riskli müşteri, coğrafya veya ürün gruplarında devreye giren önlemlerdir. Tedbirler Yönetmeliğinin yirmi altı A maddesinde sayılan yedi tedbir; ilave bilgi edinme, fon ve malvarlığı kaynağını araştırma, üst seviye görevli onayı alma, kontrolleri sıkılaştırma ve sürekli iş ilişkisinde ilk finansal hareketin başka bir finansal kuruluştan yapılmasını zorunlu kılma esasına dayanır. Terminal hizmetlerinde bankalar hariç a bendinden f bendine kadar tüm tedbirler asgari olarak uygulanır. Finansal kuruluşların kripto varlık hizmet sağlayıcılarla iş ilişkisi kurmasında ise c, ç ve e bentleri zorunlu olup işlem üst seviyedeki görevli onayına bağlanır ve sınırlandırmalar getirilir. Kamusal nüfuz sahibi kişiler yani PEP rejiminde; yabancı kamusal nüfuz sahibi kişiler için sıkılaştırılmış tedbirlerin doğrudan zorunlu olduğunu, yerli ve uluslararası kuruluş kamusal nüfuz sahibi kişilerinde ise sadece yüksek risk tespit edilmesi durumunda uygulandığını unutmamalıyız. Hayat sigortalarında PEP tespiti en geç tazminat veya hak ödeme anında yapılır. Kamusal nüfuz sahibi kişilerin görevden ayrılmasından itibaren tedbirlere en az bir yıl süreyle devam edilir ve risk varsa bu süre uzatılır. Kripto varlık transferlerinde en az yirmi karakter uzunluğunda işlem açıklaması zorunludur. Kripto varlık çekimlerinde genel bekleme süresi en az kırk sekiz saat, ilk çekim işlemlerinde ise en az yetmiş iki saattir. Stabil kripto varlıklarda günlük çekim sınırı üç bin Amerikan Doları, aylık çekim sınırı elli bin Amerikan Doları olup şartlar sağlandığında iki kat uygulanabilir. Likidite sağlayıcıları, piyasa yapıcıları ve arbitraj işlemleri için ise yönetim kurulu kararıyla bu kısıtlamalardan muafiyet tanınması mümkündür. Böylece müşterinin tanınması kapsamında sıkılaştırılmış tedbirler, kripto varlık hizmet sağlayıcı kuralları ve kamusal nüfuz sahibi kişilere ilişkin yükümlülükleri tamamlamış olduk. Bir sonraki dersimizde ulusal mevzuatımızın ve uluslararası işbirliklerinin bir diğer önemli konusu olan UKT genel esaslarını ele alacağız.

Uzaktan Kimlik Tespiti ve Teknik Doğrulama Esasları Premium

Önceki dersimizde incelediğimiz sıkılaştırılmış tedbirler konusunun ardından, bu dersimizde uzaktan kimlik tespitine ilişkin genel esasları ele alacağız. Uzaktan kimlik tespitinin temel hukuki dayanağını Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Yönetmeliğinin 6A maddesi ile on dokuz sıra numaralı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, kısa adıyla MASAK Genel Tebliği oluşturmaktadır. Buna göre yükümlüler, kendi asli faaliyet alanlarına ilişkin mevzuatta müşteri ile yüz yüze gelinmeksizin kimliğin doğrulanmasına imkan veren yöntemlerle sözleşme kurulmasına cevaz verilmiş olması kaydıyla bu süreci işletebilirler. Uzaktan kimlik tespiti yalnızca sürekli iş ilişkisi tesisinde müşteri kimliğinin doğrulanması amacıyla kullanılır. Sürecin temel karakteristiği; işlemlerin çevrimiçi, kesintisiz, görüntülü ve gerçek zamanlı olarak yürütülmesidir. Ayrıca uzaktan kimlik tespiti süreci, müşteriyle sürekli iş ilişkisi kurulmadan önce mutlak surette tamamlanmalıdır. Yüz yüze kimlik tespitinde aranan imza örneği alınması zorunluluğu, uzaktan kimlik tespitinde aranmaz; yani bu süreçte imza örneği alınması zorunlu değildir. Süreç kapsamında temin edilen her türlü bilgi, teyit belgesi ve kayıt, talep edildiğinde yetkili mercilere sunulabilecek ve denetlenebilirliği sağlayacak şekilde muhafaza edilir. Uzaktan kimlik tespitinde hizmet alımı ve teknolojik altyapı standartları mevzuatta belirli teknik kurallara bağlanmıştır. Kimlik tespiti sürecinin kısmen veya tamamen dışarıdan hizmet alımı yoluyla yürütülmesi durumunda, hizmet sunucunun TS EN ISO ya da IEC yirmi yedi bin bir Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi sertifikasına sahip olması zorunludur. Uzaktan kimlik tespitinde müşteri temsilcisinin işlemlerinin yürütülmesinde veya desteklenmesinde yapay zeka temelli uygulamalardan yararlanılabilir. Canlılık testi ve yüz karşılaştırmasında kullanılan yapay zeka algoritmalarının güvenilirliği için mevzuat çok açık bir eşik belirlemiştir. Buna göre, kullanılan yapay zeka algoritmasının yanlış onay vakasının on milyonda birin altında olduğunu gösteren Türk Standardları Enstitüsü, yani TSE raporunun bulunması şarttır. Şayet yapay zeka algoritması yabancı menşeli bir kuruluştan temin ediliyorsa ve bu kuruluş uluslararası geçerliliği bulunan bir sertifikaya sahipse TSE raporu aranmaz. Biyometrik karşılaştırma ve canlılık testlerinde yüz görüntüsünün kimlik belgesiyle eşleştirilmesinde öncelik temassız yongadaki, yani yakın alan iletişimi sağlayan çipteki fotoğraftadır. Çipten fotoğraf alınamaması halinde ise kimlik belgesi üzerinde yer alan fiziki fotoğraf esas alınır. Gerçek kişilerin uzaktan kimlik tespiti Tebliğin 4A maddesinde düzenlenmiş olup bu maddedeki doğrulama basamakları sınav açısından son derece önemlidir. Gerçek kişi veya gerçek kişi tacirlerin kimlik doğrulamasında Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı Yönetmeliğinde tanımlanan kimlik kartı kullanılır. Kimlik belgesi öncelikle yakın alan iletişimi, kısa adıyla NFC teknolojisi kullanılarak doğrulanır. Eğer teknik yetersizlik veya cihaz uyumsuzluğu nedeniyle kimlik belgesi yakın alan iletişimi ile doğrulanamazsa, belgede yer alan güvenlik unsurlarından en az dört adedinin şekil ve içerik bakımından doğrulanması şarttır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, yakın alan iletişimi sağlanamadığında rastgele bir inceleme değil, mevzuatta açıkça belirtilen en az dört güvenlik unsurunun hem biçimsel hem de içerik yönünden teyidinin aranmasıdır. Bununla birlikte, gerçek kişilerden alınan kimlik ve yerleşim yeri adres bilgileri, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü kimlik paylaşım sistemi, kısa adıyla KPS veri tabanı üzerinden sorgulanarak teyit edilmek zorundadır. Sürecin güvenliğini tamamlamak adına, elektronik haberleşme işletmecileri vasıtasıyla müşteriye o işleme özgü tek kullanımlık şifre iletilir ve bu şifrenin sistemde onaylanmasıyla kişinin cep telefonu numarası kesin olarak doğrulanır. Tebliğin 4B maddesi uyarınca ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerin uzaktan kimlik tespitinde unvan, ticaret sicil numarası, faaliyet konusu ve adres bilgileri Merkezi Sicil Kayıt Sistemi, yani MERSİS ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi üzerinden teyit edilir. Tüzel kişinin vergi kimlik numarası ise doğrudan Gelir İdaresi Başkanlığının veri tabanındaki güncel kayıtlar vasıtasıyla doğrulanır. Tüzel kişiliği temsile yetkili kişilerin kimlik tespiti ise Tebliğin dört. ve 4A maddesinde sayılan usul ve yöntemlere göre gerçekleştirilir. Burada pratik bir kural mevcuttur; tüzel kişiyi temsile yetkili kişi hâlihazırda o yükümlünün müşterisi ise, temsilcisi olduğu şirkete ilişkin sürekli iş ilişkisi tesis talebini doğrudan kullanımına açık olan internet şubesi ya da mobil bankacılık oturumu üzerinden yapabilir. Bu durumda temsilcinin kimliği söz konusu uygulama oturumu üzerinden doğrulanır ve tüzel kişinin kimlik tespit süreci kesintisiz şekilde devam eder. Temsil yetkisi sicil kayıtlarıyla eşleştirilir, ihtiyaç duyulması halinde imza sirküleri teyidi yapılır ve gerçek faydalanıcının tanınmasına yönelik gerekli tedbirler titizlikle uygulanır. Mevzuatımıza sonradan eklenen ve Tebliğin 4C maddesinde düzenlenen pasaportla uzaktan kimlik tespiti, Türk uyruklu olmayan yabancı gerçek kişilerin müşteri kabulünü kapsar. Pasaportla kimlik tespitinde Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatının dokuz bin üç yüz üç sayılı standardına uygun ve yakın alan iletişimi özelliği olan pasaport kullanılması zorunludur. Burada Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından çok önemli bir fark bulunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartında yakın alan iletişimi çalışmadığında en az dört güvenlik unsuruyla işleme devam edilebilirken, pasaport ile uzaktan kimlik tespitinde pasaportun yongasındaki bilgilerin yakın alan iletişimi ile doğrulanamaması halinde uzaktan kimlik tespiti yoluyla kesinlikle iş ilişkisi kurulamaz. Bir diğer hayati fark ise pasaportla kimlik tespitinde kimlik paylaşım sistemi teyidinin aranmamasıdır. Bu süreç, yabancı pasaportlar konusunda özel olarak eğitilmiş personel tarafından görüntülü görüşmeyle yürütülür; ancak bu durum canlılık testi ve yüz karşılaştırmasında onaylı yapay zeka uygulamalarının kullanılmasına engel değildir. Pasaportla uzaktan kimlik tespitinde müşteri kabulü esnasında finansal güvenliği sağlamak amacıyla özel doğrulama transferi ve sıkı kısıtlamalar getirilmiştir. Bu kapsamda, müşterinin kimlik bilgileriyle birebir uyumlu olacak biçimde, yurt içinde veya yurt dışında mukim bir banka hesabından ya da kendi adına açılmış banka veya kredi kartından doğrulama transferi yapılması zorunludur. Doğrulama amacıyla yapılan para transferi mesajlarındaki ayırt edici bilgiler ile müşterinin sunduğu bilgiler eşleştirilmeden hesap üzerinden başka hiçbir işlem gerçekleştirilemez. Pasaportla açılan bu hesaplara yönelik çok katı transfer kısıtlamaları uygulanır; hesaba yalnızca kişinin yurt dışında kendi adına açılmış banka hesaplarından para gönderilebilir ve bu hesaptan yurt dışına para çıkışı sadece ve sadece yine söz konusu kişinin kendi adına kayıtlı banka hesaplarına yapılabilir. Adres teyidi konusunda da kesin bir süre öngörülmüştür. Uzaktan kimlik tespiti kapsamında alınan adres bilgisinin, yerleşim yeri belgesi ya da işlem tarihinden önceki son üç ay içinde düzenlenmiş fatura veya kamu belgesi üzerinden en geç üç ay içerisinde teyit edilmesi mecburidir. Bu üç aylık süre dolmadan önce veya adres teyidi resmi olarak tamamlanmadan önce hesaptan para transferi ve nakit çekim yapılması kesinlikle yasaktır. Yükümlülerin pasaportla uzaktan kimlik tespiti yaparken dikkat etmesi gereken idari yükümlülükler de mevzuatta açıkça belirlenmiştir. Yükümlüler kendi risk değerlendirmelerinde riskli olarak belirledikleri ülkelerin vatandaşlarını pasaportla uzaktan kimlik tespiti yöntemiyle kesinlikle müşteri olarak kabul edemezler. Bu yöntemle müşteri kabulüne başlayacak olan yükümlüler, aldıkları tedbirleri, oluşturdukları risk yönetimi prosedürlerini ve uygulama rehberlerini, müşteri kabulüne başlamalarından itibaren bir ay içerisinde MASAK Başkanlığına bildirmek zorundadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bu bir aylık bildirim süresidir. Pasaportla kimlik tespiti yapılan yabancı kişinin ilerleyen süreçte Türk vatandaşlığını kazanması veya Türkiye Cumhuriyeti kanunları uyarınca vergi mükellefiyeti tesis edilmesi durumunda kimlik kartı veya vergi kimlik numarası gecikmeksizin elektronik ortamda temin edilerek mevcut müşteri bilgileriyle derhal ilişkilendirilir. Özetlemek gerekirse, uzaktan kimlik tespiti sürecinde çevrimiçi, görüntülü ve kesintisiz iletişim esastır; imza örneği aranmazken TS EN ISO ya da IEC yirmi yedi bin bir sertifikası ve yapay zekada on milyonda bir yanlış onay TSE raporu kriteri zorunludur. Gerçek kişilerde yakın alan iletişimi doğrulanamazsa en az dört güvenlik unsuru ve kimlik paylaşım sistemi şarttır; pasaportta ise yakın alan iletişimi zorunlu olup kimlik paylaşım sistemi teyidi aranmaz, en geç üç ay içinde adres teyidi ve bir ay içinde MASAK bildirimi yapılması şarttır. Bu genel esaslar sınavda karşınıza çıkacak temel kavramları ve teknik ayrımları bütünüyle kavramanızı sağlar. Bir sonraki dersimizde, uzaktan kimlik tespitinde sıkılaştırılmış tedbirler ve risk yönetimi adımlarını ayrıntılarıyla incelemeye devam edeceğiz.

MASAK Uzaktan Kimlik Tespitinde Sıkılaştırılmış Tedbirler Premium

Bir önceki dersimizde ele aldığımız uzaktan kimlik tespitinin genel esaslarının ardından, şimdi uzaktan kimlik tespitinde alınması gereken sıkılaştırılmış tedbirler ve yükümlü sektörler itibarıyla getirilen özel düzenlemeler konusuna geçiyoruz. Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, kısa adıyla MASAK tarafından yayımlanan on dokuz sıra numaralı Genel Tebliğin dördüncü maddesi uyarınca, uzaktan kimlik tespiti yöntemiyle sürekli iş ilişkisi tesis edilirken müşteri ve hizmet riski ile Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin on sekiz. ve yirminci maddelerinde yer alan tedbirler eksiksiz şekilde dikkate alınır. Yüz yüze temasın bulunmadığı bu yöntemde doğal olarak ortaya çıkan yüksek risk ortamı nedeniyle, yükümlü kuruluşlar risk temelli bir yaklaşımla sıkılaştırılmış tedbirler uygulamak zorundadır. Sınavda bu sıkılaştırılmış tedbirlerin uygulanma şartları ve yükümlülerin sorumlulukları sıklıkla soru olarak karşımıza çıkmaktadır. Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği on dokuz sıra numaralı Tebliğin altıncı maddesi gereğince, müşterinin uzaktan kimlik tespiti başvurusu ile birlikte müşteri profilinin oluşturulması ve risk değerlendirmesinin yapılması zorunludur. Bu kapsamda, Tedbirler Yönetmeliğinin altı. ve yedinci maddelerinde yer alan genel kimlik bilgilerine ilave olarak asgari müşteri profili bilgileri eksiksiz şekilde temin edilmelidir. Alınması zorunlu olan bu asgari müşteri profili bilgileri; iş ilişkisinin amacı ve mahiyeti yani hesap açma amacı ile talep edilen ürünler, işleme konu malvarlığının ve müşteriye ait fonların kaynağı, müşterinin ortalama gelir bilgisi ve açılacak hesabın aylık tahmini işlem hacmi ile işlem sayısı bilgilerinden oluşur. Bu bilgilerin alınması uzaktan kimlik tespitinin başlangıç aşamasındaki yasal bir zorunluluktur ve sınav açısından doğrudan soru potansiyeli taşır. Uzaktan kimlik tespitinde uygulanan sıkılaştırılmış tedbirler kapsamında yükümlüler, tespit edilen risk düzeyiyle orantılı olarak belirli mekanizmaları hayata geçirirler. Bu tedbirler arasında; müşteri hakkında ilave bilgi edinmek, müşteri ve gerçek faydalanıcının kimlik bilgilerini daha sık güncellemek, iş ilişkisine girilmesini veya sürdürülmesini üst seviyedeki görevlinin onayına bağlamak, kontrollerin sayı ve sıklığını artırarak iş ilişkisini sıkı gözetim altında tutmak, müşterinin mali profiline ve faaliyetlerine uygun olmayan işlemleri yakından izlemek ile tutar ve işlem sayısı limitleri belirlemek yer alır. Sınavda özellikle dikkat edilmesi gereken temel bir kural bulunmaktadır. Uzaktan kimlik tespiti yoluyla kurulan sürekli iş ilişkisinde müteakip işlemlerden herhangi birinin yükümlüyle yüz yüze gerçekleştirilmesi halinde, mevzuatın genel usulüne göre kimlik tespiti yapılır ve müşterinin ıslak imza örneği mutlaka alınır. Önemli bir diğer sıkılaştırılmış kural ise finansal hareketlerin başlangıç noktasına ilişkindir. Uzaktan kimlik tespiti sürecinde kimlik belgesinin yakın alan iletişimi yani NFC kullanılarak doğrulanamaması halinde, sürekli iş ilişkisi tesisi öncesinde ilk finansal hareketin, müşterinin tanınmasına ilişkin esasların uygulandığı bir başka finansal kuruluştaki müşterinin kendi hesabından yapılması zorunludur. Ayrıca kripto varlık sektörüne özgü çok kesin bir yasak getirilmiştir. Gizlilik tabanlı kripto varlıkların alım satımına veya saklanmasına aracılık eden kripto varlık hizmet sağlayıcıların uzaktan kimlik tespiti yapması kesin olarak yasaklanmıştır. Kripto varlık hizmet sağlayıcılar nezdinde sürekli iş ilişkisi tesisinde ilk finansal hareket dahil olmak üzere tüm para yatırma ve çekme işlemlerinin, müşterinin kimlik bilgileriyle birebir uyumlu bir banka hesabı veya kredi kartı hesabı aracılığıyla yapılması kanuni bir mecburiyettir. Şimdi bankalarda uzaktan kimlik tespiti uygulamasına ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu mevzuatına odaklanalım. Bankalarda uzaktan kimlik tespiti, müşteri temsilcisi ile kişinin fiziksel olarak aynı ortamda bulunmasına gerek olmaksızın çevrim içi görüntülü görüşme yapması suretiyle gerçekleştirilir. Buradaki en kritik prensip, kritik işlem ilkesidir. Uzaktan kimlik tespiti işlemi kritik bir işlem olarak değerlendirilir ve işlemin bilgi teknolojileri veya müşteri temsilcisi tarafından tek başına başlatılmasına, onaylanmasına ve tamamlanmasına asla izin verilmez. Süreç kişi tarafından başlatılır, bilgi teknolojileri tarafından uygulanan kontrollerle yürütülür ve müşteri temsilcisinin yapacağı onaylama ile ek kontroller sonucunda tamamlanır. Müşteri temsilcisi işlemi riskli bulursa süreç ikinci bir onaya gönderilir veya tamamen sonlandırılır. Ayrıca bankaların uzaktan kimlik tespitine ilişkin sistem ve süreçleri, Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik, kısa adıyla BSEBY’nin yirmi dokuzuncu maddesinin onuncu fıkrası kapsamında yüksek güvenlikli kritik bilgi sistemleri olarak kabul edilir. Süreç gözden geçirme periyotları dikkat edilmesi gereken teknik süreler arasındadır. Bankalarda ve sermaye piyasası kuruluşlarında uzaktan kimlik tespiti süreç ve prosedürleri yılda en az iki defa düzenli olarak gözden geçirilir ve prosedür test sıklığı kuralı gereğince test edilerek sonuçları yazılı hale getirilir. Uzaktan kimlik tespitini yapacak personelin eğitimi ise yılda en az bir defa ve sistemsel her güncelleme sonrasında kişisel verilerin korunması mevzuatı da dahil edilerek yinelenir. Öte yandan finansal kiralama, faktoring, finansman ve tasarruf finansman şirketlerinde ise uzaktan kimlik tespiti süreci yılda en az bir defa gözden geçirilir ve müşteri temsilcileri de yılda en az bir defa eğitilir. Bu iki farklı sektör arasındaki süre ayrımı sınavda ayırt edici bir bilgidir. Uzaktan kimlik tespitinin görüntülü görüşme aşaması, kişi ile personel arasında gerçek zamanlı, kesintisiz, uçtan uca güvenli şifreleme ile gerçekleştirilen ve yeterli görsel ile işitsel kaliteye sahip olan bir süreçtir. Bu süreçte kişisel verilerin korunması bakımından katı bir sınır çizilmiştir. Kişinin uzaktan kimlik tespitinin yapılması amacıyla özel nitelikli kişisel verilerden yalnızca ve sadece biyometrik verisi kullanılabilir ve bunun için elektronik ortamda açık rıza alınması şarttır. Kimlik avı, sosyal mühendislik ve baskı risklerine karşı müşteri temsilcisinin soracağı sorular önceden belirlenir; suistimalleri önlemek adına belirli bir kişinin belirli bir personele atanmasını engelleyen mekanizmalar kurulur ve soruların sırası değişkenlik arz eder. Ayrıca SMS OTP doğrulaması kapsamında, kişiye merkezi olarak üretilen tek kullanımlık şifre gönderilir ve bu şifrenin çevrim içi uygulama ara yüzünden geri gönderilmesi suretiyle kişinin cep telefonu numarası doğrulanır. Kimlik belgesinin doğrulanmasında yakın alan iletişimi yani NFC teknolojisinin kullanılması esastır. NFC, kimlik belgesinin temassız yongasındaki bilgilerin yetkili makamca verildiğini, verilerin değiştirilmediğini ve yonga üzerindeki şifreleme anahtarlarının kopyalanmadığını kontrol ederek doğrulamayı sağlar. Ancak NFC çalışmazsa veya kullanılamazsa görsel güvenlik unsurları kuralı devreye girer. Bu durumda, beyaz ışık altında kontrol edilen görsel güvenlik unsurlarından en az dört adedinin şekil ve içerik yönünden doğrulanması zorunludur. Bu aşamada kişiden kimlik belgesini kameraya doğru eğmesi veya rastgele belirlenen güvenlik ögelerine parmağını koyması istenir. Sadece görsel güvenlik unsurlarının doğrulanması durumunda, bankalarda ve sermaye piyasalarında sürekli iş ilişkisi tesis edilmeden önce ilk finansal hareketin kişinin başka bir finansal kuruluştaki kendi hesabından yapılması zorunlu tutulur. Kimliği tespit edilecek kişinin canlılığının teyidi sürecinde sahte yüz yani deepfake teknolojisine karşı ilave tedbirler alınır ve canlılık testi uygulanır. Canlılık testi ve öngörülemezlik kuralı doğrultusunda, kimliği tespit edilecek kişiye üçüncü taraflarca tahmin edilemeyecek rastgele yönlendirmeler yapılır; anlık çekilen en az üç görüntü üzerinden kontrol gerçekleştirilir ve önceden kaydedilmiş herhangi bir medyanın sürece dahil edilmesi kesin olarak engellenir. Kişinin yüzü ile kimlik belgesindeki fotoğraf arasında biyometrik karşılaştırma yapılır. Tüzel kişilerin uzaktan kimlik tespitinde ise tüzel kişiyi müştereken temsile yetkili birden fazla kişi varsa bunların kimlik tespiti aynı oturumda veya farklı zamanlarda yapılabilir. Temsil yetkisi MERSİS ve Ticaret Sicili Gazetesi üzerinden teyit edilir. Tüzel kişi temsilcisi bankanın mevcut müşterisi ise ve internet bankacılığı ya da mobil bankacılıkta oturum açmışsa kimlik tespiti şartı mevzuat gereğince yerine getirilmiş sayılır. Finansal kiralama, faktoring, finansman ve tasarruf finansman şirketlerinde elektronik ortamda sözleşme kurulurken iki bileşenli kimlik doğrulama mekanizması zorunludur. Bu mekanizma, müşterinin bildiği, müşterinin sahip olduğu ve müşterinin biyometrik bir karakteristiği olan sınıflardan birbirinden bağımsız farklı ikisine ait unsurların kullanılmasını gerektirir. Burada iki bileşenli doğrulama eşdeğerliği ilkesi geçerlidir. Mobil uygulamalarda uygulama PIN kodunun veya biyometrik bileşenin şifreleme anahtarı ile birleşerek eşsiz bilginin şirket nezdinde çevrim içi doğrulanması iki bileşenli doğrulamaya eşdeğer kabul edilir. Sınavda özellikle sorulan yasaklı kimlik doğrulama verileri kuralına göre; resmi kimlik belgesi üzerindeki bilgiler ile anne kızlık soyadı elektronik ortamda hiçbir aşamada kimlik doğrulama unsuru olarak kullanılamaz. Güvenlik sorusu kriteri uyarınca ise, müşterinin bildiği unsur olarak seçilen güvenlik sorusu resmi kimlik belgesindeki bilgilere ilişkin olamaz ve cevabı bizzat müşteri tarafından belirlenmelidir. Mobil bankacılık ve finansal uygulamalarda güvenlik seviyesini artıran iki kritik kısıtlama mevcuttur. İlki SMS OTP yasağıdır. Mobil uygulamasını yükleyip aktifleştiren müşterilere oturum açma veya işlem doğrulama esnasında SMS ile tek kullanımlık şifre gönderilmesi ve bunun bir doğrulama unsuru olarak kullanılması kesinlikle yasaktır. SMS yalnızca uygulamanın ilk kurulumu veya yeniden aktifleştirilmesinde kullanılabilir. İkincisi ise SIM kart değişikliği kuralıdır. SIM kart değişikliği yapan veya numarasını başka operatöre taşıyan müşterilerin SIM karta dayalı doğrulama unsurları, bu değişiklik teyit edilene kadar doksan gün boyunca elektronik ortamdaki hizmetlerde kullanılamaz. Yapay zekâ uygulamalarına ilişkin olarak da mevzuatta açık bir sınır çizilmiştir. Finansal kiralama, faktoring, finansman ve tasarruf finansman şirketlerinde müşteri temsilcisinin yapacağı işlemlerin yapay zekâ temelli yöntemlerle yürütülebilmesine ilişkin olarak Kurul yetkisindeki üst sınır yedi bin beş yüz Türk Lirası olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla azami yedi bin beş yüz Türk Lirası tutarını aşmayan işlemlerde Kurul kararıyla müşteri temsilcisi yerine yapay zekâ kullanılabilir; ancak yedi bin beş yüz Türk Lirası üzerindeki işlemlerde müşteri temsilcisi yerine tek başına yapay zekâ kullanılması hukuken mümkün değildir. Ödeme ve elektronik para kuruluşlarında uzaktan kimlik tespitinde de benzer sıkı kurallar geçerlidir. NFC önceliği ve alternatifleri kuralı uyarınca kimlik belgesinin doğrulanmasında NFC esastır. Yakın alan iletişimi çalışmazsa belge verilerinin doğruluğu optik karakter tanıma yani OCR, kart okuyucu veya MASAK görüşü alınarak Merkez Bankası tarafından onaylanan diğer yöntemlerden en az biri kullanılarak kontrol edilir. Personelin manuel müdahalesinin bulunduğu tüm süreçlerde görevler ayrılığı ilkesi geçerlidir; süreç tek bir kişi tarafından başlatılamaz, onaylanamaz ve tamamlanamaz. Ödeme kuruluşlarında da sistemler kritik bilgi sistemi olarak kabul edilir ve süreçler yılda en az iki defa test edilir. Anonim ön ödemeli araçlar ile sürekli iş ilişkisi doğurmayan tek seferlik ödeme işlemleri ise ilgili Tebliğin yirmi ikinci maddesinin birinci fıkrasındaki uzaktan kimlik tespiti kurallarından istisna tutulmuştur. Bütün yükümlü sektörler için geçerli olan en temel ilke, farklı risk profili ve ispat yükü kuralıdır. Yükümlü kuruluşlar uzaktan kimlik tespiti yoluyla edindikleri müşterileri mutlaka farklı bir risk profilinde izlemek ve işlem türü ile tutarına göre ilave kontroller uygulamak zorundadır. Uzaktan kimlik tespitinde kullanılan çözümlerin kişiyi yanlış tespit riskini en aza indirmesinden yükümlü kuruluş sorumludur. Müşteriye veya üçüncü kişilere yükümlülük doğuran işlemlerde itiraz halinde mevzuata uygun işlem tesis edildiğinin ispat yükümlülüğü her zaman yükümlü kuruluşa aittir. Tebliğ şartlarına aykırı kurulan sözleşmelerden kaynaklanan yetkilendirilmemiş veya hatalı tüm sorunlu işlemlerden doğrudan ilgili kuruluş sorumlu tutulur. Özetlemek gerekirse, uzaktan kimlik tespitinde risk temelli sıkılaştırılmış tedbirlerin uygulanması, kritik işlem ve görevler ayrılığı ilkelerine uyulması, NFC önceliği ve alternatifinde en az dört görsel güvenlik unsurunun aranması, anne kızlık soyadı ve kimlik bilgilerinin doğrulama unsuru yapılmaması, SIM kart değişikliğinde uygulanan doksan günlük kısıt ve yapay zekâ kullanımındaki yedi bin beş yüz Türk Lirası sınırı mevzuatın temel taşlarını oluşturmaktadır. Bu bilgilerle birlikte müşterinin tanınması ve uzaktan kimlik tespiti süreçlerini kapsayan Modül iki ders anlatımımızı başarıyla tamamlamış bulunuyoruz. Sınavınızda başarılar dilerim.

Bu dersin ilk 5 dakikası ücretsiz

Her dersin ilk 5 dakikasını ücretsiz dinleyebilirsin. Bu dersin kalan 226 dakikası ve tüm bölümler için premium lisans gerekli.

Lisans Satın Al

Premium ile Tam Erişim

Bu dersin ilk 5 dakikası ücretsiz. Tamamını dinlemek için lisans satın alın.

Paketleri görüntüle